Günün haberleri   |   Giriş sayfam yap   |   Favorilere ekle   |   Künye   |   İletişim   |   Sitene haber ekle  Üye Ol    Şifremi Unuttum
 
 24 Mayıs 2012 Perşembe
DOLAR
1,7880
EURO
2,3110
IMKB
58,520
ALTIN
91,0353
Hava Durumu
ISTANBUL 
25 / 18
 
 
 
 
Ali BULAÇ   
Gazeteci-Yazar
Dindar nesiller 2
18 Şubat 2012 Cumartesi  

Gündem dolayısıyla geciktirdiğimiz "dindar nesiller" konusuna devam ediyoruz.

Bir devletin dindar nesiller yetiştirme misyonunu üstlenmesi, genel olarak kabul görmedi. Ana hatlarıyla söz konusu misyonun sivil topluma ait olduğu fikri savunuldu. Bu doğrudur. Fakat devlet şu veya bu din adına nesil yetiştirme misyonunu bir kenara bırakırken, şu veya bu felsefî görüşten, siyasî ideolojiden, sosyo-kültürel sistem fikrinden arındırılması beklenir. Zira insanların belli referanslara göre düşünmesi, inanması ve yaşamasına "din" deniyorsa, insanların "laik, seküler veya profan referanslar"a göre düşünmesi, inanması ve yaşaması da "laik veya seküler din"dir. İslam bakış açısından hak din Kur'an vahyi ile tarif ve tebliğ edilmiştir, ama İslamiyet'ten başka "dinler" de vardır. Kitap ehlinin dinleri (Yahudilik-Hıristiyanlık), Sabilik (gök cisimlerini yüceltip onlara kutsallık atfedenler), ateşe tapıcılık (Mecusilik), Asya dinleri vs. Putlara tapanlar, paganlar, bilinmez ruhların peşine takıanlar, hatta Tanrı'nın varlığını reddeden ateistler de birer dine mensupturlar.

Bu manada salt aklî, bilimsel verileri, reel ekonomik süreçleri, yaşama tarzlarını temel alanlar da "İslam-dışı dinler"dir. Mesela komünizm, felsefî ve tarihî materyalizmle bir varlık, tarih, toplum ve insan tasavvuruna dayanır; sosyalizm, daha alt kademede toplumsal boyutu ağırlıkta olan kapsayıcı bir sistemdir; kapitalizm sınırsız sermaye biriktirmeyi, bireysel ve sınıfsal kazancı ve buna bağlı toplumsal örgütlenmeyi temel alan sistemin adıdır; liberalizm 'birey'i hareket noktası seçen felsefî, iktisadî ve siyasî bir düzendir. İslam bakış açısından referansları kutsal, metafizik veya aşkın/müteal olsun olmasın; manevî değerlerle, mebde' ve meadla ilgilensin ilgilenmesin, insana ve topluma belli bir düşünme, inanma ve yaşama tarzı öneren her zihnî disiplin, sosyo-kültürel sistem, iktisadî-politik düzenleme ve entegre yaşama tarzı genel 'din' tanımı içinde yer alır.

Eğer İslam bakış açısından bu doğru bir tanımlama ise, bu durumda devletin idarî, sosyal, ekonomik ve kültürel politikaları tespit ederken komünist, kapitalist, sosyalist veya liberal düşünceyi temel alıp düzenlemeler yapması onun dinini ima eder.

Şu soruya cevap arayalım: Söz konusu sistemlere dayalı devletin görüş ve ideoloji belirleyip hukuk, eğitim, sosyal hayat ve kültürel politikaları belirlemesi 'demokratik' ya da 'makul ve anlaşılabilir' bulunuyor da, neden 'semavi bir din'i veya bir toplumda ne kadar din varsa onların mensuplarına kendi dinlerine göre nesillerini yetiştirme imkânının tanınması mümkün olmasın?

