Hür HABER - Türkiye'nin Online Haber Platformu

Hür HABER - Türkiye'nin Online Haber Platformu

Hür Haber, Türkiye ve dünyadan önemli olan Son dakika, Güncel, Teknoloji, Magazin ve Siyaset haberlerini okuyabilirsiniz.

SON DAKİKA
Sol Ok
Sağ Ok
Menü
Ara
Facebook Twitter
ANASAYFAGÜNDEMSİYASETSPOREKONOMİ SEYAHAT TEKNOLOJİ YAZARLAR FOTO VİDEO

Cevdet Akbay

Cemaat’in şantajla siyaseti dizayn huyu

Facebook Twitter Linkedin WhatsApp Tumblr Yazdır Büyüt Küçült
23 Nisan 2006 tarihli Hürriyet’e bikaç fotoğraf sızdırıldı. Malzemenin üretim tarihi 4 Ekim 2003. Mekan, Ankara Beştepe Hacıbayram Mescidi. Görüntülerde, yakınlarda vefat eden Bediüzzaman’ın talebelerinden Mustafa Sungur ve AK Parti’li üç Milletvekili var.

“Neden Hürriyet?” sorusunun cevabını biliyoruz; Ergenekon’un yayın bülteni vazifesini yapıyordu o sıralar. Neden 2006’nin cevabı da şu olabilir:

2006… Ergenekoncuların faal olduğu, silahlı tetikcileriyle, dezenformasyon şırıngalayan medyasıyla, AK Parti’nin içini boşaltarak zayıflatmak, parçalamak, yıkmak, hiç olmazsa yönetemez hale getirmek için var güçleriyle çalıştıkları bir yıl. Mesela, Rahip Andrea Santora, 5 Şubat 2006'da Trabzon'da uğradığı silahlı saldırı sonucu hayatını kaybetti. 5, 10 ve 11 Mayıs 2006 tarihlerinde Şişli'de bulunan Cumhuriyet Gazetesi merkezine el bombası atıldı.

Askeri darbeye zemin hazırlamak için 2006'da tezgahlanan en önemli eylem ise, 17 Mayıs 2006 günkü Danıştay 2. Dairesine yönelik silahlı saldırıdır. Saldırıda Danıştay üyesi Mustafa Yücel Özbilgin öldürüldü, 4 üye de yaralandı. Sözkonusu saldırının Neocon Cetesi’nin güdümündeki Hudson Enstitusu’nde planlandığı konuşulmuştu uzun süre. Ergenekon ve Neocon çeteleri eleleydi. Yeminli Erdoğan ve AK Parti düşmanı Neocon tetikçileri, mesela Michael Rubin, Hurriyet’in safyalarinda uzman-analizci olarak pazarlanıyordu.

Ekim 2003 tarihli malzeme, Hürriyet gazetesine sizdirilmadan evvel şantaj olarak kullanılmış olmalı ki, sözkonusu malzemede ismi ve görüntüsü geçen AK Parti Yozgat Milletvekili Mehmet Erdemir Ağustos 2005’te partisinden istifa ederek Anavatan Partisi’ne katıldı.

Erdemir’den birkaç ay önce, Şubat 2005’te, Kültür ve Turizm Bakanı Erkan Mumcu, bakanlık görevinden ve AK Parti'den istifa etmişti. Mumcu’nun ardından AK Parti Malatya milletvekili Süleyman Sarıbaş 21 Şubat 2005’te, Hatay Milletvekili Mehmet Eraslan 24 Şubat 2005’te, İstanbul Milletvekili Göksal Küçükali de 1 Mart 2005’te istifa ettiler.

28 Şubat’ta uygulanan “hükümetin içini boşaltıp istifaya zorlama” operasyonu başlamıştı. Hatırlarsınız, 28 Şubat Süreci’nde, Genelkurmay Karargahi’na çağrılan DYP milletvekilleri, ceplerinde istifa mektuplarıyla ayrılıyorlardı. İçini boşaltarak Refah-Yol’u yıktılar.

