Hür HABER - Türkiye'nin Online Haber Platformu

Hür HABER - Türkiye'nin Online Haber Platformu

Hür Haber, Türkiye ve dünyadan önemli olan Son dakika, Güncel, Teknoloji, Magazin ve Siyaset haberlerini okuyabilirsiniz.

SON DAKİKA
Sol Ok
Sağ Ok
Menü
Ara
Facebook Twitter
ANASAYFAGÜNDEMSİYASETSPOREKONOMİ SEYAHAT TEKNOLOJİ YAZARLAR FOTO VİDEO

Cevdet Akbay

Allah Aşkına, Kürdlere Vermeyin! Ertuğrul Özkök’e Verin

Facebook Twitter Linkedin WhatsApp Tumblr Yazdır Büyüt Küçült
Ertuğrul Özkök’ün, “AKP'ye oy vermeyen bir Türk'ün dilekçesi” başlığıyla bir yazısı çıktı geçen gün (2 Mart 2015, Hürriyet). “Ben Kürt değilim... İzmir doğumlu bir Türk'üm” ile başlayan yazısının en dikkat çeken cümlesi şuydu: “Arkadaş Kürtlere ne veriyorsan aynısını ben de talep ediyorum.”

Barış Süreci’nin önemli bir merhaleye gelmesi, öyle anlaşılıyor ki, Özkök’ü çok rahatsız etmiş. Rahatsızlığını bu yazısıyla dışa vurmuş.

Özkök’ün, Kürdler ile ilgili iyileşme ihtimalinden rahatsızlık duyduğu ilk yazısı değil bu. Orhan Miroglu, 3 Agustos 2011’de Aksam gazetesine verdigi roportajda “Kürtlere Zenciler gibi pozitif ayrımcılık yapılabilir” dediginde de ilk tepki Özkök’ten gelmişti.

Röportajdan sadece birgün sonra (4 Ağustos 2011) “Afrikalı Kürtler vergi vermesin” başlıklı bir itiraz yazısı geldi. Bu yazıyı, 5 Ağustos tarih ve “Yozgatlı gariban ne olacak İsmet” başlıklı yazısı ile 8 Ağustos tarih ve “Vergi tartışması: Türkler alttan mı almalı” başlıklı yazısı takip etti.

Yazıların içeriğine girmiyorum; merak eden bulup okuyabilir/okumalı. Ama başlıklara bakılarak Özkök’teki rahatsızlığın derecesi tahmin edilebilir. Özkök gibi ömürlerini imtiyazlı olarak geçiren “mavi kanlı Türkler”in koparttığı yaygara Miroğlu’nu susturdu; “Kürdlere pozitif ayrımcılık” konusu da ogün kapatıldı; bugüne kadar kimse konusmadi. Özkök de, haliyle, epey rahatlamıştı. Tabi, Barış Süreci’ndeki son iyi gelişmeler ile rahatı bozulana kadar.

Oysa Miroğlu kısaca şunları söylemişti: “Amerika'da 1960'lı yıllarda zenci toplumunun durumunu iyileştirmek için pozitif ayrımcılık yapıldı. Affirmativ Action dedikleri politika... Şimdi eğer istenilen bunun gibi bir şey ise hiç kimsenin itirazı olmaz…”

“Ama bunu talep ederken 'ben vergi vermeyeceğim' demek de doğru değil! Türkiye'nin neredeyse bütün vergileri (yüzde 80) zaten Kocaeli, İzmir, Adapazarı İstanbul'da toplanıyor. Dolayısıyla geriye kalan illerden hiç vergi almasak da bu büyük bir açık olmaz. Kürt şehirlerinin hali ortada…”

“Yani böylesi bir pozitif ayrımcılık, belli bir dönem için bence yapılabilir. Normalleşme için karşılıklı travmaların iyileşmesi gerekir. Kürtler, zenciler gibi pozitif ayrımcılık bekliyor. Bir dönem için neden olmasın...”

“Türkiye Türklerindir” ırkçı ve provokatif logosunun gölgesinde yıllarca Genel Yayın Yönetmenliği ve yazarlık yapmanın bir etkisi var mı, bilemiyorum, ama eski ve yeni tepkilerine bakarken, Ozkok’te nefret derecesine varan bir Kürd alerjisi olduğunu hissediyorum.

