Hür HABER - Türkiye'nin Online Haber Platformu

Hür HABER - Türkiye'nin Online Haber Platformu

Hür Haber, Türkiye ve dünyadan önemli olan Son dakika, Güncel, Teknoloji, Magazin ve Siyaset haberlerini okuyabilirsiniz.

SON DAKİKA
Sol Ok
Sağ Ok
Menü
Ara
Facebook Twitter
ANASAYFAGÜNDEMSİYASETSPOREKONOMİ SEYAHAT TEKNOLOJİ YAZARLAR FOTO VİDEO

Barış AYDIN

Her dönemin cemaati

Facebook Twitter Linkedin WhatsApp Tumblr Yazdır Büyüt Küçült
AK Parti hükümeti ile Gülen Cemaati arasında yaşanan kavgayı toplum nasıl algılıyor? Öncelikle bu sorunun cevabını bulmalıyız, aksi takdirde yaptığımız her yorum sağlıksız olur. 17-25 Aralık’ta Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne yapılan darbe girişiminden hemen sonra Cemaatin en etkili ağızlarının yaptığı açıklamaları ve bedduaları hatırlayın: ‘‘AK Parti 12 yıldır var, Cemaat ise 50 yıldır ayakta, Cemaat kaç iktidar gördü geçirdi AK Parti’nin gücü Cemaate yetmez.’’ Bu sözlerin manasını iyi anlamalıyız. Rahmetli Turgut Özal, Süleyman Demirel, Tansu Çiller, Mesut Yılmaz, rahmetli Bülent Ecevit hükümetlerini hatırlayın. Cemaat bugüne kadar hiçbir hükümetle sorun yaşamadı. En başlarda AK Parti hükümetleriyle de yaşamadı. Bu konudan dolayı AK Parti hükümetini suçlayanlar adil olmalı ve suçlamaya ilk hükümetlerden başlamalıdırlar. Cemaatin yıllardır yurtlarında ve evlerinde yetiştirdikleri gençler devletin her kademesine yerleştirildi. AK Parti döneminde de bu böyle devam etmiştir ancak AK Parti hükümetlerini diğer hükümetlerden ayıran AK Parti hükümetleri dönemlerindeki ekonomik istikrardır. Cemaat diğer hükümetler döneminde hiç görmediği bir ekonomik büyümeyi bu dönemde yaşamıştır. Gülen Cemaati artık bürokrasinin yanında eksik olduğu ekonomik güç olarak da beklemediği bir konuma erişti.

İlköğretim Müdürlüğü'ne, İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü'ne, İl Milli Eğitim Müdürlüğü'ne atanacak adayların müdahalesinden bir anda vali, kaymakam, il emniyet müdürü atamalarına müdahale edebilecek bir güce eriştiler. Bankalar, holdingler, büyük ihaleler aldılar. Siyasete de el attılar, 2011 Genel Seçimleri'nde AK Parti'den 150 milletvekili kontenjanı istediler. Ancak bu durum kendilerine ciddi bir güç zehirlenmesi yaşatırken,toplumun ve devletin her kademesinde de büyük bir rahatsızlık ve tedirginlik yaşatıyordu. Bürokraside devleştiğini düşünen Cemaat ekonomik olarak gerçekten çok büyüdü. İşte bu özgüvenle her şeye karışmaya başladılar. İstekleri geri çevrilmeye, talepleri yerine getirilmemeye başlayınca harekete geçtiler, 17-25 Aralık Türkiye Cumhuriyeti darbe girişimini başlattılar. Her şeyi en ince ayrıntısına kadar hesapladılar, AK Parti hükümetinin dört önemli bakanı yolsuzlukla suçlanacak, bakan çocukları kulaklarından tutulup cezaevlerine atılacaktı, ardından aynı suçlama kendilerine en büyük engel olarak gördükleri zamanın Başbakanı R. Tayyip Erdoğan'a yapılarak, o da devre dışı bırakılacaktı. Böylece istedikleri bir Başbakan belirleyecek ve diledikleri gibi at koşturacaklardı. Hesap buydu ancak bugüne kadar daha önce de darbe girişiminde bulunanları hiç ciddiye almadıkları önemsemedikleri, küçümsedikleri aziz milletimizi hiç düşünmediler. Milletin, bürokrasinin ve askerin rahatsızlığını göremediler. 17-25 Aralık darbe girişiminden sonra yapılacak 30 Mart 2014 Yerel Seçimleri'nde yerle bir olacak diye düşündükleri AK Parti hükümetine ve Başbakan Erdoğan'a sadece bu aziz millet değil bu milletin bürokrasideki aziz evlatları da sahip çıktı, 'Yeniden iktidarsın yolun açık olsun' dedi. Ne acıdır ki o günlerde susan siyasetçiler, muhafazakarlar, aydınlar, yazarlar, çizerler tam 10 gün sessiz kaldıktan sonra konuşmaya başladılar. Doğru olan aynı gün sivil siyasetin yanında durmalarıydı... Adli ve siyasi konuların yargılama makamları farklıdır.

