Günün haberleri   |   Giriş sayfam yap   |   Favorilere ekle   |   Künye   |   İletişim   |   Sitene haber ekle  Üye Ol    Şifremi Unuttum
 
 24 Mayıs 2012 Perşembe
DOLAR
1,7880
EURO
2,3110
IMKB
58,520
ALTIN
91,0353
Hava Durumu
ISTANBUL 
25 / 18
 
 
 
 
Ahmet TAŞGETİREN   
Gazeteci
Dindar gençlik meselesi
05 Şubat 2012 Pazar  

Her anne babanın "evlat problemi" var.
Burada bir "genç insan" profili çizmeye kalksam ve her anne babadan bir özellik ifade etmelerini istesem ortaya nasıl bir profil çıkardı?
Uyuşturucu kullanan bir genç istiyor musunuz?
Şiddet eğilimi taşıyan bir genç?
Yolda, görmeyen birine oyun olsun diye çelme takan?
Yaşlı bir kadının çantasını çalan?
Eğitim hayatında hep sıfır çeken?
Yalan söyleyen? Kumar oynayan?
İnternette porno sitelerine giren?
Kız arkadaşını öldüren?
Yani hemen herkesin negatif diye nitelendirdiği özellikleri taşıyan bir evladınız olmasını ister miydiniz ya da evladınızın okul, sokak, iletişim araçları ortamında gerçekleşen eğitiminin sonunda onu böyle bir negatifler çukuruna düşürmesini?
İstemezdiniz eminim.
Peki bu negatifler çocuğunun üzerinde hangi klişe tanımlama bulunurdu?
Ya da bu özellikleri taşımayan, aksine toplumun pozitif değerler diye kabul ettiği özelliklerle yüklü gencin üzerinde hangi klişe tanımlama bulunurdu?
Biliyorum, kavga, devletin şu veya bu tür gençlik yetiştirme hakkı, yetkisi konusunda çıkıyor.

Laik devlet steril midir?

Aslında, devletin de, asgari bir "insanlık çerçevesi" her zaman vardır. Laik devletin de, demokratik devletin de... Siz buna mesela "evrensel değerler" dersiniz. Kim belirliyor bir değerin evrensel nitelikte olduğunu ve o değer, dinden bütünüyle soyutlanmış mıdır?
Laiklik ve demokrasi, devleti steril bir alan haline getirmez. Bu, mümkün de değildir. Sadece öğretmenin kişilik değerleri bile, toplum önündeki politik aktörlerin kişilik değerleri bile bir çocuğun kişilik eğitiminde etkili olur.
Onun için, devlet çocuğun kişilik eğitiminde hiçbir etkiye sahip olmasın demek, muhali istemek kadar anlamsızdır.
Peki yukarıdan aşağıya bir biçimlendirmeye ne demeli?
Bir: Aslında böyle bir biçimlendirme tekelinin oluşması imkânsızdır. Hele bu çağda.
İki: Bu tarz yukarıdan aşağıya biçimlendirme girişimleri genelde tepki doğurur. Bu Türkiye'de de başarılamadı, mesela İran'da da başarılamadı. 1994'te İran'a gittiğimde sordum, "Devrimin üzerinden 15 yıl geçti, İslam devrimi ideallerini içselleştiren bir nesil yetiştirdiniz mi" diye... Cevabı olumlu değildi.

Devlet gölge etmesin yeter!

