Hür HABER - Türkiye'nin Online Haber Platformu

Hür HABER - Türkiye'nin Online Haber Platformu

Hür Haber, Türkiye ve dünyadan önemli olan Son dakika, Güncel, Teknoloji, Magazin ve Siyaset haberlerini okuyabilirsiniz.

SON DAKİKA
Sol Ok
Sağ Ok
Menü
Ara
Facebook Twitter
ANASAYFAGÜNDEMSİYASETSPOREKONOMİ SEYAHAT TEKNOLOJİ YAZARLAR FOTO VİDEO

Cevdet Akbay

Gülen Cemaati Ayağına Değil, Kafasına Sıktı!

Facebook Twitter Linkedin WhatsApp Tumblr Yazdır Büyüt Küçült
Halkın ferasetine güvenmeli, kararı karşısında şapka çıkartmalı.Nerede nasıl davranacağını, ne zaman ne yapacağını, kime oy verip kimi sandığa gömeceğini çok iyi bilir.

Erdoğan’ın her seçimden güçlenerek çıkması, halkın nabzını tutup ona göre söylem ve eylem geliştirmesinden.Bunu, seçimi kazanmak için değil, içinden geldiği için, parçası olduğu halka hürmetini göstermek için yapıyor.Halkı kendisine göre değil, kendisini halka göre ayarlıyor.

Seçim meydanlarında “ben sizin hizmetkârınızım” derken samimi duygularını ifade ediyor; içinden geleni söylüyor.Bunu icraatlarıyla destekliyor.Attığı her adım halka hizmet amaçlıdır.

CHP zihniyetinde halkı küçük görme; Gülenizm zihniyetinde ise “seçilmişlik sanrısı” (Allah tarafından seçilmiş olduğu kuruntusu) olduğu için Kemal Kılıçdaroğlu ve Fethullah Gülen’den “ben sizin hizmetkârınızım” hitabını duyamıyoruz.Duyamayız.

Erdoğan’ın bir diğer özelliği, halkın emanetine sahip çıkarak siyaset dışı baskılara boyun eğmemesi.Halk, emanetine sahip çıkan Erdoğan’ı seviyor; sevgisini, desteğini her seçimde artırarak gösteriyor.

Erdoğan, 27 Nisan 2007’de askeri cuntanın muhtıra niyetiyle yayınladığı bildiriyi, karşı bir bildiriyle paçavraya çevirdiği ve çözüm olarak halkın hakemliğine başvurduğu için halkın gönlündeki yerini korumaya devam etti.

30 Mart 2014’teki başarısının bir miktarını da, siyaset dışı müdahalede askeri cuntanın yerine geçen Gülen Cemaati’nin 7 Şubat ve 17 Aralık darbe girişimlerine karşı dik duruşuna, verdiği sert tepkiye ve bu gayri meşru ve gayri ahlaki kalkışmaya karşı aldığı önlemlere bağlayabiliriz.

Erdoğan, Gülen Cemaati’nin, yeni ismiyle Paralel Yapı’nın, darbe girişimine karşı sessiz kalsaydı, hem bu yapı tarafından alaşağı edilecek, hem de emanatine sahip çıkmadığı için halk tarafından cezalandırılacaktı 30 Mart’ta.

30 Mart’ın en büyük kaybedeni Fethullah Gülen'dir

Seçimin birkaç kazananı var şüphesiz; bir önceki yerel seçime göre oylarını birkaç puan artıran AK Parti kazananların başında gelir.Seçimin en büyük kaybedeni ise, daha doğrusu muflisi ise, F. Gülen ve Cemaati’dir.

Cemaat’e kaybettiren etkenlerin başında, “seçilmişlik sanrısı”ndan kaynaklanan kendisini dev aynasında görmesi, herşeyi/herkesi kontrol etme ihtirası, güce karşı olan zaafı, lokal ve global güçlerle olan karanlık ilişkisi, Erdoğan’a karşı olan gereksiz ve dengesiz düşmanlığı gelir.

30 Mart seçim sonuçlarıyla şunu gördük: “AK Parti, iktidarını bize borçludur; Cemaat desteğini çekerse AK Parti çöker” diyen Cemaat’in seçmen nezdinde yüzde 1’lik bile bir ağırlığının olmadığı ortaya çıktı.

Cemaat’in, sermayesi fakir fukaradan gelen medya, eğitim kurumları, sivil toplum kuruluşu, ticari araçlara ve çoğu gayri meşru ve gayri ahlaki yöntemlerle bürokrasiye yerleştirdiği elemanlara haddinden fazla güvendiği, ama halk iradesine karşı hiçbirinin bir işe yaramadığı ortaya çıktı.

CHP’ye oy vermeyip kendisine hizmet eden AK Parti’yi desteklemeye devam eden cemaat tabanının, F. Gülen ve etrafındaki kadroya nazaran daha feraset sahibi olduğu ortaya çıktı.

En önemlisi de şu: Cemaat’in ne CHP ve MHP’ye elle tutulur bir faydası oldu, ne de AK Parti’ye bir zararı dokundu. En büyük zararı kendisine verdi. Kendisine ihanet eden bu yapıya hükümet güvenmez; hükümetin arkasındaki halk güvenmez. Hatta, CHP ve MHP kendisine şüpheyle bakacak.En önemlisi, beceriksizliği ortaya çıkan bu yapıya ne lokal ne de global güçler güvenir artık.

