Hür HABER - Türkiye'nin Online Haber Platformu

Hür HABER - Türkiye'nin Online Haber Platformu

Hür Haber, Türkiye ve dünyadan önemli olan Son dakika, Güncel, Teknoloji, Magazin ve Siyaset haberlerini okuyabilirsiniz.

SON DAKİKA
Sol Ok
Sağ Ok
Menü
Ara
Facebook Twitter
ANASAYFAGÜNDEMSİYASETSPOREKONOMİ SEYAHAT TEKNOLOJİ YAZARLAR FOTO VİDEO

Ramazan Tamer

Algı ve Gerçeklik

Facebook Twitter Linkedin WhatsApp Tumblr Yazdır Büyüt Küçült

Her zaman derler mezarlıklar kendini vazgeçilemez zannedenlerle doludur diye. Bir yönüyle doğru kabul edilse de vazgeçilmezleri tarif ederken insanın kendini merkeze alması, başka bir probleminde kaynağıdır.

Tarih aslında bakıldığında zevkle sadece romanlarda anlatıldığı gibi kahramanlıkla dolu kabul edilebilecek bir alan değildir.

Toplumların her zaman kazandıklarını düşünürken; kaybettiklerinden bahsettirmeyerek unutmaya veya unutturmaya çalıştıkları gerçekleri de içinde barındırır.

Gerçeklerin görülmesi baktığınız tarafla ilgili olabildiği gibi; meydana gelen olaylardan ders çıkararak aynı sonuçların yaşanmasını engellemeye yönelik ilişkileri de hatırlattığı anlamda faydalı bir ilim halini alacaktır.

Bireylerin hayatında olduğu gibi; toplumlarında hayatında unutmak veya unutturmak istediği olaylar karşısına çıkabilir.

Önemli olan temel prensibi işletebilmektir. Ne ağlayıp sızlayarak, ne de zafer çığlıkları atarak; meydana gelen olayların doğru anlaşılması veya okunması söz konusu olabilir.

Birileri kendince zamanın akışına bakıp ne ders alacağını düşünürken; diğer yönüyle ders alma bir tarafa, görmezden gelebilirler. Bazılarının sanki hiç olmamış gibi bir fütursuzluk ve gailesizlik içinde hayatına devam etmeye kalkışması, asıl görülmesi gereken ve bir yönüyle durum tespiti yapmak adına önem verilmesi gereken iştir.

Dünya tarihinde zamanın akışını değiştireceğini kendince becerme iddiasıyla yola koyulmuş nice kahramanlar olmuştur. Bu ortaya çıkışlar; hayatın akışını değiştirebildiği ters esen rüzgârlar gibi paranın, gücün, hâkimiyetin sürekli olmaması kuralınca, el değiştirmiş ve kendini güçlü zanneden pek çok toplum tarihin sayfalarından silinip gitmiştir. Moğollar bunun en güzel örneğidir.

Hayatın, zamanın akışını değiştirecek kahramanlar; ancak bulundukları toplumlara kimi zaman ters gelen gerçeklikleri de, her şeye rağmen ifade edebilmiş ve haykırabilmiş kahramanlarla ilgilidir.

Kahramanları sadece kişisel yeteneklerinden dolayı başarılı ve tarihin akışını değiştirecek özneler olarak gören ve insanı yücelterek tanrılaştıran batı mitolojisinin aksine; kahramanların sadece söyledikleri gerçeklerin toplumda bir karşılık bulacak aklıselim insanlarla davasını dert edinmesiyle bağlantılı olarak da değerlendirmek daha doğru olacaktır.

Tarihe not düşecek iş yapmakla; tarihin akışını değiştirebilmeyi kahramanlara veya kahramanların davalarına bakarak çözmek mümkündür. Ama hiçbir gerçekliği olmadığı halde sanal teorilerini insanlara kabul ettirmeye çalışan tüm beşeri ideolojilerin; bir gün batışını gözlemek çok kere mümkün olmuştur. Görünen o ki bundan sonra da mümkün olacaktır.

Tarihçilerin tarihi güzel olaylarla değiştirmeye yetmeyen bazı sahte kahramanları; gerçekleri görmezden gelmeye de yönelik erteledikleri veya geciktirmekle kendilerini muzaffer kabul ettikleri tarihin bazı dönemleri olmuş ve Arapların “nesi” kavramıyla ifade ettikleri, kendilerince ayın yerini değiştirince önemli olaylar yer değiştirmiş veya unutturulmuş olur hayaline kapıldıkları durumu ortaya çıkarır.

Ayların, günlerin isimleri değiştirilince hayatın akışı değişmez veya bazı gerçeklerin üstü kapatılamaz.

Tarihinde pek çok zalimlikle muallel Almanya'nın, Fransa'nın veya Amerika'nın oturup sanki dünyaya adalet dağıtan ülke konumunda olmaya kalkışması; başkasına bağırarak kendi haksızlıklarını örtmeye çalışan insanların konumuna düşme zilletinden başkası olmayacaktır.

Batı veya Amerika asla çevreye verdiği rahatsızlıkları unutturamaz. Kendince milat kabul ettiği ve zulmün doruk yapıp, hâkimiyetlerini sağladıkları andan itibaren açılan sayfaları temiz kabul ettirme dayatmalarıyla, kendilerini temize çıkarmaları mümkün değildir.

Japonya, Avustralya, Vietnam, Afganistan, Bosna, Irak, Suriye, Filistin, Arakan, Afrika kıtalarında da nasıl yer değişikliğinin olması söz konusu olmazsa; yapılan zulümlerinde sanki görmezden gelinerek yok sayılması ve izlerinin silinmesi asla söz konusu olmayacaktır.

Toplum olarak unutkanız dedik ama bu her şeyi unuttuğumuz anlamına gelmez. Batı ve güdümündeki tüm toplumlar bilmelidirler ki; ne soykırım iddialarını kabul edecek kadar toplumsal aklımızı ve vicdanımızı yitirdik, ne de onların oluşturduğu algı anaforunda kendimizden geçecek kadar sarhoşuz.

Zulümle abad olmaya çalışan tüm beşeri ideolojilere dayalı oluşturulmuş topluluklar; ürettikleri kan, kin ve acı medeniyetinde boğulmaya mahkûmdurlar.

Tüm dünyadaki mazlumların bedduası ve adalet beklentisi er geç olması gereken yeri bulacaktır.

Unutulmamalıdır ki; hangi dinden veya toplumdan olursa olsun, Allah mazlumların sesine bir gün adaletle hükmederek cevabını verecektir.

Üstad Abdürrahim Karakoç der ki;

Adaletle adavet yan yana yürümez ki
Adavet çürür amma, adalet çürümez ki
Adavet hırstan doğar, gözü kör, vicdanı kör
Adalet ayaklara ip takıp sürümez ki...

  YORUM YAP / YORUM OKU
RAMAZAN TAMER DİĞER YAZILARI
Hurhaber.com'da yayınlanan her türlü yazı ve haber kaynak belirtilmeden kullanılamaz. Sayfalarımızda kaynak belirtilerek yayınlanan haberler ilgili kaynağa aittir ve bu haberlerin kopyalanması durumunda, tüm sorumluluk kopyalayan kişi / kuruma ait olacaktır. Başka kaynak veya gazeteden alıntı yazarlar ve site yazarlarına ait yazılardan dolayı Hür Haber sorumlu tutulamaz.

ANASAYFA | GÜNÜN HABERLERİ | KÜNYE | REKLAM | RSS