Üç: Konferans için Anadolu'ya gittiğimde, dindar insanlarımızla bir arada oluyorum. İnsanların çocuklarının geleceği ile ilgili kaygıları var. "Ne olacak bu çocukların hali" sorusu, pek çok ebeveynin ortak derdi. Okul ortamından, sokaktan, internet kafelerden, TV'den şikâyet ediliyor. Yani açık açık "çocuklar elden çıkıyor" kaygısı.
Dört: Bu derdin çaresi olarak insanların devletten, "muhafazakâr demokrat iktidar"dan bir şeyler beklediği de doğru. Dindar insanların bir "İslam gençliği" yetişmesi arzusunun bulunduğu da bir vakıa. Taa Mehmet Akif'ten bu yana "Asım'ın nesli" hedefi hep diri kalmış. Necip Fazıl, gençlik inşasını hedeflemiş. Bu, çocuklarına bir "Allah emaneti" gibi bakan dindar anne babaların da ortak kaygısı.
Beş: Ben buluştuğum insanlara şunu söylüyorum: Yukarıdan aşağıya bir İslamlaşma beklentisinin karşılık bulması imkânı yok. Böyle bir İslamlaştırma hareketi, tepki de doğurur. İnsanlar, birilerinin kendi zihinlerine İslami bilinç aktarılmasına karşı zihni barikat oluştururlar. Onun yerine iktidarlardan beklenen, özgürlük ortamının hazırlanmasıdır. Müslümanlar bugüne kadar devlet barikatı ile karşılaştılar. Devlet özgürlük alanını açsın, İslami hassasiyet taşıyan sivil toplum örgütleri de, "yatay ilişkiler"le insanlara ulaşsın. Bu, dindarlar için bir sınav alanı. Moderniteye, post moderniteye karşı İslami kişilik inşası... İşte meydan okuma ve işte var oluş sınavı.
Yani devlete "Gölge etme başka ihsan istemez" diyebilmek.

 

Bu yazı 112 defa okunmuştur. Yazdır   Önceki sayfa   Sayfa başına git  
  Toplam yorum 0   Onay bekleyen 0  


Yorumunuz editörlerimiz tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.
 
Üye girişi yapmadınız. Misafir olarak yorum ekleyebilirsiniz.

Bu yazı henüz yorumlanmamış...


 Yazarın Diğer Yazıları
 
Behzat Gerçeker: Tenis benim için bir yaşam tarzı
Bu hafta tüm Türkiye'nin keyifle dinlediği ENBE Orkestrası'nın Şef'i Behzat Gerçeker ile birlikteydik.

23.05.2012  54 okunma
Alper Görmüş'ten darbecilere mesaj var
Nokta'da yayınladığı darbe günlüklerinin çok daha geniş halini yayınladığı İmaj ve Hakikat kitabı piyasaya çıkan Alper Görmüş Hür Soru Hür Cevap'ta...

04.05.2012  1637 okunma
      Necef UĞURLU
      Medya
      Servan ALTIKANAT
      Siyaset
      Z.Füsun KÜMET
      Spor
      Mustafa Lütfi KIYICI
      Siyaset
      Hale Özgür KIYICI
      Siyaset
      M. Fatih Gediman
      Siyaset
      Azra Nurten Cevizci
      Siyaset
Koç 21 Mart - 20 Nisan
KOÇ: Yöneticilerinizle, babanızla, eşinizle ilişkinizde hala dikkatli olmalı ve yıkıcı davranışlar yerine değişmeyi, ...
 
  
  Liseli iki kuzen 16 gündür kayıp
Okul gezisine katılacaklarını söyleyerek evden ayrılan amca çocuğu ...
  Kayıp aile toprağa gömülmüş
GAZİANTEP'te geçen 3 Mart'ta kaybolan 45 yaşındaki Emine Düzkaya, ...
Sizce Aziz Yıldırım suçlu mu?
 
RSS

Add to Google
Hurhaber.com'da yayınlanan her türlü yazı ve haber kaynak belirtilmeden kullanılamaz.  Sayfalarımızda kaynak belirtilerek yayınlanan haberler ilgili kaynağa aittir ve bu haberlerin kopyalanması durumunda, tüm sorumluluk kopyalayan kişi / kuruma ait olacaktır. Başka kaynak veya gazeteden alıntı yazarlar ve site yazarlarına ait yazılardan dolayı Hür Haber sorumlu tutulamaz. Tasarım & Programlama