Hür HABER - Türkiye'nin Online Haber Platformu

Hür HABER - Türkiye'nin Online Haber Platformu

Hür Haber, Türkiye ve dünyadan önemli olan Son dakika, Güncel, Teknoloji, Magazin ve Siyaset haberlerini okuyabilirsiniz.

SON DAKİKA
Sol Ok
Sağ Ok
Menü
Ara
Facebook Twitter
ANASAYFAGÜNDEMSİYASETSPOREKONOMİ SEYAHAT TEKNOLOJİ YAZARLAR FOTO VİDEO

Ali Özhan

ABD çekilme süreci ve Türkiye

Facebook Twitter Linkedin WhatsApp Tumblr Yazdır Büyüt Küçült

Yaklaşık 200 yıl önce ABD başkanı James Monroe kongreye gönderdiği mektupta ABD tarihindeki en önemli mesajlardan birini haykırıyordu dünyaya: Monroe Doktrini. Öncelikle Monroe Doktrinini anımsayalım. Monroe Doktrini temel olarak ABD'nin Avrupa boyunduruğundan tamamen kurtarılması ve arka bahçesi olarak gördüğü Latin Amerika'yı dizginlemesi, güvence altına alması gerektiğine dayanıyordu. Doktrin uzun yıllar ABD politikasına yön verdi ve zamanı geldiğinde tekrar indirilmek üzere rafa kaldırıldı.
Geçen yılın sonlarına doğru ABD başkanı Trump'ın Suriye'den çekilme kararındaydı dünyanın gözü. ABD'nin özellikle soğuk savaştan sonraki tek kutuplu dünyada izlediği güvensiz ve saldırgan politikanın ardından bu karar çoğu açıdan doğruyu yansıtıyor gibi durmuyordu. Trump'ın bu açıklamasının ardından Pentagon'dan gelen yalanlama bu görüşü perçinledi. Suriye'den çekilme kararının tasdiki ise bir süre sonra Suriye'den çok uzakta, Güney Amerika'nın “parasıyla rezil olan” ülkesi Venezuela'dan geldi. ABD bir gecede Venezuela'nın halk tarafından seçilmiş başkanını değil kendi seçtiği meclis başkanını tanıdığını, tabiri caizse arka bahçesindeki dikeni temizleyeceğini ilan etti.
Her zamanki sığ ve petrole odaklı bakış açılarıyla meşhur analistlerimiz bu kararı da Venezuela petrolüne bağlamakta gecikmediler. Oysa petrol konusunda ABD Venezuela'ya değil Venezuela ABD'ye muhtaç durumda. ABD artık önemli ölçüde petrol üretiyor ve önümüzdeki 20 yıl içerisinde dünyanın önde gelen petrol ihracatçılarından olacağı öngörülüyor. ABD'nin Venezuela'dan ithal ettiği petrolün amacı taktiksel. Arka bahçesindeki bu dikeni Rusya'nın ve Çin'in kucağına bırakmamak, yeni bir Küba krizi yaşamamak için bu ticarete göz yumuluyordu. Lakin geldiğimiz safhada ABD'nin bu duruma tahammülü kalmamış gibi duruyor.
ABD'nin bölgeden çekilmesi ve Monroe Doktrinine dönüşü Ortadoğu ve özellikle Türkiye için geniş çaplı bir değişimin işareti. Bu değişimin sonuçlarını görmek için öncelikle ABD'nin bölgeye girişini hatırlamakta fayda var. Genel olarak ABD'nin Ortadoğu'ya olan ilgisinin II.Dünya Savaşının ardından başladığı kabul edilse de gerek 1.Dünya savaşında, gerek savaşın ardından İngiliz ve Fransız paylaşımında ABD'nin sinsi ve etkin bir rol oynadığını söylemek mümkün. Özellikle Milli mücadele döneminde bölgede artan İngiliz ve Fransız etkisine karşın ABD Anadolu'daki ihtilal hareketini desteklemeyi tercih etmiş, silah ve mühimmat yardımında bulunmuştu. Bu yardımlar elbette karşılıksız yapılmıyor ülke çapında kuvvetli bir “Amerikan mandası” rüzgarı esiyordu. Amerikan muhipleri cemiyetinin önderliğinde Halide Edip gibi oldukça tanınmış simaların da bulunduğu aydın zümremiz Amerikan senatosuna mektup yazıyor ve Anadolu'nun olduğu gibi ABD'ye bağlanacak bir eyalet olması için adeta yalvarıyorlardı. Bu vaziyet ve umut Sivas kongresine kadar süregeldiyse de Sivas kongresinde uzun tartışmaların ardından manda ve himayecilik kesin bir dille reddedildi. Tam bağımsızlık ilkesi vurgulandı.
ABD'nin ikinci ve en önemli dahli Musul meselesinde oldu. Adeta Standart Oil ve BP'nin savaş alanına dönen Musul konusunda ABD masada elini güçlendirecek tam desteği Türkiye hükümetine verdi. Türkiye'de Şeyh Said isyanının ardından hükümetin düşmesiyle beraber Standart Oil savaşı kaybediyor ve Ortadoğu'nun pek çok yerinde yaptığı gibi sahayı İngilizlere terk ediyordu. Filistin'de, Mısır'da Irak'ta ve Arabistan'da kol gezen Standart Oil elemanları petrol imtiyazı arıyorlardı. Her ne kadar küresel şirketler eliyle Ortadoğu kulvarına yeni giren ABD pek bir başarı elde edemese de zaten hali hazırda kanamış ilk savaşın yaralarını kaşımayı sürdürüyordu. Zira ikinci bir savaş yakındı ve ABD çıkarları için biçilmiş kaftandı. Beklenen kıyameti hızlandırma çalışmalarına girişen ABD, yenilgiyi hazmedemeyen Almanların üzerine titremeye başladı. Devamı yarın..

 

  YORUM YAP / YORUM OKU
ALİ ÖZHAN DİĞER YAZILARI
Hurhaber.com'da yayınlanan her türlü yazı ve haber kaynak belirtilmeden kullanılamaz. Sayfalarımızda kaynak belirtilerek yayınlanan haberler ilgili kaynağa aittir ve bu haberlerin kopyalanması durumunda, tüm sorumluluk kopyalayan kişi / kuruma ait olacaktır. Başka kaynak veya gazeteden alıntı yazarlar ve site yazarlarına ait yazılardan dolayı Hür Haber sorumlu tutulamaz.

ANASAYFA | GÜNÜN HABERLERİ | KÜNYE | REKLAM | RSS