Hür HABER - Türkiye'nin Online Haber Platformu

Hür HABER - Türkiye'nin Online Haber Platformu

Hür Haber, Türkiye ve dünyadan önemli olan Son dakika, Güncel, Teknoloji, Magazin ve Siyaset haberlerini okuyabilirsiniz.

SON DAKİKA
Sol Ok
Sağ Ok
Menü
Ara
Facebook Twitter
ANASAYFAGÜNDEMSİYASETSPOREKONOMİ SEYAHAT TEKNOLOJİ YAZARLAR FOTO VİDEO

Ozan Ceyhun

Başkanlık sistemi Türkiye için istikrar demektir

Facebook Twitter Linkedin WhatsApp Tumblr Yazdır Büyüt Küçült

Birinci Dünya savaşının sonu Osmanlı İmparatorluğu'nun ardından 29 Ekim 1923 tarihinde kurulan Türkiye Cumhuriyeti Avrupa ülkelerinden esinlenilerek kurulan bir ülke oldu. Kurulduğu ilk günden bugüne değin aslında Türkiye'ye özgü yani Türk tipi bir devlet sistemi değil de batıya özenilen ve batıdan kopyalanan olduğundan da sürekli sistem sorunlarıyla boğuşmak zorunda kaldı. Bu durum batının ve özellikle Avrupa'nın işine geldiğinden bir türlü istikrarı tutturamayan bir Türkiye çıkarlar nedeniyle tercih edildi.

Hatta “demokrasi” kelimesini ağızlarından hiç düşürmeyen avrupalılar Türkiye'de ordunun siviller üzerine hakimiyeti ele geçirmesinden hiç rahatsız olmadılar. Ülke generallerin karşısında dik duramayan korkak ve pısırık sivil politikacıların sözde parlamenter demokratik sistem olarak tanımladıkları postalların kontrolünde bir cumhuriyet olarak bulunduğu coğrafyada önemli bir rol oynamayan varlığını uzun yıllar sürdürdü. Güçsüz, fakir ve batının kontrolünde bir ülke olarak kalmaya “mahkum” edildi.

“Demokrasiye” çok değer verdiklerini söyleyen avrupalılar generallerin emrindeki sivillerin yönettiği Türkiye'den hiç rahatsız olmadılar. Nedense Türkiye'de “demokrasinin” asker postalları altında eziliyor olması hiç bir zaman büyük sorun olmadı?

O dönemlerde en hurda silahlarını sattıkları ve ticari bir pazar olarak kendi modası geçmiş mallarını piyasaya sürdükleri bir ülkeydi Türkiye. Türkiye'nin tek partili sisteminden çok memnundular.

Ne zamanki milletin baskısıyla Türkiye çok partili sisteme geçmek zorunda kaldı ve seçmenler Adnan Menderes adında bir başbakanı seçtiler işte o zaman batının ve özellikle Avrupalıların rahatı kaçtı. Hatta öylesine kaçtıki kendi kontrolleri altındaki Türk ordusu demokratik seçimle gelen başbakanı cunta yaparak devirip ardından astığında kılları bile kıpırdamadı. Bugün Türk halkının büyük bir çoğunluğunun seçtiği yanı demookratik seçimle iş başına gelen Türkiye'nin ilk Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a “diktatör” diye avrupalılar 17 Eylül 1961 tarihinde idam edilen Türkiye'nin Başbakanı Adnan Menderes'in idamını engellemek için hiç bir şey yapmadılar. Oysa “demokrasiye bu derece bağlı olduğunu iddia eden” batı ve özellikle avrupalılar isteseler Adnan Menderes idam edilemezdi.
Bu hep böyle devam etti.

1998 ve 2004 yılları arasında Avrupa Parlamentosu milletvekili olan ben de on yaşımda yani 12 Mart 1971 tarihinde suçu sadece yazar olmak olan babamın askerler tarafından nasıl gözaltına alındığına şahit oldum. Yirmi yaşıma geldiğimde babam gene sadece yazar olduğu için gözaltına alınırken bu sefer ben de 12 Eylül 1980 askeri cuntasına yani “faşist bir rejime” muhalefetten “suçluydum”. Hakkımda hiç ilgim olmayan suçlamalardan dolayı verilen tutuklama kararlarından dolayı 20 yıl sürgünde geçti ömrüm. Suçsuz olduğumu kanıtlayıp beraat ettiğimde 40 yaşındaydım.

Ne 12 Mart 1971'de ne de 12 Eylül 1980'de Avrupa Birliği'ni oluşturan ülkeler Türkiye'ye gereken tepkiyi göstermediler. Eğer mesele demokrasi idiyse hem 12 Mart 1971'de hem de 12 Eylül 1980'de Türkiye'de demokrasi kanlı bir şekilde postallar altında ezilmekteydi. Türkiye'de belki gelmiş geçmiş en anti-demokratik ve de belki “diktatör” ünvanını gerçekten tek hak eden Kenan Evren isimli cuntacı bugün demokratik Türkiye'nin lideri ve her seçimde halkının tam desteğine sahip bir şekilde demokratik olarak seçilen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a gösterilen “çirkin” tepkilerin onda birine bile muhatap olmadı.

