Günün haberleri   |   Giriş sayfam yap   |   Favorilere ekle   |   Künye   |   İletişim   |   Sitene haber ekle  Üye Ol    Şifremi Unuttum
 
 24 Mayıs 2012 Perşembe
DOLAR
1,7880
EURO
2,3110
IMKB
58,520
ALTIN
91,0353
Hava Durumu
ISTANBUL 
25 / 18
 
 
 
 
Mümtazer TÜRKÖNE   
Her Atatürkçüye bir diktatör
03 Şubat 2012 Cuma  


Derdim, Atatürk'le Atatürkçülük arasındaki derin uçurumları, okyanusları göstermek.


Atatürk, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin kurucusu. Bu ülkenin kazandığı her şeyde onun ufku ve iradesi var. Bu ülkenin kaybettiği hazinelerin en temel sebebi ise Atatürkçülerin yobazca sarıldıkları iktidar hırsları ve ayrıcalık arayışları. Atatürkçülüğü icat eden ve onu toplum üzerinde totaliter bir baskı aracına dönüştüren darbeciler, dar ve kısır dünyalarına Atatürk'ü sığdırabilmek için, onun mirasını boydan boya tahrif ettiler. Ama daha çok toplumu, bu daracık kalıpların içine sokabilmek ve orada tutabilmek için akla zarar zulümlere giriştiler. Zekâları halka çevirdikleri silahı kullanma yeteneği ile sınırlı darbeciler, Atatürk'e ait her imgeyi ve sözü disiplinli ve hiyerarşik bir toplumun sembollerine dönüştürmek için eğip-büktüler. Okulları bu sembollerle kuşatma altına aldılar ve diktatörlere sorgusuz itaat edecek edilgen nesiller yetiştirmeye giriştiler. Allah var: Başarılı oldular.

Canlı örneği Bekir Coşkun. Kemâl Kılıçdaroğlu'na 'ne olur bir diktatör ol' diye yalvarırken, bu Atatürkçü cendereden geçerken zihninde kalan izleri kullanıyor. Amaç, darbeciler gibi dediği dedik bir parti genel başkanı ortaya çıkartmak. Tek Parti döneminin CHP'sine özeniyor. Dünyası bununla sınırlı. "Tüm yetkileri isteyin" diyor "tartışmasız, sınırsız, itirazsız..." diyerek bir despot tarif ediyor. Atatürkçülüğün tahribatı, aradığı diktatörü 19 Mayıs'ta Samsun'a çıkarmak ve bir Kurtuluş Savaşı başlatmak saçmalığıyla ortaya çıkıyor. Bu arayışta, darbeci Atatürkçülüğünün esintileri dışında orijinal bir şey var mı? Meselâ demokrasiye dair.

Zavallı Kılıçdaroğlu ne yapsın? Adının "Kemâl" olması, bir siyasî partinin başında darbe yapmış bir diktatör gibi oturması için yeterli değil ki. Dönem tek parti dönemi değil ki, bir saray darbesi yapsın. Faşizm öleli çok oldu; diriltmesi hayli zor.

Muhtemeldir ki Bekir Coşkun, "intizam", "hal ve gidiş" notları "pekiyi" olan bir öğrenciydi; matematiğini bilmem ama Türkçesinin de iyi olması lâzım. Yazdığı köşe yazısını okuyanların 'aklımda ne kaldı?' sorusuna bir türlü cevap veremeyişinden, Türkçe kompozisyon derslerinde başarılı olduğu belli. Zira o kompozisyonlarda fikre yer verilmez. Nedense gözümün önüne hep Andımız okunurken, burnunu kaşımak için hazırol vaziyetini bozan arkadaşını öğretmenine ispiyonlayan bir tip geliyor. Arkadaşları tarafından sevilmeyen ama öğretmenin el üstünde tuttuğu önlüğü ütülü, yakası kolalı ve temiz bir öğrenci. Sınıfın neredeyse tamamı, onun sayesinde bir azar işitmiş olmalı. Bu kadar intizamlı bir öğrencilikten sonra, o eğitim sisteminin içine darbecilerin yerleştirdiği sembollerle sınırlı bir dünyada yaşamaktan ve düşünüp-yazmaktan başka çıkar yolu var mı? Suç Bekir Coşkun'da değil, onu diktatör arayışıyla sınırlı bir siyasî kısırlığa hapseden Atatürkçü eğitim sisteminde. Şayet çocuklarımızın birer Bekir Coşkun olarak yetişmesini istemiyorsak, hiç olmazsa Samsun'a 1919'da çıkıldığını, Kurtuluş Savaşı'nın da 1922'nin 30 Ağustos'unda zaferle sonuçlandığını kavramalarını bekliyorsak, eğitim sistemini de çocuklarımızın zihnini de bu darbe kalıntılarından temizlemek boynumuzun borcu. Yoksa bu sistemden çıkan Bekir Coşkun'larla, demokratik bir CHP'ye kavuşmamız ve bu yolla iktidar adayı bir muhalefet partisine sahip olmamız mümkün olmayacak.

