Hür HABER - Türkiye'nin Online Haber Platformu

Hür HABER - Türkiye'nin Online Haber Platformu

Hür Haber, Türkiye ve dünyadan önemli olan Son dakika, Güncel, Teknoloji, Magazin ve Siyaset haberlerini okuyabilirsiniz.

SON DAKİKA
Sol Ok
Sağ Ok
Menü
Ara
Facebook Twitter
ANASAYFAGÜNDEMSİYASETSPOREKONOMİ SEYAHAT TEKNOLOJİ YAZARLAR FOTO VİDEO

Cevdet Akbay

Gayri Meşru dinleme fetvası Gülen’den

Facebook Twitter Linkedin WhatsApp Tumblr Yazdır Büyüt Küçült
Binlerce insanın, Cemaat’e mensup devlet görevlileri tarafından alakasız gerekçelerle ahlaksızca dinlendiği bilgisi sızdı. Daha sonra çeşitli yöntemlerle montışlanmis, dublajlanmış Başbakan’ın ses kaydı sızdırıldı.

7 Şubat Operasyonu’nda kendini gizlemeyi tercih eden veya öyle yapmak zorunda olan Cemaat; şantaj amaçlı Başbakan’ın montajlı ses kaydını gazeteden vererek, açıktan destekleyerek “bu kirli operasyonun arkasında ben varım” mesajı verdi.

İsteyerek kendisini deşifre etmedi elbet; deşifre olduğu için kirli savaşına açıktan devam etmek zorunda kaldı. Karanlıkta is görmeye alışmış “itibar celladı”, ışıkların yakılmasıyla elinde suç aleti, suçüstü yakalandı!

Ömürlerinin 30-40 yılını Cemaat’te geçirenler, mesela Latif Erdoğan, Cemaat’in 30 yıldan beri bu tur gayri meşru kayıtlarla, yani tecessüsle, iştigal ettiğini söyluyorlar. Milleti kaydetme alışkanlıkları yeni değil yani. Yeni olan, tecessüs için kullandıkları teknoloji.

Gülen Cemaati, sızdırılan kirli malzemenin kendisine ait olduğunu adeta ilan ettiğine göre şöyle bir soru sorulabilir: Bütün bu rezalet, Fethullah Gülen’in bilgisi dahilinde mi, ondan habersiz veya ona rağmen mi yapılıyor?

Cevabı çok açık: Bir dizideki konuşmalar gibi küçük meseleler F. Gülen’e danışılıyorsa, “ananas”ın paylaşılmasından yenmesine kadar herşey ona soruluyorsa; hükümeti devirme amaçlı bu ses kayıtlarının ondan habersiz olması düşünülemez.

Hatta, internetteki bazı sohbetlerine bakıldığında, bugün sızan birçok montajlı-dublajlı şantaj malzemesini F. Gülen’in çoktan dinlediği anlaşılıyor.

Bir zamanlar F. Gülen’in sağ kolu konumunda bulunan Latif Erdoğan’ı, ve Hanefi Avcı’ya göre birçok Cemaat Abileri’ni de, senelerce dinleten bir yapı, devirmek için can attığı Erdoğan hakkında malzeme üretmekten, onu ve ailesini dinlemekten çekinmez. Buna hem imkanları var (kullandıkları devlet imkanları ve çok sevdikleri Güney’deki devletten gelen destek elbet), hem de ahlakları müsait!

Kirik Testi adli kitabının “Biz hüsn-u zanna memuruz” konulu bölümünde tecessüs ile ilgili şunları yazar F. Gulen: “Dolayısıyla, insan, gözüne bir çirkinlik iliştiği zaman, tecessüs, teşhis ve tespit peşine düşmeden, o sevimsiz fotoğraflar gönlüne akarak fuad kazanında eriyip bir hüküm kalıbına girmeden, hemen sırtını dönüp oradan uzaklaşmalı; ‘Allahım günahkâr kullarını hidayete erdir, beni de affet!..’ demeli ve gördüğünü de unutmalıdır.”

“Hata ve kusur avcılığı yapmak, günahları açığa vurmak ve insanları tahkir etmek dinimizde ahlaksızlık sayılmıştır” diyen F. Gülen, muhtemelen başka bir eserinde tecessüsün kalbi bir hastalık olduğunu da söylemiştir, araştıramadım.

Gel gör ki, “gördüğünü unutmalı” diyen F. Gülen, seneler önce muhtemeldir ki peşine ajan/adam taktırıp adım adım takip ettirdiği önemli biri hakkında şunları söylüyor, söyleyebiliyor, isim vermediği için binlerce insani töhmet altında bırakarak, milyonların huzurunda:

“Bana seneler evvel bir telefon geldi. Dediler ki ‘Bir büyük zat, nefsine uyarak bir yerde bir tane alüfte (cilveli, ahlaksız ve oynak kadın) ile buluşmaya gidiyor’. Gece yarısı Türkiye’de onu tanıyan bir arkadaşa telefon ettim. ‘Kalk, evine koş git, oraya gitmesin katiyen. Hem kendisi masiyete girmesin (günaha girmesin), hem de hafazanallah (Allah korusun) bir komplo meselesi ise şayet günümüzde geldiği noktaya gelemez’ dedim.”