E. Mumcu ve M. Ağar’ın, 2007'deki Cumhurbaşkanlığı seçimindeki olumsuz tavrını, AK Parti’yi zor durumda bırakmak için cuntacıların safında yer aldıklarını biliyoruz. Bu tavrın, kendilerine yapılan Ergenekon direktifi/tehdidi sebebiyle olduğunu daha sonra ortaya çıkan Ergenekon belgelerinden öğrendik.

Evet, öğrendik ama eksik öğrendik maalesef. Fotoğrafın, Cemaatçi Ergenekon Savcıları tarafından gösterilen kısmını gördük sadece. F. Gülen ve Cemaati’nin 2005’lerdeki bu siyaseti dizayn etme projesindeki rolünü Ergenekon evraklarına yansitmadilar. İhtimaldir ki, büyük bir ustalıkla ayıklayarak dikkatlerden sakladılar.

Oysa Erkan Mumcu'nun F. Gülen tarafından siyasete yönlendirildiği; istifanın Gülen merkezli olduğu; Gülen’le birlikte, ABD’deki bazı lobilerin onu yönlendirdiği 2005’lerde biliniyor ve konuşuluyordu. O dönem, havayı iyi koklayanlar, Mumcu’nun ANAP'ın başına geçeceğini, AK Parti’den onlarca milletvekili transfer edeceğini söylüyorlardı. Tıpkı 28 Subat’ta olduğu gibi, hükümetin içi boşaltılacak, Mumcu’nun ve AK Parti’den kopartacagi Milletvekilleri’nin de olduğu bir koalisyon hükümeti kurulacaktı.

Planlandığı gibi, Mumcu, istifasından yaklaşık iki ay sonra, 2 Nisan 2005’te, tek adayla girdiği 4. Olağanüstü Kongre’de ANAP’in Genel Başkanı seçildi. Ama işler siyaset mühendislerinin planladığı gibi gitmedi. AK Parti’den istifalar öngörüldüğü gibi fazla olmadı, birkaç kişiyle sınırlı kaldı. 5 Mayıs 2007’te ANAP ile DYP birleştirilerek Mehmet Ağar da projeye dahil edilse de değişen birşey olmadı. Ergenekon Çetesi, sistem içindeki uzantılarıyla AK Parti’yi köşeye sıkıştırma, mümkünse kapatma işine ağırlık verdiler; sivil kolu ise sokak gösterilerine devam ettirildi.

F. Gülen ve Cemaati ise, rollerini gizli oynadıkları için, çaktırmadan tekrar AK Parti’nin arkasına geçtiler. Tek umutları, partiye sızıp içeriden fethetmekti. F. Gülen’in, 2011’de partiye yüzün üzerinde adam sokmak için bizzat lobi faaliyeti yaptığı; Erdoğan engeliyle karşılaşınca sinirlendiği biliniyor.

F. Gülen ve Cemaati’nin 2005-2007’lerdeki siyaseti dizayn etme projesindeki rolünü daha iyi görebilmek için tekrar yazının başındaki 23 Nisan 2006 tarihli malzemeye dönelim. Siyaseti dizayn amaçlı olduğu aşikar olan o malzemeyi kim sızdırdırmıştı? Bütün siyasi dizan operasyonları olurken bunu kimse bilmiyordu. Sözkonusu malzemeyi Hurriyet’e sızdıran kişiyi ancak sızdırdırıldıktan üç sene sonra, 16 Aralık 2009’da öğrenebildik. Haberi yapan Gülden Aydın haber kaynağının “Polis Akademisi Öğretim Üyesi ve Taraf gazetesi yazarı Doç. Dr. Önder Aytaç” olduğunu yazdı.

Yeminli bir Erdoğan ve AK Parti karşıtı olan Önder Aytac’i Cemaatçi olarak biliyoruz. Cemaat’in Polis İmami’yla dolaylı olarak haberleşen, Cemaat’in direktifleri doğrultusunda söylem ve eylem geliştiren birisi.

