Günün haberleri   |   Giriş sayfam yap   |   Favorilere ekle   |   Künye   |   İletişim   |   Sitene haber ekle  Üye Ol    Şifremi Unuttum
 
 24 Mayıs 2012 Perşembe
DOLAR
1,7880
EURO
2,3110
IMKB
58,520
ALTIN
91,0353
Hava Durumu
ISTANBUL 
25 / 18
 
 
 
 
Özgür Karakaya   
'Sansür' engellemektir...
Yaşam 21 Ocak 2012 Cumartesi  
 Sizin düşünceniz nedir?
 İlginç 
 
 Olağanüstü 
 
 Masum 
 
 Komik 
 
 Demode 
 
 Kuşkulu 
 
 Düşündürücü 
 

Sansür, tabulardan gelir. Toplu iletişimden kimi düşünce ve bağlamları çıkarmadır. Önceden yayınlanacak eserin başkalarınca denetlenme işidir. Diğer bir ifadeyle, neyi görüp göremeyeceğimize başkalarınca karar verme durumudur. Yazılan bir yazının ya da yayınlanan bir eserin hoşa gitmediğinde kesilmesi durumudur.
Sansür, doğallığa ya da gerçekliğe vurulan en büyük darbedir. Sansürü yapmanın gerekçeleri arasında maddi yön de bulunmaktadır. İktidarlar tarafından uygulanan siyasi sansürler halkın dizginlerini ellerinde tutmak için yapılır.

Türkiye sınırları içerisinde gazetelerde ve yazılı basında ilk uygulaması 1876’da Abdülhamit döneminde yapılmıştır. Bu dönemde yasaklanan kelimeler: “Vatan, millet, hürriyet, ihtilal, grev, suikast, sosyalizm, dinamo, tahtakurusu” yanlışlıkla tahtı kurusu denebileceği için. 1908’de sansür kalktı. Kalkmasına kalktı ama uygulamaları devam etti. 1932’de ilk merkezi sansür kurulu kuruldu.
“Vurun Kahpeye" adlı film savaş sonrası ve çok partili döneme geçişin sembol filmlerinden biri olarak sinema tarihimizde yerini alır.

1949 yılında Ömer Lütfü Akad yönetmenliğini yapmıştır. Filmde, gericiler tarafından linç edilen Aliye ögretmenin hikayesi anlatılmaktadır. Film 3 kez sansüre girerek gösterime daha sonra devam edebildi. 1953 yılında Atıf Yılmaz’ın çektigi “Hıçkırık” filmi de sansürden nasibini almıştı.
Gerekçeyse, eserin geçtiği garı Mussolini’nin yaptırması ve eserde Mussolini heykellerinin olmasıydı. 1954 yılında Osman Faik Seden, yönettiği “Kardeş Dursun” film sansürle karşı karşıya kalmıştır. Sansürlenme nedeni ise, filmde Karadeniz’den boğaz girişinin gösterilmesi ve düşman gemilerinin boğaz girişini net bir şekilde görmüş olmaları ayrıca; plajda güneşlenen sevgililerin olduğu sahnedeyse, düşmanın çıkarma yapabileceği uygun kumsal imajı verildiği nedeniyle bu sahneler filmden çıkarılmıştır.

