Dünyadaki küresel güçlerin gerek bölgemizde ve gerekse Türkiye’de öngördükleri yeni politik ve askeri hamlelerin yaratacağı etkinin sonuçları itibari ile sular alttan alta şimdiden iyice ısınmaya başladı.
Ortadoğu coğrafyasının yeniden dizayn edilmesinde bölgedeki tüm güçler muhtemel gelişmelere karşı kendi çıkarları için yeni pozisyonlar ve yeni politikalar geliştiriyorlar.
Kürt halkının 40 milyonu aşan nüfusu ile dört ayrı parçaya bölünmüş olması nedeni ile yaratılacak sonuçlardan da en çok Kürt halkı etkilenecektir.
Küreselleşme sürecinin ulaştığı internet ve sosyal etkileşim ve bütünleşme imkanları ortak insan değerleri olan hak-hukuk-adalet gibi ortak değerlere ulaşma imkanları sunuyor. Bu bağlamda gerek Türkiye’nin demokratikleşmesi sorunu ve gerekse Kürt halkının hak ve özgürlük taleplerinin elde edilmesi sorunu, bir bütün olarak Türk ve Kürt halkının birbirine paralel, birbirini tamamlayan politikalar oluşturmaları ile mümkündür.
Uluslararası sömürge politikaları sonucu dört parçaya bölünen Kürdistan coğrafyası üzerinde, farklı farklı politik rüzgarlar estiriliyor. Estirilen bu küresel ve bölgesel rüzgarlara karşı zaman geç olmadan, Kürt halkının temsilcisi olan örgüt ve partilerin "ortak bir Kürdistani politika ile" yelkenlerini ayarlaması gerekiyor. Pragmatik politikalar üzerinden yürütülen küresel ve bölgesel çıkarlara karşı, Kürdistani güçlerde reel olabilecek pragmatik politikalar yaratmalıdırlar.
Tek ırk, tek ideoloji, tek inanç mantalitesi üzerine inşaa edilen Kemalist,ceberut,ulus-devlet mantığının 80 yıldır bastıramadığı,yok edemediği Kürt halkının hak ve özgürlük mücadelesinin çözümünü bekleyen sorunlar on yıllık AKP iktidarını zorluyor. Özellikle 12 Temmuz seçimlerinden önce ve sonraki süreçlerde AKP iktidarının vaat ettikleri pozisyondan dönerek, yeni dönemde yeni güvenlik politikalara dayalı Kürt sorunun çözümünü zorlaştıran yeni politikalarla çözümsüzlüğü dayatıyor. AKP iktidarı yandaş medyayı da arkasına alarak, aynı merkezli farklı frekanslardan farklı algılar yaratarak, kamuoyunu yanıltma, böl-yönet amaçlı manipülasyonlara zemin yaratmak, Türkiye demokrasi güçlerine ve Kürt ulusal mücadelesine yeni tuzaklar oluşturuluyor.
Devlet-İmralı süreci ile başlayan şeffaflıktan uzak Kürt sorununa çözüm arayışı ve daha sonra AKP-İmralı veya MİT-İmralı sürecinin sonuçları itibarı ile söylersek çözümden ziyade çözümsüzlük, tasfiyeye imkan yaratma, yok etme, Kürt ulusal demokratik muhalefetinin içine nifak tohumları ekerek böl-yönet politikalarla Kürt ulusal muhalefetini tuzaklara düşürerek, çözümsüzlük politikalarını dayatıyor.
Tam da bu kaos ortamının yaşandığı süreçte, Sayın Kemal Burkay'ın ülkeye dönüşü pozitif beklentilerden dolayı sevinçle karşılandı. Yani Sayın Kemal Burkay'ın dönüşü, ondan beklentiler onun kişisel duruşundan ziyade, dağınık olan Kürt ulusal muhalefetine sunacağı birleştirici katkının beklentisi ağır basıyordu. Beklentiler daha çok ortak bir Kürt politikasının oluşumuna dönük, empati-diyalog sürecini yaratarak, ortak paydalarda buluşma beklenti ve umutlardı.
Görünenlere ve yaşananlara bakıldığında beklentilerimiz kursaklarımızda kaldı. Özellikle son dönemlerde belli Kürt şahsiyet, örgüt, parti ve kaanat önderleri arasında yaşananlar ve birbirlerine karşı geliştirdikleri söylem ve üsluplar, geçmişin dar, grupçu fenomenleri üzerinde birbirlerini yıpratma, eleştiri adı altında telafisi zor olan, seviyesi düşük, getirisi-götürüsü hesaplanmadan birbirlerini yıpratma söylemleri doğru bir yaklaşım tarzı değildir. Bu türden gündemler halkımızın beklentilerinin çok gerisinde, lüzumsuz, gereksiz gündemlerdir.
Sayın Kemal Burkay'ın ülkeye dönüşü devlet projesidir yaklaşımı ile “PKK'yi devlet kurdurttu” yaklaşımı bir madalyonun birbirini tamamlayan aynı dozajdaki "ekstrem" olan iki yüzüdür. Bu tür yaklaşımlar yaşanan sürecin sorumluluk gerektiren ruhuna uymuyor. Ödenen bedellerin de karşılığı olamaz. Altı mayınlarla döşenmiş, egemen medyaya malzeme olma Kürt halkının beklentilerinden uzak hiçbir getirisi olmayan söylemlerden kaçınmak gerekir. İnancım odur ki ve Kürt halkının temennisi biran önce bu tür ekstrem ithamlardan taraflar kendilerini arındırırlar. Gerek bölgemizde ve gerekse Türkiye’de yaşanan sürecin vahameti gereği tüm Kürt ulusal muhalefeti ortak Kürdistani politikalarla ortak duruş sergilemelidirler.
