Hür HABER - Türkiye'nin Online Haber Platformu

Hür HABER - Türkiye'nin Online Haber Platformu

Hür Haber, Türkiye ve dünyadan önemli olan Son dakika, Güncel, Teknoloji, Magazin ve Siyaset haberlerini okuyabilirsiniz.

SON DAKİKA
Sol Ok
Sağ Ok
Menü
Ara
Facebook Twitter
ANASAYFAGÜNDEMSİYASETSPOREKONOMİ SEYAHAT TEKNOLOJİ YAZARLAR FOTO VİDEO

Ramazan Tamer

Banka mı kurtuldu, vatan mı?

Facebook Twitter Linkedin WhatsApp Tumblr Yazdır Büyüt Küçült

Toplumları insan bedenine benzeten toplumbilimciler vardır.


Tüm tezlerinde insanın bireysel olarak bedeninde görülen etkilerin ve ortaya çıkan tepkilerin, toplumlarda da meydana geldiğini ve ortaya çıkacak toplumsal olayların da bu şekilde değerlendirilmesi gerektiğini savunurlar. Bu felsefi düşüncenin doğruluğunu veya yanlışlığını tartışacak değiliz.


Bir yönüyle; canlı bedenlerin oluşturduğu topluluklar olması hasebiyle, toplumların veya toplumsal olayların anlaşılmasında bir kısmıyla yararlanılabilecek düşünceler olarak faydalanılabilir.


Malumdur ki; İnsanın bedeninde zaman içinde yediği bozuk gıdalardan veya çevresel şartlardan dolayı safralar oluşur.


İnsanın üzerinde taşıdığı bedensel veya fıtri özelliklerinden dolayı, dışarıya atmak zorunda olduğu bazı ihtiyaçları vardır.


Fıtrat gereği dışarıya atılan bir takım zararlı maddelerin yanında mideye veya gönle yerleşmiş fazlalıklar vardır ki atılması sırasında sıkıntılı haller ortaya çıkar.
Önce mideniz bulanmaya başlar. İlk başlarda neden olduğunu anlamadığınız bu fıtri tepkinin biraz sonra terlemeye veya suratınızı asarak çekilmez bir sıkıntıya, çileye dönüştüğünü fark edersiniz.


Vakti geçmemiş bir besin görüntüsüyle kendini takiyye ile gizlediği süslü paketlerin içinde, zehir zerk edilmiş ve yiyenleri yavaş yavaş zehirlemeye yönelik özelliği bulunan bir ikram sunulmuştur. 1970' lerden itibaren en yakın arkadaşları durumu fark ederek terk ettikleri halde; uzaktaki insanların çok cazip tekliflerle pazarlanmasından dolayı fark edemedikleri kendilerini iyi gizlemiş hain ve çevresinde oluşturulan diyalogcu ve güya insani düşünce merkezli bir süreç başlatılmıştır.
Fıtratını bozmayanlarca akıl ve delillere bağlı kalarak kurtulmak mümkün olduğu halde; yavaşça zerk edilen zehri fark etmeyenler, zaman içinde bağımlısı oldukları bir hezeyanın en son temsilcileri olmuşlardır. Ardından yavaş yavaş beyin ölümleri gerçekleştiği için ellerindeki silahın tetiğini bırakmayarak; 15 Temmuzda ateş açtıkları vatan evlatlarını, psikiyatrik bir vaka haline dönüşmüş bir delinin ellerine, bedenlerini ve beyinlerini bırakıvermişlerdir.
Kendi uyuşturulmuş beynini ve bedenini rol model olarak önüne koydukları tarafından yolunu takip ederken; bu arada iyi niyetler kötü niyetli beyinlere teslim edilmiştir. Artık bir tane psikopat olarak gördüğümüz hezeyan sahipleri 1970 li yıllardan itibaren çoğalarak kanser hücresi gibi metastaz yapmış ve işgal ettiği her beyinde önce normalmiş gibi davranışlar sergilerken, habis hücrenin yaptığı baskılarla kontrolden çıkmış bir beden haline gelmişlerdir.

