Hür HABER - Türkiye'nin Online Haber Platformu

Hür HABER - Türkiye'nin Online Haber Platformu

Hür Haber, Türkiye ve dünyadan önemli olan Son dakika, Güncel, Teknoloji, Magazin ve Siyaset haberlerini okuyabilirsiniz.

SON DAKİKA
Sol Ok
Sağ Ok
Menü
Ara
Facebook Twitter
ANASAYFAGÜNDEMSİYASETSPOREKONOMİ SEYAHAT TEKNOLOJİ YAZARLAR FOTO VİDEO

Salim Altıntepe

Bir bal arısı kolonisi

Facebook Twitter Linkedin WhatsApp Tumblr Yazdır Büyüt Küçült

Bir bal arısı kolonisi uc durumda yeni ana arı üretebiliyor bu üç durumu ise koloni'de Ana arının herhangi bir nedenden dolayı yok olması ya da ölmesi Ana arının yaşlanip veriminin azalması ve oğul içgüdüsü oluşturuyor.
Herhangi bir nedenden dolayı ana arının yok olması ya da ölmesi ya da yaşlanıp veriminin azalması durumundan dolayı yeni bir ana arının seçimi Osmanlı Devleti'ndeki bazı tarihçiler tarafından vahşet ve Saltanat için insan katliamı şeklinde yanlis telakki edilen kardes katline cevap olacak ve bu kardeş katlindeki maslahatı akla daha çok yaklaştıracak bir hususu bizlere misal veriyor.
Hanedan mensuplarının öldürülme Sebebine ve bunun hukuki mesnedine işaret eden Fatih Sultan Mehmet Han'ın kanunnâmesidir .
Nitekim Fatih Sultan Mehmed han kanunnâmesinde, şehzâde katlini düzenleyen bir hüküm koymuştur: “Ve her kimesneye evlâdımdan saltanat müyesser ola, karındaşların nizâm-ı âlem içün katl itmek münâsibdir. Ekser ulemâ dahi tecviz etmişlerdir. Anınla âmil olalar.”
devletin selameti ve umumun hukukunu muhafaza adına yapılan bu kardeş katli her kişinin değil er kişinin harcıdır.
Şehzade Mustafa'nın idamından ağlamaktan bitap düşen Sultan Süleyman'ın yanına ilişen Rüstem Paşa, “Hünkârım bu kadar helak etmeyiniz kendinizi,” der. Cihan padişahı da bunun karşılığında, “Konuş Rüstem konuş, ne devlet senin ne evlat senin,” der.
insana yakışan da budur.
insana yakışan dünya hayatında yapacağı iyi işlerle ebedi saadeti kazanmaktır.
Tasavvufun Devleti'nin kuruluşunda birer Maya vazifesi gördüğü ve her Bir Sultanın evliya olduğu Osmanlı Devleti sultanların evlat katli hususundaki rey'-i saib ve rey-i salimleri bu reylerini ebedi saadeti kazanmak icin ortaya koyduklarini göstermektedir
dünya hayatının süsü olan mal ve Evlatlardir.
ebedi olarak kalacak olan Hayır ve hasenatlar mükafat bakımından Allahu Teala'nın katında daha hayırlı olduğu için Osmanlı sultanları Hanedan katlinde Allahu Teala'nın rızasına Nail olabilmek adına kendi evlatlarını katletmişlerdir
bunun mesnedi de Kehf Suresi 46 ayeti kerimede ifade edilmektedir
"Mal ve oğullar, dünya hayatının süsüdür. Bakî kalacak olan iyi ameller ise, Rabbinin katında, sevabca da hayırlıdır, ümid yönünden de daha hayırlıdır."

Ebedi olarak kalan Hayır ve hasenatlar mükafat bakımından Allahu Teala'nın katında daha hayırlı olduğu için evlatlarini kesmeyi Allahu tealanin emri gibi telakki eden osmanli sultanlarinin imtihanlari ibrahim aleyhisselam ismail aleyhisselam ve Hacer validemizin imtihanlarına benzemektedir .
İbrahim Aleyhisselam'ın kurban edileceğini duyunca kendisine iş düştüğünü anlayan seytanin Hazreti Hacer'in yanına giderek ona vesvese vermesi "Eğer Allahü Teala emretmişse ona bin can feda olsun "cevabı üzerine Hz İbrahim'e yönelmesi
" Ey melun, şunu yakînen bil ki, dünyadaki herkes benim evladım olsa ve Rabbim hepsini kurban etmemi emretse, hepsini kurban ederim."
cevabını alarak Hz İsmail aleyhisselama yönelmesi Hz İsmail aleyhisselam'dan da
"Eğer Allahü teâlâ emretmişse, bin canım dosta feda olsun."
cevabi uzerine umidenin kesilip planlarının suya düşmesi ve ibrahim aleyhisselamin ehlinin Allahü Teala'nın su lutuf nidasina nail olmalari " (Ey İbrahim, gerçekten rüyana sadakat gösterdin. Güzel amel işleyeni işte böyle mükafatlandırırız. Bu açık bir imtihandı. Oğluna karşılık ona büyük bir kurbanlık koç fidye verdik)
bizlere İmtihanın ne kadar Çetin ve buna mukabil o imtihandan elde edilecek olan semerenin ne kadar büyük olacağını göstermektedir
İbrahim ve oğlu Hz. İsmail'in (a.s.) kıssası
kısaca şu şekildedir
Hazret-i İsmail ve kurban
İbrahim aleyhisselam, oğlu Hazret-i İsmail'in endamındaki cemal ve kemalini görünce, babalık sevgisi ile oğluna karşı muhabbet uyanır. Bu huzur ve rahatlık içinde uyur. Rüyada, oğlu Hazret-i İsmail'i kurban ederken görür. Hanımı Hazret-i Hacer'in yanına gider.
- Ey Hacer, gözümün nuru oğlum İsmail'e en iyi elbisesini giydir, saçını tara, onu bir dostun ziyaretine götüreceğim, bir bıçak ve ip de getir.
- Bıçak ve iple bu nasıl misafirliğe gidiş?
- Belki Allahü teâlâ bize bir koyun verir.