Bu mu Avrupa Birliği'nin demokrasi anlayışı?

Onlarca genci idam eden, yüzlerce insanı katleden ve Türkiye'yi karanlıklara boğan cuntacılar karşısında suspus olan Avrupa Birliği bugün bir çok AB ülkesinden daha demokratik olan Türkiye ve bu demokratik gelişmeyi sağlayan lideri Recep Tayyip Erdoğan ile “uzlaşmamak” için her yolu denemekte?

Oysa Türkiye Recep Tayyip Erdoğan ve partisi AK Parti'nin demokratik seçimle iktidara geldiği 2002 yılından beri demokratikleşme adına dev adımlar atmış ender ülkelerden biri!

Fikir ve inanç özgürlüğünün olmadığı eski Türkiye'ye karşı tavır almayan AB ülkeleri bu durumdan çok memnundular. Çünkü geri kalmış ve anti-demokratik bir Türkiye'yi “sizi AB üyesi yapacağız ama …” diyerek diledikleri gibi oyalamaları ve kontrol etmeleri mümkündü.
Ancak bir çok AB ülkesinden daha demokratik bir Türkiye en başta Türkiye'ye AB üyeliğini vermemek için direnenler açısından büyük bir sorun. Düşünsenize aslında Türkiye Yunanistan'dan çok daha demokratik. Yunan parlamentosunda “faşistler” oturmakta ve Yunan politikasına her geçen gün daha fazla yön verir konuma gelmekteler. Hele Kıbrıs Cumhuriyeti adını taşıyan Güney Kıbrıs'a bakacak olursak sormamız gerekir “bu nasıl demokrasi?” diye. Kıbrıslı Türkler sadece Kıbrıs'ın kuzeyinde yaşamıyor. Güney Kıbrıs'ta yaşayan ve vatandaş olan Kıbrıslı Türklere bugüne kadar ne ulusal parlamentoda ne de AP'de kendilerini temsil hakkı verilmedi! Kendi azınlığına demokratik temsil hakkı vermeyen bir AB ülkesi mi Türkiye hakkında “ahkam” kesecek? Maalesef bunu bile yaşamaktayız!
Türkiye'nin onlarca yıldır sorunlar yaşamasına neden olan batıdan kopyalama devlet sistemindeki çok başlılığı en fazla Türkiye'nin güçlenmesini istemeyen ülkeler desteklemekte!

Oysa Türk milleti artık Türk tip bir devlet sistemi arzulamakta. 78 milyon nüfuslu Türkiye'nin daha iyi yönetilmesini istemekten daha doğal ne olabilir? Demokratik seçimle seçilen çok geniş yetkilere sahip bir Cumhurbaşkanı ve yine aynı şekilde seçilen bir başbakan aslında günümüzde dünyanın bir çok ülkesinde tercih edilmeyen bir durum. Her ülke kendi konum ve ihtiyaçlarına göre demokratik sistemini belirler.

İşte Türkiye'nin yaptığı da şimdi bu! Türk milleti yüzde yetmişlere varan bir destek ile ülkesinin başkanlık sistemi ile yönetilmesi arzusunda. Bu da Türkiye'nin daha iyi yönetilmesi ve kalıcı bir istikrara sahip olması anlamına gelmekte.

AB eğer demokrasiye gerçekten değer veriyorsa Türkiye'de milletin demokratik tercih ve talebine saygı göstermeli. Türkiye'nin istikrara kavuşmasını engellemek isteyenler “terbiyesizce” “Erdoğan diktatör olmak istiyor” gibi yalanlara başvurarak Türkiye karşı kamuoyunda algı yaratma sevdasındalar. Oysa Türkiye'de demokratik özgürlüklerin sonuna kadar tadına varmakta tüm vatandaşlar.

Avrupalı dostlarımıza ki eğer gerçekten dost iseler önerim “demokratik Türkiye'yi daha da güçlendirecek olan başkanlık sisteminden korkmasınlar”. AB üyelik adayı be AB partneri Türkiye'nin güçlü olması en çok AB için yararlı bir gelişmedir. Güçlü ve istikrarlı bir Türkiye, AB için kazanımdır.

Türk seçmeni bugün devlet başkanı olarak Recep Tayyip Erdoğan'ı görmek istiyor. Yarın da bir başkasını seçecek. AB'ye ise buna saygı göstermek düşer!

  YORUM YAP / YORUM OKU
OZAN CEYHUN DİĞER YAZILARI
Hurhaber.com'da yayınlanan her türlü yazı ve haber kaynak belirtilmeden kullanılamaz. Sayfalarımızda kaynak belirtilerek yayınlanan haberler ilgili kaynağa aittir ve bu haberlerin kopyalanması durumunda, tüm sorumluluk kopyalayan kişi / kuruma ait olacaktır. Başka kaynak veya gazeteden alıntı yazarlar ve site yazarlarına ait yazılardan dolayı Hür Haber sorumlu tutulamaz.

ANASAYFA | GÜNÜN HABERLERİ | KÜNYE | REKLAM | RSS