Kim bilir, hazzetmediği Erdoğan ile ilgili üretilen kirli malzemeyi seyredip dinlerken belki “Allah’ım günahkâr kulun Erdoğan’ı kahreyle!” diye beddua ediyordur. Milyonların önünde ettiği bedduanın bir benzerini Erdoğan ile ilgili toplattığı malzemeleri dinlerken bir daha, bir daha ediyordur muhtemelen.

Son günlerde gün yüzüne çıkan hakikate bakılırsa, Gülen Cemaati’nin sıradanlaştırdığı tecessüs/casusluk hakkında Kur’anda kesin hüküm vardır: haram. Bu hükme rağmen bu ahlaksızlık, melanet isleniyorsa, demek F. Gülen’in bir fetvasına dayandırılarak işleniyordur. F. Gülen’in “tecessüs” fetvasına “Hüsn-ü Zan ve İhtiyat” başlıklı makalesinde rastlıyoruz (http://tr.fgulen.com/content/view/12213/3/):

“Allah (c.c.) insanlara, başkaları hakkında kötü düşünme, elin-âlemin eksiğini, kusurunu görme şeklinde bir sorumluluk yüklememiştir. Efâl-i mükellefin (bir Müslüman'ın yapması gereken fiiller) arasında ‘Falan şahıs -özür dilerim- zina etmişti, hırsızlık yapmıştı, neden bunu teşhir etmediniz, gidip şahitlik yapmadınız, gidip adamın canına okumadınız’ diye hesap sorulacak bir yükümlülük yoktur. Zina, hırsızlık ve benzeri suçlarda suçluyu bulma ve cezalandırma ancak devletin yapacağı bir iştir. Devlet denen, toplum denen müesseseler vardır, onlara karşı cinayet işleniyorsa bu âmme hakkıdır. Amme hakkı Allah hakkı demektir, bu hakla alâkalı yapılacakları da sorumlu, vazifeli kimseler yaparlar.”

Fetva, bu paragrafın son üç cümlesinde. Cemaat, devletin kritik kurumlarını ele geçirdiğine göre devletleşmiş, devletin yerine geçmiş demektir. Öyle görüyorlardır muhtemelen. Dolayısıyla birisi, ki bu birisi sıradan birisi, Başbakan, hatta Cumhurbaşkanı da olabilir, devlete (yani Cemaate) karşı cinayet işliyorsa, Cemaat (devlet yerine geçmiştir artik) kendisini korumak için gereken herşeyi yapabilir, casusluk dahil.

Görüldüğü gibi F. Gülen, dolayısıyla Gülen Cemaati, Kur’an’daki açık bir hükmü tevil ederek haram olan tecessüsü sıradanlaştırıp helalleştiriyor. Hatta, Cemaat’in geceli gündüzlü gayri meşru malzeme toplamasına bakılırsa, farz derecesine çıkartıyor. Harami neredeyse farza dönüştüren; asil kutsalları sıradanlaştırıp, sıradan şeyleri kutsallaştıran bir yapı ile karşı karşıyayız. Emin olunuz, böyle bir yapıdan herşey beklenir. ‘Herşey’den ne anlıyorsanız artık.

Bu memleketin şahit olduğu en saygıdeğer Başbakan’ına bunca ahlaksızlığı reva gören bir Cemaat’in bu pervasızlığını ve ahlaksızlığını, hatta akıbetini Hz. Peygamber (sav) çok güzel izah ediyor:

“Müslümanların mahremlerini ayıplarını araştırmayın. Her kim mü’minlerin ayıplarını araştırıp ifşa ederse, Allah da onun ayıplarını ortaya döker, evinde bile olsa onu rezil eder.”

Dine hizmet adına ortaya çıkıp bugün kirli kasetlerle anılmak… Bundan daha kotu rezillik olabilir mi? Belki de var, kim bilir. Belki bu yapının uluslararası kirli güç merkezlerinin ajanı olduğu da ortaya çıkacak birgün. Ömrümüz kifayet ederse onu da göreceğiz belki.
CEVDET AKBAY DİĞER YAZILARI
Hurhaber.com'da yayınlanan her türlü yazı ve haber kaynak belirtilmeden kullanılamaz. Sayfalarımızda kaynak belirtilerek yayınlanan haberler ilgili kaynağa aittir ve bu haberlerin kopyalanması durumunda, tüm sorumluluk kopyalayan kişi / kuruma ait olacaktır. Başka kaynak veya gazeteden alıntı yazarlar ve site yazarlarına ait yazılardan dolayı Hür Haber sorumlu tutulamaz.

ANASAYFA | GÜNÜN HABERLERİ | KÜNYE | REKLAM | RSS