İblis, bunu duyunca, bana iş düştü diyerek Hazret-i Hacer'in yanına gelir.
- Ey Hacer, İbrahim, İsmail'i nereye götürdü?
- Ziyarete.
- Hayır, kurban etmeye...
- Nasıl olur? Bir baba, oğlunu kurban eder mi?
- Ama (Rabbim emretti) diyor.
- Eğer Allahü teâlâ emretmişse, Ona bin can feda olsun.

İblis, bu sefer Hazret-i İbrahim'e gidip der ki:
- Oğlunu nereye götürüyorsun?
- Ziyarete.
- Hayır kurban edeceksin, o rüya şeytanidir.
- Hayır, gördüğüm rüya Rahmani idi.
- Oğlunu kesmene gönlün razı mı?
- Ey melun, şunu yakînen bil ki, dünyadaki herkes benim evladım olsa ve Rabbim hepsini kurban etmemi emretse, hepsini kurban ederim.

Şeytan, Hazret-i İbrahim'den ümidini kesip, Hazret-i İsmail'in yanına gelir:
- Ey İsmail, nereye böyle?
- Ziyarete.
- Hayır baban, seni kesecek.
- Beni niçin kesecek?
- (Rabbim emretti) diyor.
- Eğer Allahü teâlâ emretmişse, bin canım dosta feda olsun.

İblisin vesvesesi bitmeyince Hazret-i İsmail, babasına der ki:
- Bu beni rahatsız ediyor.
- Ona taş at, uzaklaşsın.

Taş atıp Mina'ya geldiklerinde, Hazret-i İbrahim oğluna der ki:
- Canım yavrum, başımızda bela var. Bilemiyorum niçin had cezasına müstahak oldun?
- Babacığım, bu sözden kan kokusu geliyor.
- Oğlum, rüyada, seni boğazladığımı görüyorum. Ne dersin? (Saffat 102)
- İnsan, sitem kamçısını yemedikçe kımıldamaz. Babacığım, sana ne emrediliyorsa yap, inşaallah beni sabredicilerden bulacaksın. Başımı vermek benim için bir an sürer. Ama kendi elinle oğlunu kurban etmek, gönlüne zor ve ağır gelebilir. Üç arzum var:

Birincisi: Ellerimi ve ayaklarımı sıkı bağla!
- Yavrucuğum, dosta giderken ağlayıp, feryat edilmez.
- Belki hançerem [gırtlağım] hançerine dayanamaz, elimi, ayağımı oynatır da seni üzerim.

İkincisi: Beni yüzü koyun yatır, yüzümü görme, ben de yüzünü görmeyeyim ki, belki coşarım da, senin babalık sevgin harekete gelir, ikimiz de, emri yerine getirmekte kusur ederiz.

Üçüncüsü: Annem beni göremeyince dayanamaz, onu teselli et ve iyilikte bulun.

Melekler de ağlamıştı
Hazret-i İsmail ağlarken melekler de ağlar. Babası, bıçağı boğazı üzerine koyunca, oğlu güler.
- Yavrucuğum, bu halde iken niçin gülüyorsun?
- Gördüm ki bıçakta Besmele yazılı, dostun ismi yazılı olan bıçak, nasıl keser?

Hazret-i İbrahim, olanca kuvveti ile bıçağı çakar, bıçağın ağzı döner ve kesmez. Kızıp, bıçağı yere çalar. Bıçak Allahü teâlânın emriyle dile gelip der ki:
- Bana niçin kızıyorsun? Sana kes diye emreden, bana da kesme diye emrediyor.
O zaman şu lütuf nidası erişti:
(Ey İbrahim, gerçekten rüyana sadakat gösterdin. Güzel amel işleyeni işte böyle mükafatlandırırız. Bu açık bir imtihandı. Oğluna karşılık ona büyük bir kurbanlık koç fidye verdik)

Hazret-i İbrahim, gökten inen koçu yakalayınca, oğlunun bağlarının çözüldüğünü görür.
- Yavrucuğum, bağlarını kim çözdü?
- Beni ölümden kurtaran dost, bağlarımı çözdü.
- Ey oğlum, şimdi dua et, ne istersen Allahü teâlâ kabul eder.

Hazret-i İsmail şöyle dua etti:
(Ya Rabbi, Kıyamette, mümin olan herkesi mağfiret eyle!)
(Bütün müminleri mağfiret ettim ve bağışladım) müjdesi geldi. (R. Nasıhin)

  YORUM YAP / YORUM OKU
SALİM ALTINTEPE DİĞER YAZILARI
 ÇOK OKUNANLAR
Hurhaber.com'da yayınlanan her türlü yazı ve haber kaynak belirtilmeden kullanılamaz. Sayfalarımızda kaynak belirtilerek yayınlanan haberler ilgili kaynağa aittir ve bu haberlerin kopyalanması durumunda, tüm sorumluluk kopyalayan kişi / kuruma ait olacaktır. Başka kaynak veya gazeteden alıntı yazarlar ve site yazarlarına ait yazılardan dolayı Hür Haber sorumlu tutulamaz.

ANASAYFA | GÜNÜN HABERLERİ | KÜNYE | REKLAM | RSS