Özkök’ün talebi konusunda yetkililere sesleniyorum: Kürdlere vermeyin, Ertuğrul Özkök’e verin! Hatta Güneş Taner gibi onunla özel telefon hatı kurun; o istesin, siz verin; çoğu defa, o istemeden de verin! Özkök, ismini bile tam bilmediği karton fabrikası için 150 milyon isterse, siz 10 katını verin. Tıka basa verin.

Madem gözü Kürdler’e “verilen”lerde, Özkök’ün mahrumiyetini tam giderebilmek için, geçmişte Kürdlere “verilen”leri de peşinen vermeli. Belki gözü doyar da yarın bir daha “Kürdlere verilenden ben de isterim!” demekten utanır.

Beyaz toros, asit kuyuları, faili meçhul gibi “haklar”dan önce Diyarbakır İskencehanesi’nde (cehennemi’nde) Kürdlere verilenlerden Özkök’e vermekle işe başlayalım. Falaka, zincir, germe, ayaktan asma, kule, ranza altı, kantar, kervan, sehpa, çek-çek… Gözü doymadıysa, devam edelim… pislik yedirme, işeme, lağım suyuna sokma, sigara icme…

Bir de bu “hakları” kullanma klavuzu sunalım Özkök’e ki haklarını sonuna kadar kullansın, Kürdler zırnık koklatmasın (Raşit Kısacık'ın Diyarbakır Cezaevi-İşkence ve Ölümün Adresi kitabından yararlanıldı).

FALAKA: Yaygın ve sürekli uygulanır. Ayak tabanı, ellerin içi gibi vücudun kaslı bölümlerine kalas, cop, zincir, saz sapı, pik demir vb. vurularak gerçekleştirilir. Bu yöntem, ayak tabanlarını ve el ayalarını patlatır, kaba yerleri ezer, morartır, tırnakları söker. El ayak gibi herhangi bir yeri kırar, sakat bırakır.

ZİNCİR: 20-25 metre uzunluğundaki zincirin uçları biri Özkök’ün olmak üzere iki kişinin boynuna bağlanır ve sırt sırta verdirilerek ters yönde hızla itilir. Koşuşturulur, zincir tam gerilince, her ikisi de sırtüstü yere düşer. Özkök, bu “hak”tan tam istifade etmek istiyorsa, bir partner bulmalı. Patronunun sihhatleri nasıllar bu aralar?

GERME: Özkök’ün bir bacağı merdiven kenarlığına bağlanır, diğer bacağı da açık bırakılan odanın kapısına bağlanıp kapı kapatılır. Özkök’ün bacakları oda kapısının eni kadar gerilir ve öyle kalır.

AYAKTAN ASMA/TEPE: 50-60 kişi (gazetede bu kadar erkek vardır herhalde) gazetenin bahçesine alınır. Aydın Doğan "tepe ol" komutu verince bütün çalışanlar üst üste bindikten sonra, Özkök de üst üste yatanların üstüne çıkar, İstiklal Marşı'nın on kıtası okutulur. Bu haktan azami derecede istifade edebilmek için, Özkök, İstiklal Marşı yerine Nutuk’u tercih edebilir.

KULE: Gazetenin bahçesine çıkan gazete çalışanları altı kişilik daire oluştururlar. Bunların üzerine 3-4 kat olacak biçiminde şahıslar çıkarıldıktan sonra, Aydın Doğan’ın "yıkıl" komutuyla kule oluşturanlar kendilerini yere bırakır ve böylece değişik yerlerinde kırılma, incinme ve çıkık olur.

RANZA/YATAK ALTI: Aydın Doğan elinde kalasla Özkök’ün evine gidip, "ranza/yatak altı ol" komutunu verince, Özkök ranzanın/yatağın altına girer. Kilolu olduğu için vücudunun çoğu dışarıda kaldığından Aydın Doğan elindeki kalasla Özkök’ün dışarıda kalan kısımlarına vurur.