Eksik biliyoruz elbet. Ergenekon Davası gizli tanığı Ahmet Faruk, hükümet mensuplarıyla birlikte Bediüzzaman'ın talebelerinden Mustafa Sungur'u da hedef alan sözkonusu fotoğrafların “Levent Ersöz'ün yakınları” tarafından Hürriyet'e servis edildiğini söyledi. Yani bu durumda Önder Ayraç, Ergenekoncu Levent Ersöz'ün yakınlarından biri oluyor! Bahsedilen yakınlık, akrabalıktan kaynaklanmadığına göre “görev icabı yakınlık” olmalı, yaverlik gibi bir şey belki.

Önder Aytaç hem Cemaat’in hem de Ergenekon’un adamı mı? Belki de, Ergenekon’un Cemaat’e sızdırdığı bir elamandır. Cemaat’in Ergenekon’a sızdırdığı bir eleman da olabilir! Veya, iki yapı arasındaki bağlantıyı sağlayanlardan biridir! İki yapının konumlarından dolayı gizlenmek zorunda kaldı şimdiye kadar. Bugün gizlenme gereği yok, zira Cemaat ile Ergenekon arasındaki hat kayboldu, birbirine karıştılar, kaynaştılar. Bugün itibariyle söylemleri de eylemleri de aynı artık.

Cemaati ve Ergenekon’u aynı karede gösteren büyük fotoğrafa bakınca, Aytaç’ın/Cemaat’in parmak izlerini taşıyan ve MHP’yi ele geçirme amaçlı olan MHP kasetleri; CHP’yi dizayn eden ve üzerinde Ergenekon’un parmak izlerini taşıyan Deniz Baykal kaseti; AK Parti’yi parçalamaya yönelik bugünkü gelişmeler daha iyi anlaşılıyor.

Bugün Cemaatcilerin ve Ergenekoncuların kullandığı malzemeler aynı, söylemler aynı, eylemler aynı… Çünkü hedefleri aynı: Erdoğan’ı tasfiye edip partisini iktidardan indirmek. Hatta, yurtdışındaki dostları da aynı: Neoconlar! Cemaatçi savcıların Ergenekon Operasyonlarını saptırarak Derin Devlet’e operasyona engel olduklarına bakılırsa, yurtiçindeki patronları da aynı: Derin Devlet.

Not1: Yakınlarda vefat eden Mustafa Sungur Ağabey, Cemaat’in “sadeleştirme” adı altında Risale-i Nur’u tahrif girişimine en sert tepki gösterenlerdendi. Cemaat, sözkonusu Ergenekon yapımı malzemeyle Sungur Ağabey’i susturmak istemiş olabilir mi? F. Gülen’in yazdığı kitaplar daha ağır bir dille yazılmış; neden Gülen’in kitapları değil de Bediuzzaman’ın kitapları sadeleştiriliyor? Gençler Risale’leri anlasınlar diye mi? Dünya çocuklarına Türkçe öğreten bir Cemaat, memleket evlatlarına Osmanlıca ogretmekten aciz mi? Değil elbet. Niyet farklı.

Not2: Merhabala değerli Dostlar. Ömrüm ve şartlar elverdiği müddetçe siz değerli Hür Haber takipçileriyle fikirlerimi paylaşmaya çalışacağım. Sizin fikirlerinizi öğrenmek, eleştirilerinizi almak beni fazlasıyla memnun edecektir.

16 Şubat 2014
@CevdetAkbay
CEVDET AKBAY DİĞER YAZILARI
Hurhaber.com'da yayınlanan her türlü yazı ve haber kaynak belirtilmeden kullanılamaz. Sayfalarımızda kaynak belirtilerek yayınlanan haberler ilgili kaynağa aittir ve bu haberlerin kopyalanması durumunda, tüm sorumluluk kopyalayan kişi / kuruma ait olacaktır. Başka kaynak veya gazeteden alıntı yazarlar ve site yazarlarına ait yazılardan dolayı Hür Haber sorumlu tutulamaz.

ANASAYFA | GÜNÜN HABERLERİ | KÜNYE | REKLAM | RSS