Hür HABER - Türkiye'nin Online Haber Platformu

Hür HABER - Türkiye'nin Online Haber Platformu

Hür Haber, Türkiye ve dünyadan önemli olan Son dakika, Güncel, Teknoloji, Magazin ve Siyaset haberlerini okuyabilirsiniz.

SON DAKİKA
Sol Ok
Sağ Ok
Menü
Ara
Facebook Twitter
ANASAYFAGÜNDEMSİYASETSPOREKONOMİ SEYAHAT TEKNOLOJİ YAZARLAR FOTO VİDEO

Cevdet Akbay

Akşener, MHP, Şantaj üzerine...

Facebook Twitter Linkedin WhatsApp Tumblr Yazdır Büyüt Küçült
Akşener vesilesiyle MHP'ye karşı kullanılan şantaj kasetlerini hatırlayalım

Latif Erdoğan, geçenlerde Meral Akşener’in Paralel Yapı’da şantaj kaseti olduğunu söyledi. Herkes, 28 Şubat cuntasına karşı dik duran Akşener’in, kendisine şantaj yaptığı iddia edilen Paralel Cunta’ya tavır almasını bekledi. O ise, Paralel Yapı’nın gazete sayfalarından ve televizyon ekranlarından Latif Erdoğan’ı ve olayla alakası olmayan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı hedef almayı tercih etti. Akşener’in bu tavrı, hakkındaki iddia kadar tuhaf geldi bana.

Akşener’in bu tavrını ve gelişmeleri fırsat bilen Paralel Yapı, uzun süreden beri maskelerini indirmekte olan Latif Erdoğan’a bolca saldırdı, hakaretler etti, itibarını ayaklar altına almak için yoğun bir çaba sarfetti.

Akşener üzerinden tekrar gündeme gelen kirli malzeme ile şantaj uygulaması, bizlere 12 Haziran 2011 genel seçimlerinden önce internette yayınlanan ve MHP mensubu 10 yöneticinin istifasına neden olan şantaj kasetlerini hatırlattı. Şantajla, 16 üyeli MHP Başkanlık Divanı'nda sadece 6 kişi kalmıştı.

Latif Erdoğan’ın dillendirdiği Akşener hakkındaki iddianın peşine düşülürse, büyük ihtimalle 2011’deki “Farklı Ülkücüler” çetesinin ve onu operasyonel ekip olarak kullanan kirli yapının parmak izine rastlanacaktır.

2011’deki kaset opearasyonu sıradan ve basit bir olay değildi. Uzun süre hazırlık yapılmış bir operasyondu. MHP icinceki hedefler, kimi iddialara göre, ta 2009’da seçilmiş, kapsamlı bir istihbari çalışma yapılmış, dinleme yapılmış, kişilerin kumar, kadın, para, makam gibi zaafları tesbit edilmiş; yüksek teknolojinin imkânlarından yararlanılarak kayıtlar yapılmış. Bu imkanlara sahip tek bir yapı vardı o dönem, o da Latif Erdoğan’ın işaret ettiği Paralel Yapı.

Kirli malzeme başka MHP’liler ile ilgili olmasına rağmen “Farklı Ülkücüler” çetesinin hedefi Devlet Bahçeli'ydi. Bahçeli’nin 18 Mayıs 2011 saat 10.00'a kadar genel başkanlıktan ve milletvekili adaylığından istifa etmesini istiyorlardı. Daha doğrusu, MHP’yi istiyorlardı.

Zaman gazetesi, bugün Fuat Avni isimli ekibin/çetenin tweetlerini haberleştirdiği gibi o zaman da “Farklı Ülkücüler” çetesinin kirli malzemelerini anbean haberleştirip “Bahçeli dahil partimize çöreklenmiş tüm hainler ve pislikler 13 Haziran'dan sonra kaçacak delik arayacaklar” gibi ahlâksızca tehditlerini daha geniş kitlelere ulaştırıyordu. “Farklı Ülkücüler” çetesinin tehditleri, Paralel Yapı’nın sanal alem tetikçisi Fuat Avni çetesinin “biz kaçmayız, hırsızlar kacacak” tehditlerini ne kadar da andırıyor...

“Farklı Ülkücülük” çetesinin Fuat Avni çetesiyle benzerliği bununla sınırlı değil. “Erdoğan’ın yanıbaşındayım” mesajları veren Fuat Avni çetesi ile Farklı Ülkücü çetesinin şu ifadelerini kıyaslayın: “Tabi ki her taraftayız. Teşkilatın en ücra köşesinden Bahçeli'nin Genel Merkez'deki katına kadar her yerde varız.” Bu kadar benzerlik tesadüf olamaz! Tahminim şu, Paralel Yapı, dün “Farkli Ulkuculer” adıyla tetikçi olarak kullandığı elemanlardan önemli bir bölümünü bugün “Fuat Avni” ismi altında kullanıyor.