1960 yılında ordu yönetime el koydu. Bülent Ecevit sinemadan sansürün kaldırılması için teklif sundu. Ancak meclisten destek bulmak bir yana; sinema dünyasından da destek alamadı. Aynı yıl Orhan Kemal’in “suçlu” filmi en çok sansüre uğrayan filmlerin başında geliyordu. Film 28 yerden kesildi. Metin Erksan tarafından çekilen “Yılanların Öcü filmi de sansüre takılmıştı. Bu eser Fakir Baykurt’a ait bir romandı. Cumhuriyet Gazetesi’nde yayınlandı ve Yunus Nadi ödülünü kazandı. Ne yazık ki; film haline gelince yasaklandı. “Bataklı Damın Kızı Aysel” filmin senaristi Nazım Hikmet’ti. Filmde Hasan Cemil’in adı geçiyordu. Mimli yazarların isimleri rahatça kullanılmazdı. Nazım Hikmet’i Orhan Kemal, Yaşar Kemal gibi yazarlar izledi. 1962 yılında çekilen “Şafak bekçileri” filmi uçak düşme sahneleri nedeniyle yasaklandı. Sebep ise askerlikten soğutma idi. Pilot rolünde olan Göksel Arsoy üzerine üniforma ile iken sevgilisini öpüyordu. Ancak sansür kurulunun kararına karşin hava kuvvet komutanları filmi izledikten sonra sansürsüz olarak oynatılmasına karar verdi. 1963′te TİP (Türkiye İşçi Partisi), sansürün Anayasa’ya uygun olmadığı gerekçesiyle Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu. Özgürlüklüklerin yasayla belirlenmesi gerektiğini ama uygulamada kanunnamelerle yürütüldüğünü dile getiren TİP, sansürün bu manada sanat özgürlügüne aykırı olduğunu savundu. Ancak mahkeme başvuruyu kabul etmedi. Yakın zamanda Suphi Baykam da bir kanun teklifi hazırlayarak konuyu meclise taşıdı. Ancak bir sonuca ulaşamadı.

1963 yılında Metin Erksan tarafından Necati Cumalı’nın “Sussuz Yaz” adlı romanı sinemaya uyarlandı. “Türkiye’yi kötü gösterdiği gerekçesiyle” Sansür Kurulu festivale katılmasına izin vermedi. Engelleri aşarak Berlin’e gitti ve Altın Ayı Ödülüne layık görüldü. Aynı dönemde “ Gurbet Kuşları” adlı filmde Sevda Ferdağ’nın göğsü tesadüfen açılması filmin inanılmayacak bir şekilde iş yapmasına neden oldu. Türk sinemasında kadın göğüsleri hiç gösterilmemişti. İşin enteresan tarafı ideolojik katı olarak bilinen kurul bu sahneye onay vermişti.

Yönetmenliğini Memduh Ün’ün yaptığı “Mahallenin Sevgilisi” filminde yer alan dozer sahnesi, halkın üzerinde vahşet etkisi yaratır gerekçesiyle ve devlet malı dozerin özel biri tarafından özel amaçla kullanılamayacağı gerekçesiyle engellenmişti.
1966 yılında Alp Zeki Heper’in “Soluk Gecenin Aşk Hikayeleri adlı filmi müstehcen bulunarak Danıştay’ca yasaklanmıştı.

1970 yılında Yılmaz Güney’in Umut filmi de sansür kurulunca engellenmişti. Gerekçesi ise, faytoncunun giyimi ve kuşamının fakirliğin bir sembolü olarak ele alınması, zengin otomobil sahibi hakkında takibat yapılmayacağı düşüncesinin yayılması, faytoncunun iş ararken zengin-fakir ayrımı yapmasını Cabbar’ın Amerikalı zenciyi soymasını, sabah namazının güneş doğarken kılınmasını sakıncalı bulunduğundan sansür kurulunca yasaklanmıştı. Film 1971’de Danıştay kararı ile oynatıldı ve büyük ilgi gördü.
12 Mart 1971’de ordu yönetime tekrar geldi. Bu dönemde engellenen filmlerinden birisi de Tunç Okan’ın yönetmenliğini yaptığı “Otobüs” filmiydi. Gerekçe ise, Türklerin küçük düşürülmesi ve aptal gösterilmesi, ayakta işeyen işçilerin ellerini yıkamadan sofraya oturmasının örf ve adetlere uygun bulunmaması, sofrada bayat ekmek soğan bulunmasının Türklerin kötü beslendiğinin izlenimini vermesi, otobüs şöförünün dönülmez levhasına rağmen dönmesi yüzünden Türklerin trafik kurallarına uymaması, plastik sosisleri kemirmesinin küçültücü bulunmasaydı.

1970’lerden itibaren sinemalarımız İtalyan seks komedisi tarzında filmlere yer verdi. Yerli sinema da bundan etkilenerek bu tarz yapımlara yöneldi. Bu dönemin ilk filmi “Civciv Çıkacak Kuş Çikacak” adlı filmdir. Denetime takılmamak için erotik sahneler gösterimden önce kopyaya eklenirdi. Zerrin Doğan da ilk porno yıldızı ünvanını aldı.