Doğrudur! Önce kimse ne olduğunu anlamamış bilerek veya bilmeyerek sevmiş, sevdalanmış ve artık sevenlerine kötülük yapmaya başlamış bumerang gibi, önce yakın takipçilerini sonra da onların çevrelerini ve yakın ailelerini birbirine katmış zararlı bir hücre haline gelmiştir.
Bu özürlü zihniyet; metastaz yaparak çevrede çok zararlı yeni girişimlerde bulunmaya devam etmiştir ve edecektir.
Zararlı hücre zaman içinde bedenin her tarafına, en gizli kozmik odalarına dahi girerek, bilgi ve düşünce merkezlerinden; ülkeyi dünyanın en zalim ülkesine teslim etmeye kalkışarak artık geri dönülmez bir yola girmeye çalışmışlardır. Ama toplum bu hale toptan bir tepkiyle içinde bulunan zehirli maddeleri veya safraları atmak için gerekeni yapmıştır.

Safra çıkarken biraz bedeni hırpalar ama bu sıkıntılı dönem geçtikten sonra beden eskisinden daha dinç ve rahatlık haline ulaşacaktır.
Böyle sıkıntılı dönemlerde; sabretmek, terlemelere, acayip seslere, ter boşanmalarına, şeker oranının düşüklüğüne sabretmeyi bilirsek, son damlasına kadar beden bu pisliklerden kurtulmuş olacaktır.

Safralar sadece beynini ötekilere satmış, satılmış köpeklerle ilgili değildir. Satılmışlık ne kadar canımızı sıksa da; satın alanlara dikkat etmek ve teyakkuz durumunu dikkatlice takip etmek gerekir.

En derin hücrelerimize kadar safralarımızdan kurtulmayı beceremediğimiz müddetçe geçici ağrı kesicilerle, bedeni dinlendiriyormuş gibi yapmanın bize faydası olmayacaktır.

Bedene girmiş tüm safralardan kurtuluncaya kadar, meydanlarda nöbet bitse de hayatımız içinde bitmemek zorundadır.
Nöbetten uzaklaştırmaya çalışanlara dikkat etmeli ve onların kötü niyetlerini iyi algılamalıyız.
Cevşen okuyarak, hatimler indirerek bankalarını, okullarını, otellerini kurtaramayanların yolunu takip ederek, ülkenin kurtulması söz konusu değildir. Bu yaratıklar; bankalarını kurtarmayı dert ettikleri kadar vatanı kurtarmanın derdine hiç düşmemişlerdir.
Öncelikle akılların devreye sokulması ve fıtratı bozan maddi besinlerden yüreği besleyen hayati düsturlara kadar; ölçülü, kontrollü ve seçici davranarak, ülkenin ve ümmetin istikbali için planlı işler yapabilmek gerekir.
Toplum yeniden fıtratının gereği kendi zeminine çekilmeli, eğitilmeli ve korunmalıdır ki ümmetin son umutları da tüketilmiş olmasın.

Üstad Necip FAZIL derki;
Evler döşemekti bendeki tasa,
Yaptım, ettim, nöbet mezara geldi.
Yeter bana, üç beş arşın bez olsa;
Beklenmedik mallar pazara geldi.

Penceremde bir gün günlerden bir gün:
Ses baygın, renk dalgın ve ışık süzgün;
Belirsiz bir semte insanlık sürgün...
Çek perdeyi güneş nazara geldi.

01/08/2016

  YORUM YAP / YORUM OKU
RAMAZAN TAMER DİĞER YAZILARI
Hurhaber.com'da yayınlanan her türlü yazı ve haber kaynak belirtilmeden kullanılamaz. Sayfalarımızda kaynak belirtilerek yayınlanan haberler ilgili kaynağa aittir ve bu haberlerin kopyalanması durumunda, tüm sorumluluk kopyalayan kişi / kuruma ait olacaktır. Başka kaynak veya gazeteden alıntı yazarlar ve site yazarlarına ait yazılardan dolayı Hür Haber sorumlu tutulamaz.

ANASAYFA | GÜNÜN HABERLERİ | KÜNYE | REKLAM | RSS