Millî Eğitim Bakanlığı, geç de olsa bu darbe kalıntılarını temizlemeye girişti. İtiraz edenlerin, Bakanlığın iptal ettiği her uygulamanın, 12 Eylül Cuntası'nın ülkeyi demir yumrukla yönettiği üç yıl içerisinde icat edilmesine bir cevabının olması lâzım. 30 Eylül 1980'de Kenan Evren, Harp Okulu'nda ders yılı açılış töreninde "İdeoloji aşılamak lâzım gelirse, işte ulu önder Atatürk'ün ideolojisi vardır. Onu benimseyiniz." diyordu. Bugün Bekir Coşkun gibilerin tekerleme olarak tekrarladıkları 19 Mayıs, Kuvva-yı Milliye, Kurtuluş Savaşı gibi sayısız motif, aslından uzaklaştırılarak o dönemde bir darbe sembolü olarak yeniden inşa edilmiştir.

Atatürkçülük, darbeciliktir. Darbecilerin zorbalık yaparken, Atatürk heykellerinin arkasına sığınmasına, silahlı gasp eylemlerine mazeret ararken Atatürk maskesi takmalarına Atatürkçülük adını veriyoruz. Bugün, demokrasiye tasallut edecek zorbalar ve diktatörler arayanlar, bu ideolojinin etkisinden kurtulamayanlar değil mi?

Bu yazı 186 defa okunmuştur. Yazdır   Önceki sayfa   Sayfa başına git  
  Toplam yorum 0   Onay bekleyen 0  


Yorumunuz editörlerimiz tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.
 
Üye girişi yapmadınız. Misafir olarak yorum ekleyebilirsiniz.

Bu yazı henüz yorumlanmamış...


 Yazarın Diğer Yazıları
 
Behzat Gerçeker: Tenis benim için bir yaşam tarzı
Bu hafta tüm Türkiye'nin keyifle dinlediği ENBE Orkestrası'nın Şef'i Behzat Gerçeker ile birlikteydik.

23.05.2012  55 okunma
Alper Görmüş'ten darbecilere mesaj var
Nokta'da yayınladığı darbe günlüklerinin çok daha geniş halini yayınladığı İmaj ve Hakikat kitabı piyasaya çıkan Alper Görmüş Hür Soru Hür Cevap'ta...

04.05.2012  1637 okunma
      Necef UĞURLU
      Medya
      Servan ALTIKANAT
      Siyaset
      Z.Füsun KÜMET
      Spor
      Mustafa Lütfi KIYICI
      Siyaset
      Hale Özgür KIYICI
      Siyaset
      M. Fatih Gediman
      Siyaset
      Azra Nurten Cevizci
      Siyaset
Koç 21 Mart - 20 Nisan
KOÇ: Yöneticilerinizle, babanızla, eşinizle ilişkinizde hala dikkatli olmalı ve yıkıcı davranışlar yerine değişmeyi, ...
 
  
  Liseli iki kuzen 16 gündür kayıp
Okul gezisine katılacaklarını söyleyerek evden ayrılan amca çocuğu ...
  Kayıp aile toprağa gömülmüş
GAZİANTEP'te geçen 3 Mart'ta kaybolan 45 yaşındaki Emine Düzkaya, ...
Sizce Aziz Yıldırım suçlu mu?
 
RSS

Add to Google
Hurhaber.com'da yayınlanan her türlü yazı ve haber kaynak belirtilmeden kullanılamaz.  Sayfalarımızda kaynak belirtilerek yayınlanan haberler ilgili kaynağa aittir ve bu haberlerin kopyalanması durumunda, tüm sorumluluk kopyalayan kişi / kuruma ait olacaktır. Başka kaynak veya gazeteden alıntı yazarlar ve site yazarlarına ait yazılardan dolayı Hür Haber sorumlu tutulamaz. Tasarım & Programlama