Hür HABER - Türkiye'nin Online Haber Platformu

Hür HABER - Türkiye'nin Online Haber Platformu

Hür Haber, Türkiye ve dünyadan önemli olan Son dakika, Güncel, Teknoloji, Magazin ve Siyaset haberlerini okuyabilirsiniz.

SON DAKİKA
Sol Ok
Sağ Ok
Menü
Ara
Facebook Twitter
ANASAYFAGÜNDEMSİYASETSPOREKONOMİ SEYAHAT TEKNOLOJİ YAZARLAR FOTO VİDEO

Ozan Ceyhun

Almanya “Türklerden ve Türkiye’den” ne istiyor?

Facebook Twitter Linkedin WhatsApp Tumblr Yazdır Büyüt Küçült

8,2 milyon yabancı pasaportlunun yaşadığı Almanya'da Federal İstatistik Dairesi'nin rakamlarına göre  1 milyon 527 bin 118 Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı yaşamakta. Ancak vatandaş olanları ya da şu ya da bu şekilde TC pasaportu ile yaşamayanları hesaba kattığımızda Almanya'da 3 milyon insanımızın yaşadığını bilmekteyiz.

82 milyon nüfusa sahip Almanya'da 3 milyon Türkiye kökenli insan elbette çok fazla değil ama gene de ciddiye alınması gereken bir “azınlık” konumunda.

Almanya'da yaşayan insanlarımız alın terleri ile onlarca yıldır bu ülkenin ekonomik istikrara sahip bir konumda olmasına büyük katkı sundular.

Almanya'yı “ikinci vatan” olarak benimsediler. Hatta “ikinci yurtları” olarak sevdiler.

Elbette futbol söz konusu olduğunda ve “Türkiye ile Almanya” arasında milli maç oynandığında “Türkiye” için attı yürekleri. Ancak Almanya Türkiye harici bir milli takımla maç yaparken etnik anlamda bir almanmışcasına çoşkuyla Almanya'yı destekleyen seyiciler arasında da Türkler sayıca yoğunlar. Kısacası Türkler Almanyalı oldular.

Tüm yaşadıkları sorunlara rağmen Almanya'da “mutluydular”.

Ancak son yıllarda anlamakta güçlük çektikleri gelişmeler olmakta.

Almanya'nın son yıllarda neredeyse “AB'de Türkiye karşıtı ülkelerin başında” tarzı eleştirilen Türkiye Politikası bu ülkede yaşamakta olan Türkleri tedirgin etmekte. 

Daha düne kadar Almanya'da “müslüman” ya da “Türkiye'den geldikleri” için dışlanırken günümüzde “sunni” ve “Türk” oldukları için olumsuz bir ayrımcılığa maruz kaldıklarını görmek üzüyor insanlarımızı.

Almanya'da radikal “alevi” ya da radikal “Kürt” olmak “el üstünde tutulur” ve her türlü “desteklenir” konumda olmak anlamına gelmeye başladığından beri “sunni ve Türk”  olmak da “dışlanmak” ya da “desteklenmemek” haline dönüşmüş durumda.

Terör örgütü “PKK'ya sempati duyduğunu” söyleyen bir radikal “alevi” ya da “Kürt” hiç bir sorunla karşılaşmazken “AK Parti'ye sempati duymak” üyesi olduğu partiden ihraç edilmeye kadar varan ayrımcılık sorunları yaratabilmekte insanlarımıza!

Hele Almanya'da yaşayan bir Türk “Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a sempati duyuyor” hatta “onu destekliyor” ise bir çok alanda sorunlarla karşılaşabiliyor.

“Demokrasi kalesi” olmakla övünen bir ülke için oldukça talihsiz bir durum.

“Türkiye'ye karşı gösteri ve mitingler” desteklenmekte buna karşın “MHP'yi destekliyor” diye bazı Türkiye kökenli politikacılar (Yeşiller ve CDU'da) parti kararları ile afaroz edilmekte.