“Farklı Ülkücüler” çetesine en hararetli desteği Zaman yazarı Mumtaz’er Türköne veriyordu. 12 Mayıs 2011 tarih ve “MHP'nin Okyanus'u ve daha ötesi” başlıklı yazısındaki bu ifadeler sanki “Farklı Ülkücüler” çetesinden emanet alınmıştı: “Bu adamlar MHP'de üst düzey yönetici sıfatı kazanmışlarsa, onların istifaları yetmez. Devlet Bahçeli'nin de, MHP'ye gönül verenlerden özür dilemesi ve liderlik koltuğunu bırakması gerekmez mi? Bu adamları o makamlara kim getirdi?” Türköne de tıpkı sözkonusu çete gibi Bahçeli’nin kellesini istiyordu!

“Muhsin Başkan yaşasaydı...” başlıklı yazısında (Zaman, 15 Mayıs 2011) MHP’nin gürültülü bir şekilde çöktüğünden, partinin içinin bomboş olduğu, sevk ve idaresinin ehliyetsiz ellerde durduğundan bahediyordu. Diğer bir ifadeyle, Bahceli’nin istifasını istiyordu. 24 Mayıs 2011 tarihli “Bir 'eski ülkücü' olarak...” başlıklı yazısında Bahçeli’nin ülkücülükle bir alakasının kalmadığını işleyerek adeta “Farklı Ülkücüler” çetesinin sözcülüğünü yapıyordu.

“Farklı Ülkücüler” çetesinin istifa için Bahçeli’ye verdiği mühlet olan 18 Mayıs 2011’den sonra Türköne’deki rahatsızlığın had safhaya ulaştığı 31 Mayıs tarihli yazısındaki şu ifadelerden anlaşılıyor: “İlk gün söyledim. Hâlâ aynı düşüncedeyim. MHP Genel Başkanı koltuğunu bırakmalı. Devlet Bahçeli'nin, partisi üzerinden Türkiye'ye kurulan bu komployu engellemesinin başka yolu yok. MHP'ye oy vermeyi düşünen seçmen, kendisini etkilemek için tezgâhlanan bu komplonun etkisinde kalmadan, tercihini siyasî önceliklerine göre belirlemeli. Bunu sağlamanın yegâne yolu ise Devlet Bahçeli'nin hiç olmazsa seçimden sonra, sorumluluğu üzerine alarak görevini bırakacağını açıklaması. Devlet Bahçeli'nin MHP oyları üzerinde kişisel bir etkisi yok. Tersine, kaset skandalları ile MHP'nin sarsılan itibarını düzeltmek, böylesine bir feragatle mümkün.”

Türköne gibi “Farklı Ülkücüler” çetesinin sözcülüğünü yapan biri daha dikkat çekiyordu o sıralar: Önder Aytaç. Sanal medyada hararetli bir şekilde “Farklı Ülkücüler” çetesinin propagandasını yapıyordu. Aytaç’ın bu çete ile ilişkisini araştırırken, dikkatimi en çok Medyafaresi sitesinde çıkan “MHP kasetleri neden şimdi çıkıyor?” ve “Bahçeli kasetler için kimseye kızmasın!” başlıklı iki makalesi çekmişti. İki makale de 18 Mayıs 2011 tarihli. Aynı günde aynı konu ile ilgili iki makale yazmak, konunun önemini gösteriyor. Demek konu Aytaç için önemliydi ve konuyla yakından ilgileniyordu. İşi ilginç kılan nokta, Aytaç’ın iki makale birden yazdığı 18 Mayıs’ın, sözkonusu çetenin istifa etmesi için Devlet Bahceli’ye verdiği son gün olması!

“Devlet Bahçeli'ye 18 Mayıs saat 10.00'a kadar ek süre veren ‘farkliülkücüler.com’un istekleri ise şunlar; ‘-Sayın Bahçeli derhal genel başkanlıktan ve milletvekili adaylığından istifa etsin. -Başkanlık divanı üyelerinden geriye kalanlar içinde ahlaksızlığı ve fikri ihaneti olanlar derhal partideki görevlerinden ve milletvekili adaylığından istifa etsin’’ “Farklı Ülkücüler” çetesinin kirli hedefini özetleyen bu ifadeler Aytaç’ın “MHP kasetleri neden şimdi çıkıyor?” başlıklı yazısından.

“Bahçeli kasetler için kimseye kızmasın!” başlıklı yazısında ise, “Farklı Ülkücüler” adlı kirli odağın propagandasını yaptıktan sonra bu sefer kendisi Bahçeli’ye istifa çağrısı yapıyor: “Kanımızca 12 Haziran 2011 seçimlerinden sonra, sonuç her ne olursa olsun, Devlet Bahçeli kurultayı toplamalı, kurultayda kendi öz eleştirisini verip, genel başkanlığı da bir daha geri dönmemek üzere bırakmalıdır. Hem de kurultayın iradesine hiç bir müdahale yapmadan...” Aytaç’ın bu ifadelerin Türköne’nin ifadeleriyle benzerliği ise diğer dikkat çekici bir nokta.