KANTAR: Gazete çalışanları gazete bahçesinde çırılçıplak soyundurulup tek sıra halinde dizilirler. Sıranın on tarafında duran Özkök sırt üstü yatırılır. İkinci şahıs (Ahmet Hakan olabilir; küs oldukları icin aslında Emin Çölaşan da iyi olur), Özkök’ün (…) organlarından tutarak yukarı kaldırır, Özkök’ün kaç kilo geldiğini söylemesi istenir. Tüm çalışanlar birbirini tartana kadar bu işlem devam eder.

KERVAN: Gazete bahçesinde, Özkök dahil tüm çalışanlar tek sıra dizilir. Herkes önündekinin sırtına bindirilir, bacakları, altındaki şahsın boynundan aşağıya sarkıtılır ve kulaklarından tutması istenir. Aydın Dogan’in komutuyla Özkök ve “mavi kanlı” arkadaşları yürümeye başlar. Bu işlem herkes ayakta duramayacak duruma gelene kadar sürer.

SEHPA: Özkök evden alınıp, gazetenin koridorunda Aydın Doğan ve diğer TÜSiAD üyelerinden mizansen olarak oluşturulan bir mahkemede sorgulanır. Mahkeme, Özkök’ü idam cezasına çarptırır; ikinci katın merdiven kenarlığına bir ip geçirilip, ipin ucuna Özkök’ün boyun kemiğini kırmayacak düzeyde kalın bezden bir ilmik takılır. Özkök’ün boynu bu ilmiğe geçirilir ve temsili infaz gerçekleştirilir. Özkök tam boğulacağı sırada ip açılır.

ÇÖP SOKMA: Özkök’e gıcık biri copu zeytinyağına batırır ve yağlı copu Özkök’ün (…) sokar. Sonra bu cop kendisine ya da bir başkasına yalatılır.

ÇEK-ÇEK: Özkök çırılçıplak soyundurulur ve (…) organına bir ip takılır. Ahmet Hakan ipin diğer ucunu alıp hızla koşar. Özkök de zorunlu olarak Ahmet Hakan’in peşinden koşar.

LAĞIM SUYUNA SOKMA: Gazetedeki bazı tuvaletlerin delikleri tıkanır. Tuvalet pisliği ve lağım suları tuvaletter biriktirilir. Özkök, diz boyuna ulasan pisliğin içine atılır ve pislik yedirilir.

SİGARA İÇİRME: Özkök’ün eline beş adet sigara verilir. Sigaraların tümü yakılarak devamlı ağzında tutulur. Aydın Doğan’ın "çek-bırak" komutuyla sigaralar bitinceye kadar içirilir. Sigaralar-filtreleri dahil- Özkök’e yedirilir.

LOKOMOTİF: Özkök ve partneri gazetenin bahçesine çıkarılır ve çırılçıplak soyundurulur. Özkök domalıp iki eliyle diz kapaklarını tutar. Partneri de arkadan onu kucaklar. Aydın Doğan "uygun adım marş" demesiyle her ikisi bahçede dolaşırlar. Gazetenin diğer çalışanları mecburen bunları izler.

PİSLİK YEDİRME: Gazetenin bahçesine bir lağım çukuru açılır. Lağım suları ve insan pislikleri burada toplanır. Özkök’ten bu çukurdan avuç avuç pislik alıp yemesi istenir.

İŞEME: Özkök’ün gazete bahçesinde yere yatması istenir; diğer gazete çalışanlarına, yerde yatan Özkök’ün yüzüne işemeleri istenir.

TECAVÜZ: Bu iğrenç “hak”ı Özkök gibi bir insafsız bile hakketmiyor. Kalsın.
CEVDET AKBAY DİĞER YAZILARI
Hurhaber.com'da yayınlanan her türlü yazı ve haber kaynak belirtilmeden kullanılamaz. Sayfalarımızda kaynak belirtilerek yayınlanan haberler ilgili kaynağa aittir ve bu haberlerin kopyalanması durumunda, tüm sorumluluk kopyalayan kişi / kuruma ait olacaktır. Başka kaynak veya gazeteden alıntı yazarlar ve site yazarlarına ait yazılardan dolayı Hür Haber sorumlu tutulamaz.

ANASAYFA | GÜNÜN HABERLERİ | KÜNYE | REKLAM | RSS