12 Eylül 1980 öncesi süreçte PKK'nin kendi dışındaki Kürt hareketlerini sindirme, ezme, diktacı yönelimi ne kadar zararlı olduysa bugünkü süreçte PKK'yi devlet kurdurttu yaklaşımı da adeta rüzgara karşı yumruk düellosuna girme sevdasıdır.
Küresel ve bölgesel güçlerin Kürdistan coğrafyasında yaratmak istedikleri değişim-dönüşüm sürecinin yaşandığı bugünkü süreçte dahi, bir elin parmak sayısı kadar diyebileceğimiz Kürt parti ve kanaat önderlerinin Allah için bir defaya mahsus olsa dahi bir araya gelip görüşememiş olmaları bir talihsizlik değil midir?
Saygı değer Kürt parti başkanları ve kanaat önderleri şunu unutmayın ki Kürtlerin devletler gibi hiçbir yasama-yürütme-yargı kurumları ve bakanlıkları yoktur. Varsa yoksa Kürt halkının beklentileri sizlersiniz. Tüm umutlarını da sizlere bağlamışlardır.
Özellikle son haftalarda Türkiye’nin gündemine bir bomba gibi düşen MİT Müsteşarının ifadeye çağrılması ile başlayan kriz ve onun perde arkasında saklı olan “AMAÇLANAN" yönelimi detaylıca incelendiğinde oynanmak istenen Bizans vari entrikalardan çok büyük neticeler çıkarılmalıdır.
Geçmişin tarihsel aynasına baktığımızda, Kürdistan coğrafyasının dört devlet arasında küresel güçlerce tanzim edilip, Kürtlerin statüsüz bırakılmasının en büyük nedeni, Kürtlerin ulusal bütünlüklü politikalardan yoksun olmasından kaynaklandığı görülecektir.
Kürdistan coğrafyasında tarih tekerrür edebilir. Tüm seçeneklere açık olmak, tüm seçeneklere karşı ortak Kürdistani politikalar geliştirmek tüm Kürt parti,örgüt,kanaat önderleri,sivil toplum kuruluşlarının ortak sorumluluğudur. Kürt halkı çok bedeller ödedi. Umutları sizlersiniz. Umut ve beklentileri karartmayın!
Yorumunuz editörlerimiz
tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.
Üye girişi yapmadınız.
Misafir olarak yorum ekleyebilirsiniz.
Misafir 10 Mart 2012 Cumartesi 00:39
Velevki,MIT böyle bir girisimde bulundu,3 milyon oya takabul eden secmenin yakinlarini 3 kisi olarak hesaplarsaniz 3 x 3 milyon = 9 milyonu bulan kararli sahiplenmeye MIT ve sizler ne diyeceksiniz?
Degerli Abidin Akkoyun,sizler okumus insanlarsiniz,ama gel gelelim gelismelere objektif yaklasacaginiza duygusal yaklasiyorsunuz.Pkk nin nasil kürt halkinin basina bela sarildigini cok iyi bilen birisiniz.Kendi disindaki tüm siyasi yapilanmalari yok etti.Bunu da Mit tarafindan kurulan örgütü ve devlet destegiyle yapti.Öcalanin kendisi,biz bu örgütü MIT,in evinde kurduk dedi.Bunu dile getirmek ve her kürdün bilmesinde yarar vardir.Gecmisini bilmeyenin,gelecegide olamaz.
Bugün bir gercek var ve kürt halki artik bunu görüyor. Devlet halan utanmadan akp hukumeti ile kurtleri kandirma ve yine sahte, hile ve yalanlarla yeni ploitikalar gelistirmeye calisiyor. Ama nafile. Hersey ve herkes degisti, sadece TC devleti ve onun ba$indakiler degismedi. HATTa akp sayesinde ortacaga geri gitti. Sahte ve yaln, riyakar politika ve temel üzerine kurulan DEVLET uzun süre ayakta kalamaz. YIKILIR. Bu da kesinlikle bilinmeli. Halbuki dürüst ve demokrat olsalar, sorun gercekten KARDESLIK icinde kolayca cözülürdü. Ama bunu antidemokrat zihniyete sahip bir TOPLUM asla yapamaz maalesef-.
Alper Görmüş'ten darbecilere mesaj var Nokta'da yayınladığı darbe günlüklerinin çok daha geniş halini yayınladığı İmaj ve Hakikat kitabı piyasaya çıkan Alper Görmüş Hür Soru Hür Cevap'ta... 04.05.2012 1637 okunma
Hurhaber.com'da
yayınlanan her türlü yazı ve haber kaynak belirtilmeden
kullanılamaz.
Sayfalarımızda kaynak belirtilerek yayınlanan haberler ilgili
kaynağa aittir ve bu haberlerin kopyalanması durumunda, tüm
sorumluluk kopyalayan kişi / kuruma ait olacaktır.
Başka kaynak veya gazeteden alıntı yazarlar ve site yazarlarına
ait yazılardan dolayı Hür Haber sorumlu tutulamaz.