Günün haberleri   |   Giriş sayfam yap   |   Favorilere ekle   |   Künye   |   İletişim   |   Sitene haber ekle  Üye Ol    Şifremi Unuttum
 
 24 Mayıs 2012 Perşembe
DOLAR
1,7880
EURO
2,3110
IMKB
58,520
ALTIN
91,0353
Hava Durumu
ISTANBUL 
25 / 18
 
 
 
 
Alin TAŞÇIYAN   
Gazeteci
Berlin’deki ‘yurdumuz’
21 Şubat 2012 Salı  

Ne kadar az olanakla ne kadar çok şey başarıyoruz sinemada! Sinemacılarımız bu kadar azimli ve yetenekli, onların etrafındaki festivalciler ve yetkililer bu kadar çalışkan ve iyi niyetli olduğu için olsa gerek!

Reis Çelik’in “Lal Gece”yi ve Emin Alper’in “Tepenin Ardı”nı gerçekleştirdiği koşulların ne kadar kısıtlı olduğunu düşününce 62. Berlinale’de elde ettikleri başarı daha da büyüyor gözümüzde! “Lal Gece” Generation K Plus bölümünün büyük ödülü olan Kristal Ayı’yı aldı; Emin Alper Forum bölümünde Alman Sinema Emekçileri Federasyonu’nun prestijli Caligari Ödülü’nü... En İyi İlk Film Jürisi de bir ödül takdim etmemekle birlikte Özel Mansiyon olarak adını andı sahnede.

Filmlerimizin sadece bütçeleri değil yapım koşulları ve yaratıcı ekipleri de çok küçük! Yönetmenler çoğunlukla yazar ve yapımcı, birer elemanları filmin tanıtım ve pazarlaması için çalışıyorsa çok şanslılar! Devlet yardımı bu yüzden oldukça önemli bir meblağ gibi duruyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü dışında bir devlet kurumu yok sinemamızla ilgilenen. Onlar da dünyadaki diğer resmi kurumlar gibi ekiplere, merkezlere ve etkinliklere sahip değiller. Öyle olsa filmlerin topyekun tanıtım ve pazarlamasını üstlenen bir kurumsal yapıya kavuşurlardı. Ama Türkiye’nin bazı uluslararası festivalleri bu işlevi gönüllü üstlendiği için bir sistem oluştu ve artık filmlerimiz gözden kaçırılmıyor.

Berlin Film Festivali sırasında Avrupa Film Marketi’ndeki Türkiye standının o arı kovanı gibi halini gerçekten çok takdir ettim. Bir sürü gencecik sinemacı gelmiş, henüz yol yordam bilmeyenler bile canlarını dişlerine takmış projelerini geliştirmeye çalışıyordu! Kendi ülkelerinde bir türlü tesis edilemeyen film endüstrisinin çarklarına dünya çapında dahil olmaya gayret ediyorlardı.

Hayallerinin peşinde koşan bu gençler o standda kendilerine hem ciddi bir ofis hem korunaklı bir yuva bulmuş gibiydiler! Açmış bilgisayarlarını çalışıyorlar, internet bağlantısı var, randevu vermek için ayrıca yer aramalarına gerek yok, oturma grupları var, görüşmeye gelenlere ikram edecek geleneksel ürünleri (kahveleri ve tatlıları) var. Her yerin tıklım tıklım ve gürültülü, internet bağlantısının kısıtlı ve ateş pahası (yabancı gazeteciler ne çekiyor bilseniz!) olduğu ‘deplasmanda’ kendinizi ev sahibi takım gibi hissetmeniz büyük avantaj.

Bir yandan da dünyanın dört bir yanından bilgi almak isteyenlerin akın ettiği ve karşılığında konuya hakim, canla başla taleplerini karşılamaya çalışan bir ekip bulduğu bir sinema elçiliği olmuştu yine! Venedik Film Festivali’nin başına yeniden getirilen Alberto Barbera bile ayağının tozuyla ne var yok diye Türkiye standını yoklamaya gitti. Kültür ve Turizm Bakanlığı adına Türkiye’nin film endüstrisi için hayati önem taşıyan Berlin ve Cannes Film Marketlerindeki pavyonlarını Ankara Sinema Derneği - ASD işletmeye başladığından beri o mekanlar bütün Türkiyeli sinemacı ve eleştirmenlere yurt oldu adeta! Tabii Paris ve Berlin Büyükelçiliklerimiz, Kültür Ataşelerimiz, Turizm ve Tanıtma Ofislerimiz de bu faaliyetlerin düzenlenmesine büyük katkıda bulunarak kendimizi evimizde hissetmemizi sağlıyorlar.

Sinemacılarımız kendi yağlarıyla kavrularak bir ekol yarattı, devlet desteği de onların çabasıyla önemli bir düzeye geldi. Festivalcilerimiz Türkiye’nin gönüllü sinema elçileri oldu, bakanlığımız onların çabalarını kurumsallaştırdı. Düşünün bir de daha fazla olanakla, çok da değil, Romanya’nınki kadar olanaklarla endüstriye entegre olsak kimbilir neler başarırız!

Bu yazı 104 defa okunmuştur. Yazdır   Önceki sayfa   Sayfa başına git  
  Toplam yorum 0   Onay bekleyen 0  


Yorumunuz editörlerimiz tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.
 
Üye girişi yapmadınız. Misafir olarak yorum ekleyebilirsiniz.

Bu yazı henüz yorumlanmamış...


 Yazarın Diğer Yazıları
 
Behzat Gerçeker: Tenis benim için bir yaşam tarzı
Bu hafta tüm Türkiye'nin keyifle dinlediği ENBE Orkestrası'nın Şef'i Behzat Gerçeker ile birlikteydik.

23.05.2012  54 okunma
Alper Görmüş'ten darbecilere mesaj var
Nokta'da yayınladığı darbe günlüklerinin çok daha geniş halini yayınladığı İmaj ve Hakikat kitabı piyasaya çıkan Alper Görmüş Hür Soru Hür Cevap'ta...

04.05.2012  1637 okunma
      Necef UĞURLU
      Medya
      Servan ALTIKANAT
      Siyaset
      Z.Füsun KÜMET
      Spor
      Mustafa Lütfi KIYICI
      Siyaset
      Hale Özgür KIYICI
      Siyaset
      M. Fatih Gediman
      Siyaset
      Azra Nurten Cevizci
      Siyaset
Koç 21 Mart - 20 Nisan
KOÇ: Yöneticilerinizle, babanızla, eşinizle ilişkinizde hala dikkatli olmalı ve yıkıcı davranışlar yerine değişmeyi, ...
 
  
  Liseli iki kuzen 16 gündür kayıp
Okul gezisine katılacaklarını söyleyerek evden ayrılan amca çocuğu ...
  Kayıp aile toprağa gömülmüş
GAZİANTEP'te geçen 3 Mart'ta kaybolan 45 yaşındaki Emine Düzkaya, ...
Sizce Aziz Yıldırım suçlu mu?
 
RSS

Add to Google
Hurhaber.com'da yayınlanan her türlü yazı ve haber kaynak belirtilmeden kullanılamaz.  Sayfalarımızda kaynak belirtilerek yayınlanan haberler ilgili kaynağa aittir ve bu haberlerin kopyalanması durumunda, tüm sorumluluk kopyalayan kişi / kuruma ait olacaktır. Başka kaynak veya gazeteden alıntı yazarlar ve site yazarlarına ait yazılardan dolayı Hür Haber sorumlu tutulamaz. Tasarım & Programlama