Aytaç, kasetlerin internete sızdırılmasından yaklaşık 10 ay önce CNN Türk’te Deniz Bölükbaşı’na hitaben “Google’a girersem sizin geçmişinizle ilgili hiç iyi olmayan şeyler çıkar” derken “Farklı Ülkücüler” isimli catenin sızdırdığı malzemeyi kasdediyordu büyük ihtimalle. Kasetlerle tasfiye edilenlerden biri olan Bölükbaşı, yazdığı kitapta Önder Aytaç’ı işaret ettiği halde MHP Kasetleri davasını yürüten savcılar ne Aytaç’ın ne de Aytaç kadar meselenin içinde olan Türköne’nin ifadesine başvurdular, bildiğim kadarıyla.

Savcı Adnan Çimen’in harekete geçtiğini biliyoruz ama büyük ihtimalle meseleyi çözmek için değil asıl faillerin izlerini kaybettirerek davayı örtbas etmek için. Çimen’in örtbas ettiği tek dava bu değil çünkü. Hanefi Avcı’ya kumpas kuran Ali Fuat Yılmazer ve Erol Demirhan hakkında takipsizlik kararı veren kendisi. “Selam Terör Örgütü” ismiyle örgüt uydurup bu bahane ile Erdoğan ve çevresini dinleten kedisi. KCK soruşturmalarını yapanlardan biri kendisi.

MHP Kasetleri ile ilgili dava ne aşamada, tam olarak bilemiyorum. Savcı Çimen ve ekibi, yanıbaşlarındaki Aytaç ve Türköne’nin ifadelerini almak yerine asıl suçluların izini kaybettirme yolunu tercih etmişler. Özel Yetkili Savcılık, kasetleri yayınlayan farkliülkücüler.com sitesinin ABD üzerinden yayın yaptığı tespiti üzerine ABD’deki yetkililere bazı sorular sormuş. 9 ay sonra olumsuz cevap gelmiş! Çimen gibi Özel Yetkili savcıların ABD’ye soru sormak dışında bu davayla ilgili neler yaptığı merak konusu.

Erdal Şimşek, Temmuz 2012’de Millat Gazetesi’ndeki köşesinde soruşturmayı yürüten polislerin ihmallerine değindi. Bir değil, birkaç yazı yazdı konu hakkında. Aradan üç sene geçmesine rağmen, kirli kaset davasıyla ilgili herhangi bir gelişme yok. Savcılar, MHP kasetlerini sızdıran “Farklı Ülkücüler” çetenin peşine düşse Paralel Yapı’nın şantaj merkezine girebilirler hatta orada Fuat Avni çetesiyle de karşılaşabilirler!

Yazıyı Meral Akşener ile açtık, onunla bitirelim. Meral Hanım, Paralel Yapı'nın MHP kasetleriyle bu kadar ilişkili olduğunu bilmiyor olabilir mi? Hele kaset olayı patladığında Devlet Bahçeli "Okyanus Ötesi"nı işaret ettikten sonra. "Paralel Yapı'yi masum gösteriyor" demiyorum ama belki de biliyor, hikmetini bilmediğimiz bazı sebeplerden dolayı bilmemezlikten geliyordur, bilemiyorum.

İnternette bir medya taraması yaptım. Aksener’in, MHP ve özellikle Devlet Bahçeli’nin hedef alındığı, 10 üst düzey MHP’linin istifasıyla sonuçlanan bu kirli kaset operasyonu hakkında tek bir cümlesine dahi rastlayamadım. Paralel Yapi’nin Akşener muhabbeti, Akşener’in kirli kasetler konusunda Paralel Yapı’ya laf etmemesi; aksine, onlarla bir olup şantajcıları işaret eden Latif Erdoğan’ı hedef alması, insanın aklına “Paralel Yapı, Bahçeli’nin yerinde Akşener’i mi görmek istiyor? Akşener Paralel Yapı'nın bu niyetinden haberdar mı?” gibi soruları getiriyor.

Bu soruların cevabını şuan bilemiyoruz elbet. Herşey, MHP Kasetleri davasının yeniden ele alınıp detaylıca soruşturulmasıyla ortaya çıkacaktır.
CEVDET AKBAY DİĞER YAZILARI
Hurhaber.com'da yayınlanan her türlü yazı ve haber kaynak belirtilmeden kullanılamaz. Sayfalarımızda kaynak belirtilerek yayınlanan haberler ilgili kaynağa aittir ve bu haberlerin kopyalanması durumunda, tüm sorumluluk kopyalayan kişi / kuruma ait olacaktır. Başka kaynak veya gazeteden alıntı yazarlar ve site yazarlarına ait yazılardan dolayı Hür Haber sorumlu tutulamaz.

ANASAYFA | GÜNÜN HABERLERİ | KÜNYE | REKLAM | RSS