1979 yılında Korhan Yurtsever’in yönettiği “Kara kafa” isimli film, yönetmenin ülkeden ayrılmasına sebep oldu. Filmin yurtdışına gönderilmesi yasaklanınca, gösterimin yapıldığı Kent Sineması’ndan kopyasını alarak soluğu Berlin’de aldı. Yine aynı dönemde iktidarın tutumu yüzünden Yaşar Kemal’in “İnce Memed” adlı romanı ülkemizde çekilemedi. Yönetmenliğini Peter Ustinov’un yapacağı film sansür kurulunca reddedildi. Bu durum dönemin Kültür Bakanı Ahmet Taner Kışlalı’yı çok rahatsız etmiş; konuyu tekrar görüşülmesi için büyük çabalar harcamıştı.

Reddin asıl sebebi: Dönemin Genel Kurmay 2. Başkanı Haydar Saltuk’un konunun daha önce görüşüldüğünü, karara bağlandığını ve tekrar konun gündeme gelmeyeceğini belirten resmi yazısı idi.
12 Eylül 1980’de askeri darbe oldu. 1982 Anayasası’nın 26 maddesinde sansür Anayasa’da yerini aldı. 1980 sonrasının dikkat çeken filmlerinden biri de senaryosu Yılmaz Güney’e ait olan “Yol” filmidir. Film 1982’de Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye Ödülü alması, filme ilgiyi daha da arttırdı.
O dönemde elinde Yılmaz Güney filmi olanların teslim etmesi çagrisinda bulunuldu. 104 filmin negatifi toplatılarak yok edildi. Kitapları ve posterleri de toplatıldı, hatta adından söz edilmesi de yasak kapsamına alındı. 12 Eylül Yönetimi bununla kalmadı eski filmleri de suç kapsamına aldı. Yönetmenliğini Ali Özgentürk’ün yaptığı “Yasak” adlı filmden dolayı tutuklandı. Metin Erksan’ın 1962 yılında yönetmenliğini yaptığı “Yılanların Öcü” filmi 23 yıl sonra Şerif Gören’in yönetiminde tekrar çekildi. Yıllar geçmesine rağmen yine denetimden geçmedi. 1980 sonrasında Yorgun Savaşçi filmi de yakıldı. TRT denetçisi dizi hakkında bazı sakıncalı noktalar olduğunu bildirince filmin yakılması kararı alındı. Bir kopyası MİT’te kaldı. Diğer negatifleri yakıldı. Atıf Yılmaz tarafından çekilen “Değirmen”, Halit Refiğ’in “Teyzem” filmi de sansürden nasibini almışlardı. Daha birçok sanatçı da yasaklandı.

1986 yılında yılında çıkartılan yasa ile filmlerin denetlenmesi İçişleri Bakanlığı’ndan alınıp Kültür Bakanlığı’na verildi. Bununla birlikte çikarilan yasa ile denetimin yerel yönetimlerce yapılması olumsuzluğu da beraberinde getirdi. “Su da Yanar” filmi 50’ye yakın Vali tarafından yasaklandı. 1990 yılından itibaren özel TV’lerin ve radyoların yayına başlamasıyla toplumsal yaşam tarzını da değiştirmeye başladı. Konuşulanlar konuşulmaya gösterilmeyenler de gösterilmeye başlandı. 1980 döneminde adı bile geçmeyen “Gece Yarısı Ekspresi “defalarca gösterildi. “Karartma Geceleri” ve içeriğinde işkence sahneleri olan filmler de bakanlığın izniyle festivale katılabilmişlerdir. 1992 yılında gösterime giren “Temel İçgüdü” filmi Yargıtay’ca aklanan ilk filmdir. Gösterimin 5. haftasında Ankara Cumhuriyet Başsavcısı’nın filmde tahrik edici sahnelerden rahatsız olması üzerine, kopyalarının toplatılmasına karar verildi. Ancak Kültür Bakanlığı’nın onay verdiği filme Adalet Bakanlığı onay vermiyordu. Sonunda Yargıtay’ca yasalara uygun bulunarak tekrar sinemalarda yerini aldı. 1993’te RTÜK kuruldu. RTÜK kanunu ve yapısı DSP’nin karşı oylarına rağmen yürürlüğe girdi. Bu kurulun özelligi önceden denetleme özelligi olmamasına rağmen kanallar ve radyolar yayınlarından ötürü kapatmalar ve karartmalarla karşi karşiya kalmıştır. Kurul 9 kişiden oluşmaktadır. Bugünkü yapısı 6’sı iktidar partisinin üye gösterdiği üyeler 3 ise muhalefetin aday gösterdiği üyelerden oluşmaktadır. O dönemden günümüze kadar geçen süre içersinde yine sansür uygulamaları devam etti. Grup Yorum’un “Boran Fırtınası”, “Feda” albümleri toplatıldı. Kızılırmak’ın "Sır" albümü Ahmet Kaya’nın bazı albümleri de bazı illerimizde yasaklandı.