Alman medyasında Türkiye'ye karşı tüm yazı ve yorumlar sanki “tek merkezden” çıkıyormuşcasına “yalanlarla dolu” olarak gündeme gelirken “Türkiye'yi savunan görüşlere” özellikle yer verilmemekte.

Avrupa Birliği-Türkiye ilişkilerinde Almanya son yılarda “frenleyen”, “engelleyen” ya da “görünmeyen Türkiye karşıtı” konumunda.

Vakti zamanında sadece otobanları işgal ettiği için yasakladığı “terör örgütü PKK” Türkiye'yi kan gölüne çevirirken Almanya'dan gelen tepkiler “PKK'ya karşı formalite icabı” ve “çok cılız”. Buna karşın Türkiye'nin “terör örgütü PKK'yla” haklı mücadelesine Almanya'dan destek neredeyse “yok”.

Bir de bunun üstüne Almanya'nın bir NATO müttefiki olarak Türkiye'ye destek olarak bulundurduğu Patriot Savunma Füze Bataryalarını tam da Türkiye DEAŞ, PKK ve PYD terör örgütleri ile savaş halindeyken ve Suriye'nin eli kanlı diktatörü Esad'ın Türkiye'te tehditleri sürerken geri çekme kararı haklı olarak bizi “ne istiyor bu Almanya?” diye düşündürmekte.

Üstelik bununla da kalmadı. Türkiye'de politik bir mafya örgütlenmesi olan paralel yapının emrinde çok sayıda insanın tüm hukuk devleti prensilerine aykırı olarak “Ergenekon Davaları” adı altında hapishanelerde sürünmesine ve kiminin yaşamının yitirmesine neden olan sabıkalı savcılar  Zekeriye Öz ile Celal Kara'nın, Almanya'nın kilometre uzaklıktaki Hanau kentinde, paralel yapıya yakın biri tarafından işletilen otele yerleştirilmiş olması da Almanya'nın bilgsi dahilinde olamayacağından gelimelerin vardığı boyutun vahimliğini sergilemekte.

Almanya'nın İran ile olan sıkı ilişkisi, “RAF” adıyla bildiğimiz “Baader-Meinhof Terör Çetesinden” çok çekmiş bir ülke olmasına rağmen DEAŞ terör örgütüne karşı savaşıyorlar bahanesiyle  bir başka terör örgütü PKK'ya sıcak bakar hale gelmesi, aynı nedenden halkını katletmekte olan Suriye diktatörü Esad ile sorunsuzmuş gibi bir politika izlemesi ve yine aynı coğrafyada ekonomik nedenlerden dolayı ülkesinde demokrasiyi ayaklar altına almış bulunan Mısır'ın diktatörü Sisi ile yakın ilişkileri beraberinde Türkiye karşıtlığını getiriyorsa bu yanlış bir politika!

“Küçük hesaplar” ve  “kısa vadeli” politikalara feda edilmemeli Türkiye-Almanya ilişkisi. Ancak görünen şu anda öyle olduğu!

Oysa Almanya ve Türkiye ilikisinin karşılıklı çıkarların göz önünde tutularak yürütülmesi hem iki ülke, hem AB hem de coğrafyamız için yararı büyük olacaktır. Umudumuz Almanya'da bu hataların farkına varılması!

  YORUM YAP / YORUM OKU
OZAN CEYHUN DİĞER YAZILARI
Hurhaber.com'da yayınlanan her türlü yazı ve haber kaynak belirtilmeden kullanılamaz. Sayfalarımızda kaynak belirtilerek yayınlanan haberler ilgili kaynağa aittir ve bu haberlerin kopyalanması durumunda, tüm sorumluluk kopyalayan kişi / kuruma ait olacaktır. Başka kaynak veya gazeteden alıntı yazarlar ve site yazarlarına ait yazılardan dolayı Hür Haber sorumlu tutulamaz.

ANASAYFA | GÜNÜN HABERLERİ | KÜNYE | REKLAM | RSS