Hatasız Olduğuna İnanan F. Gülen ve Cemaati’yle Diyalog Mümkün Değil

Hükümet efradı dahil halkın gönlünde çok muteber bir mevkiye sahip olabilecek iken, sefalet içine düşen F. Gülen ve Cemaat’in durumunu, Bediüzzaman Said Nursi’nin “mü'minde hırs, sebeb-i hasârettir ve sefalettir” ifadesi çok güzel özetliyor.Hırs, zarara, iflasa ve sefalete sebeptir.

Cemaat, hatasını anlayıp kendisini toparlar mı?Tekrar hizmete mi dönecek yoksa iç ve dış karanlık mihrakların operasyonel aracı ve tetikçisi olarak hezimete devam mı edecek?

F. Gülen ve etrafındaki şahin ekibin içinde bulundukları ruh yapısına bakılırsa, hatalarından döneceklerine pek ihtimal vermiyorum çünkü kendilerini hatadan uzak görüyorlar. Hatta, hatayı, şamarını yediği halkta görüyorlar!

Allah’ın, kâinatı kendisi için devam ettirdiğine inanan, kendisini Hz. Peygamber ve Hz. İsa mertebesinde gören, “ben öfkelendiğim zaman dışarıda fırtına olur” diyen F. Gülen ’e, “ben hata ettim” dedirtemezsiniz. Etrafındaki şahin ekip de en az F. Gülen kadar realiteden kopuk yaşamaktadır.

F. Gülen ve etrafını saran ekip Hizmet Hareketi’ni uçurumun ucuna doğru ittiriyorlar. Birçok feraset sahibi Cemaat mensubu tasfiye edildiği veya sindirildiği için Cemaat içinden birileri çıkıp “Ne yapıyorsunuz? Uçurumdan aşağı düşeceğiz!” diyemiyorlar, demeye cesaret edemiyorlar.

Hükümetin Cemaat’le Barışması F. Gülen’in Kenara Çekilmesine Bağlı

Hüseyin Gülerce, Cemaat’in yanlış yolda olduğunu gören, F. Gülen’e olan saygısından dolayı zigzaglı bir duruş sergilese de zaman zaman samimi ikazlarda bulunan kişilerin başında gelir.

İnternet Haber’in sahibi Hadi Özışık’a konuşan Gülerce'ye göre, "Cemaat 4 önemli yanlış yaptı!"

“BİR- Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı'na savaş açtı. Gezi'den itibaren Başbakan'a hakaret etmeye başladılar.İKİ- Üslubumuzu kaybettik.Namus bildiğimiz üslubumuz.Biz bunu bıraktık hükümetle savaşa girdik, diyaloğu bıraktık çatışmacı dil kullandık. ÜÇ- Siyasallaştık. CHP için kapı kapı dolaşıp oy istedik.DÖRT- Hizmet hep çoğunlukla hareket etti.Hep öyle yoluna devam etti.İlk defa çoğunluğun karşısına çıktı ve kaybetti. Orjinalini kaybetti, yara aldı.”

Gülerce, bu yanlışın Hizmet'i temsil vasfı olmayan kişiler tarafından yapıldığını vurguluyor ama herşeyin bizzat F. Gülen’in bilgisi ve direktifiyle olduğunu, Gülen’e olan saygısından dolayı dillendiremiyor.

Hizmetin yara almasına sebep olan, Hizmet'i tanınmaz hale getiren, insanların güvenini sarsan, hoşgörüyü nefretle dönüştüren, diyaloğu çatışmaya feda eden, insanların gönlüne girme hedefini zenginlerin gönlüne girmeye değiştiren bizzat F. Gülen ve etrafındaki derin ekiptir.

Gülerce “Başbakan'ın bundan sonra Hizmet Hareketi'ne karşı, şefkatli, merhametli ve demokrat tavırlarla sadece hukukun üstünlüğüne riayet edeceğine inanıyorum” temennisinde bulunuyor.

Başbakan, suça bulaşmamış Cemaat’in masum tabanına zarar vermez ama darbe girişiminde bulunarak halkın emanetine ihanete yeltenen F. Gülen ve etrafındaki derin yapıyı adalete havale edecek, onlarla meşru daire içinde mücadele edecektir.

F. Gülen ve etrafını kuşatan derin ekip Cemaat’te etkin oldukları müddetçe hükümetin Cemaat’le barış yapacağına ihtimal vermiyorum. Cemaat ile barış ve diyalog, F. Gülen ve etrafındaki muzır ekibin yerlerini makul bir ekibe bırakmasıyla mümkün olabilir.

1 Nisan 2014
CEVDET AKBAY DİĞER YAZILARI
Hurhaber.com'da yayınlanan her türlü yazı ve haber kaynak belirtilmeden kullanılamaz. Sayfalarımızda kaynak belirtilerek yayınlanan haberler ilgili kaynağa aittir ve bu haberlerin kopyalanması durumunda, tüm sorumluluk kopyalayan kişi / kuruma ait olacaktır. Başka kaynak veya gazeteden alıntı yazarlar ve site yazarlarına ait yazılardan dolayı Hür Haber sorumlu tutulamaz.

ANASAYFA | GÜNÜN HABERLERİ | KÜNYE | REKLAM | RSS