Günümüzde ise yayınlanan eserler TV’lerde bütünü tam olarak gösterilememektedir. Ya reklamla kesilme ya da sesler ile biplenerek ya ses kısılarak yapılmaktadır. Dublajlı filmlerde hoşa gitmeyen kelimeyi olduğu gibi vermek yerine farklı şekilde seyirciye sunulmaktadır. Sansür’den internet siteleri de nasibini almaktadır.

Sansür gençlerin ahlakını korumak için yapılması bile; hem seyirciye hem esere saygısızlıktır. Bu durum kitabın sayfalarının yırtılmasına benzer.
Sansür tek tipleştirmeyi sağlar. Böyle bir uygulama yapılmaktansa bakış açılarının değişmesinde fayda vardır. Her yapılan yasak, engelleme ona ilgiyi artırır.

Özgür Karakaya
ozgur694@hotmail.com

Bu yazı 594 defa okunmuştur. Yazdır   Önceki sayfa   Sayfa başına git  
  Toplam yorum 0   Onay bekleyen 0  


Yorumunuz editörlerimiz tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.
 
Üye girişi yapmadınız. Misafir olarak yorum ekleyebilirsiniz.

Bu yazı henüz yorumlanmamış...


 Yazarın Diğer Yazıları
 
Behzat Gerçeker: Tenis benim için bir yaşam tarzı
Bu hafta tüm Türkiye'nin keyifle dinlediği ENBE Orkestrası'nın Şef'i Behzat Gerçeker ile birlikteydik.

23.05.2012  54 okunma
Alper Görmüş'ten darbecilere mesaj var
Nokta'da yayınladığı darbe günlüklerinin çok daha geniş halini yayınladığı İmaj ve Hakikat kitabı piyasaya çıkan Alper Görmüş Hür Soru Hür Cevap'ta...

04.05.2012  1637 okunma
      Necef UĞURLU
      Medya
      Servan ALTIKANAT
      Siyaset
      Z.Füsun KÜMET
      Spor
      Mustafa Lütfi KIYICI
      Siyaset
      Hale Özgür KIYICI
      Siyaset
      M. Fatih Gediman
      Siyaset
      Azra Nurten Cevizci
      Siyaset
Koç 21 Mart - 20 Nisan
KOÇ: Yöneticilerinizle, babanızla, eşinizle ilişkinizde hala dikkatli olmalı ve yıkıcı davranışlar yerine değişmeyi, ...
 
  
  Liseli iki kuzen 16 gündür kayıp
Okul gezisine katılacaklarını söyleyerek evden ayrılan amca çocuğu ...
  Kayıp aile toprağa gömülmüş
GAZİANTEP'te geçen 3 Mart'ta kaybolan 45 yaşındaki Emine Düzkaya, ...
Sizce Aziz Yıldırım suçlu mu?
 
RSS

Add to Google
Hurhaber.com'da yayınlanan her türlü yazı ve haber kaynak belirtilmeden kullanılamaz.  Sayfalarımızda kaynak belirtilerek yayınlanan haberler ilgili kaynağa aittir ve bu haberlerin kopyalanması durumunda, tüm sorumluluk kopyalayan kişi / kuruma ait olacaktır. Başka kaynak veya gazeteden alıntı yazarlar ve site yazarlarına ait yazılardan dolayı Hür Haber sorumlu tutulamaz. Tasarım & Programlama