Zannedilir ki, sadece Türkiye'de adına 'Kemalizm' denen resmî ideoloji vardır ve ilk günden bu yana ana parametreleri "ilke ve inkılaplar" tarafından belirlenmiş nesiller yetiştirmek üzere devlet hukuktan eğitime kadar toplumsal hayatın her alanına müdahale etmektedir. Bu doğrudur, ama bu müdahale Mustafa Kemal'in kafasından çıkmış değildir, Türkiye'ye de özgü değildir; genelde Aydınlanma felsefesinin, özelde Fransız Cumhuriyeti'nin amir projesidir.

Hangi coğrafî bölgede kurulmuş olursa olsun, cumhuriyet bizatihi yeni bir insan, yeni bir toplum 'yaratma iddiası ve davası'dır. Cumhuriyet, tarihsel iddiaları itibarıyla ve ilk çıkışında din-dışıdır, kendi tarihî bağlamında Hıristiyanlık ve genelde semavî dinlere karşıdır; bilimi, pozitivizmi ve neredeyse yegâne misyonu metafizik konularından uzak tutulup semavî dinleri kritik etmekle yükümlü tutulan akla dayanır. Cumhuriyet, söz konusu projeyi sosyal bilimler aracılığıyla "yeni bir toplum"; hukuk ve eğitim (okul) marifetiyle bir "ulus var etme"yi hedefler. Cumhuriyet'in temel iddialarına ve öngörülerine göre "yurttaş, toplum ve ulus var etme" makul ve 'demokratik' de, neden başka bir referans çerçevesine göre hayat tarzı ve insan nesli yetiştirmek mümkün olmasın?

Eğer nesilleri eğitme işi "toplum"a bırakılacaksa, modern devlet de yukarıda sayılan iddialarından ve etkinliklerinden vazgeçip bu alanları topluma bıraksın. Biz zaten bunu istiyoruz.

Bu yazı 181 defa okunmuştur. Yazdır   Önceki sayfa   Sayfa başına git  
  Toplam yorum 0   Onay bekleyen 0  


Yorumunuz editörlerimiz tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.
 
Üye girişi yapmadınız. Misafir olarak yorum ekleyebilirsiniz.

Bu yazı henüz yorumlanmamış...


 Yazarın Diğer Yazıları
 
Behzat Gerçeker: Tenis benim için bir yaşam tarzı
Bu hafta tüm Türkiye'nin keyifle dinlediği ENBE Orkestrası'nın Şef'i Behzat Gerçeker ile birlikteydik.

23.05.2012  54 okunma
Alper Görmüş'ten darbecilere mesaj var
Nokta'da yayınladığı darbe günlüklerinin çok daha geniş halini yayınladığı İmaj ve Hakikat kitabı piyasaya çıkan Alper Görmüş Hür Soru Hür Cevap'ta...

04.05.2012  1637 okunma
      Necef UĞURLU
      Medya
      Servan ALTIKANAT
      Siyaset
      Z.Füsun KÜMET
      Spor
      Mustafa Lütfi KIYICI
      Siyaset
      Hale Özgür KIYICI
      Siyaset
      M. Fatih Gediman
      Siyaset
      Azra Nurten Cevizci
      Siyaset
Koç 21 Mart - 20 Nisan
KOÇ: Yöneticilerinizle, babanızla, eşinizle ilişkinizde hala dikkatli olmalı ve yıkıcı davranışlar yerine değişmeyi, ...
 
  
  Liseli iki kuzen 16 gündür kayıp
Okul gezisine katılacaklarını söyleyerek evden ayrılan amca çocuğu ...
  Kayıp aile toprağa gömülmüş
GAZİANTEP'te geçen 3 Mart'ta kaybolan 45 yaşındaki Emine Düzkaya, ...
Sizce Aziz Yıldırım suçlu mu?
 
RSS

Add to Google
Hurhaber.com'da yayınlanan her türlü yazı ve haber kaynak belirtilmeden kullanılamaz.  Sayfalarımızda kaynak belirtilerek yayınlanan haberler ilgili kaynağa aittir ve bu haberlerin kopyalanması durumunda, tüm sorumluluk kopyalayan kişi / kuruma ait olacaktır. Başka kaynak veya gazeteden alıntı yazarlar ve site yazarlarına ait yazılardan dolayı Hür Haber sorumlu tutulamaz. Tasarım & Programlama