Ardından 10 Ağustos 2014 Cumhurbaşkanlığı Seçimleri'nde de, bu aziz millet Başbakan Erdoğan'a ''Bundan böyle sana Cumhurbaşkanlığı yakışır'' diyerek, Ak Saray'ın yolunu gösterip oraya taşıdı.

Şimdi sormak lazım Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne darbe girişimi düzenleyip Türkiye'yi milyarlarca dolar zarar uğratan ve dünyaya rezil edenler kimlerdir? "Demokrasiden dönüş yok" deyip, ne kadar hukuksuz uygulama, yargılama varsa destekleyen, masumiyet karinesini yerle bir edenler kimlerdir? 'Yezidlere boyun eğmem' deyip Yezidlerle iş tutan, onların talimatlarını uygulama gafletine düşenler kimlerdir? Siyaseti dizayn etmek için her türlü kirli oyuna baş vuranlar kimlerdir? Çözüm sürecini sabote etmek ve Türkiye'de yeniden şehit cenazeleri başlasın diye her provokasyona destek verenler kimlerdir? Ve bütün bunları yapıp utanmadan medya ve basın özgürlüğünden söz edenler kimlerdir? Allah aşkına siz bu milleti ne sanıyorsunuz? Bu milleti yiyecek ekmeği olmayan, açlık, yoksulluk, sefalet içerisinde yaşayan Afrika'ın mazlum insanları mı sandınız? İnşaallah gün gelir onlar da ayağa kalkarlar. Bu millet şahlanmıştır, ayağa kalkmıştır, sivil siyasete yapılacak her türlü darbe girişimini kökünden yok etmeye kararlıdır.

Allah korusun eğer ki Sayın Cumhurbaşkanımız Erdoğan gibi inanmış cesur bir lider olmasaydı, Türkiye Ortadoğu'ya dönmüştü. Bir düşünün bakalım bu darbe girişiminin çeyreğini yaşayan liderlerin şapkayı bırakıp nasıl kaçtıklarını. AK Parti hükümetlerinin ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Türkiye için ne büyük bir nimet olduğunu görmeyenler bir kez daha düşünmelidirler.

BARIŞ AYDIN DİĞER YAZILARI
Hurhaber.com'da yayınlanan her türlü yazı ve haber kaynak belirtilmeden kullanılamaz. Sayfalarımızda kaynak belirtilerek yayınlanan haberler ilgili kaynağa aittir ve bu haberlerin kopyalanması durumunda, tüm sorumluluk kopyalayan kişi / kuruma ait olacaktır. Başka kaynak veya gazeteden alıntı yazarlar ve site yazarlarına ait yazılardan dolayı Hür Haber sorumlu tutulamaz.

ANASAYFA | GÜNÜN HABERLERİ | KÜNYE | REKLAM | RSS