Hür Haber - Türkiye Haberleri

Hür Haber - Türkiye Haberleri

Hür Haber sitesinde son haberler , Türkiye ve dünyadan son dakika haberleri, siyaset, magazin ve spor dünyasından analiz ve özel gazete metinlerine ulaşabilirsiniz

SON DAKİKA
Sol Ok
Sağ Ok
Menü
Ara
Facebook Twitter
Hür Haber - Türkiye Haberleri ANASAYFAGÜNDEMSPORDÜNYAÖZEL HABERTEKNOLOJİSOSYAL MEDYAEKONOMİEĞİTİM SEYAHAT

Ramazan Tamer

Şikayet

Evrendeki her canlı için kendi dilleri veya yetenekleri gereğince birbirleriyle iletişimi temin etme zorunluluğu vardır.”

“Ağlamayan çocuğa mama verilmez gerçeğiyle başlayan sonrasında” haberleşelim mutlaka” gerçeğiyle devam eden ama işine gelmediği durumlarda” eli boş galiba canı sıkıldıkça beni arıyor “demeye başlayan; ama bir gün ”madem bu kadar ihtiyacın vardı neden bana söylemedin ki” ile devam edebilen bir iletişim macerası ömür boyunca devam eder. Nihayet bir zaman sonra iletişim kurmak istediğinizde engellemenin ötesinde” aradığınız numaraya ulaşılamamaktadır, lütfen tekrar arayın” teklifiyle belki de son bulan bir çevirimin içinde yaşar gidersiniz.

Bir kısmından haberdar olduğunuz ama diğer bir kısmından haberdar olamadığınız veya haberdar olmak istemediğiniz için mutlaka bir engelle karşılaşacağınız haberler veya kapsama alanına dair önemli bir etkeni yani iletişimin sebeplerini, imkânlarını, zaaflarını veya engellerini hayatınızın içinde hisseder dururusunuz.

Kendisinden haberi olmayanların başkasından haberdar olmayı çok merak ettikleri, kimi zaman kendisiyle ilgili gerçekleri duymak istemeyerek kendisiyle yüzleşmekten kaçanları görürsünüz. Kimi zaman başkasının haberlerini doğrulamadan veya doğru olmasa da kendince başkalarına ulaştırmayı görev bilen zanlarıyla, zaaflarıyla boğuşan insanlarla karşılaşırsınız.

Başkasından haberdar olmak için tüm gündemini onlarla doldurduğu için hiçbir istemli davranışta bulunmayı akledemeyen, algı ayarlarıyla oynandığı için olayları gerçeklerin ötesinde görmekle kendini ayrıcalıklı ve açıkgöz insanlar sınıfına sokarak elitlik veya bilgelik makamına oturmaya çalışan insan tipleriyle yaşamak zorunda kalabilirsiniz.

Başkasının haberlerini takip etmeyi, pencereden pencereye veya balkondan balkona sözü, haberi ulaştırmayı kendine iş kabul eden gıybet ve zan ehlini görmeye başlarsınız.

En ilkelinden, en modernine tüm haber kaynaklarıyla hayatınızı, aklınızı ve algılarınızı alt üst eden tiplerin bir gün kendi gördükleri pencerelerden başkalarının da ayarlarını bozmayı iş edinen zorbaları görürsünüz. Hayatı kendileri gibi görmeyi dayatan veya zorlayan tiplerle karşı karşıya geldiğinizde ya mücadele ederek yanlışa dur demeyi seçen ya da kabullenerek terbiye edilmiş vatandaş, insan, işini bilen Müslüman rollerini oynamaya başlarsınız.

Kendi pencerelerinden bakmadığınız müddetçe sizi kendine dost edinmeyecek hatta zaman içinde sizi düşman ilan edecek kadar kardeşlikten bahsedenleri görmeye başlarsınız.

Kendileri bir şey üretemeyen ama başkalarının ürettikleri fikirlerle, projelerle, işlerle, medeniyetlerle, aletlerle görünmeyi ve övünmeyi; aristokratlık, seçkinlik ve ayrıcalık zanneden tiplerle karşılaşırsınız.

Kendi kalplerindeki eğriliklerin bir sonucu bütün kalpleri eğri kabul eden veya eğri olmayanları eğriltmek için ellerindeki tüm imkânları kullanarak sizi saf dışı veya sistem dışında bırakarak; kapsama alanına almamakla ne kadar güzel bir iş yaptığını zanneden goygoycularla karşılaşırsınız.

Güçlü gördükleri, güçsüzlükle muallel olmaları muhtemel insan denilen varlığın yaratan karşısında güç yetiremeyeceğini algılayamadıkları için her nefeslerinde kin ve nefret kusan ifadeleriyle kaynayan bir kazanı hatırlatan öfke abideleriyle karşılaşabilirsiniz.

Başkasında bulunduğunu zannettiği güçlerle övünmeye çalışan mahalle ve dünya kabadayılarının bir gün bitecek güçlerini hiç bitmeyecekmiş gibi kabul ederek etrafa emirler yağdıran tetikçi müptezelleriyle de karşılaşabilirsiniz.

Hiç karşılaşmak istemediğiniz hastalıklı gönüllerin kendi marazlarını başkasına bulaştırmayı dinin tebliği zannederek etrafına salyalarını akıtmalarını hoşgörü veya orta yol din sözleriyle süslediklerini görebilirsiniz.

Kendi salyalarıyla bulaştırdıkları hastalıklarına müptela olanların satılarını artırmayı ve kendi meşreplerini yaygınlaştırmayı hedefledikleri tüm iletişim yollarıyla ve üstün gayretlerle harekete geçirdiklerini, ama aldıkları enerji destekleriyle başkalarının da duymasını sağlamak adına her şekle bürünebildiklerini de görebilirsiniz.

Peki, bütün bu gönülleri ve aslı bozulmuş varlıkların görülmemesi söz konusu mudur? diye sorulsa bu imkânsız olanın bir umutla yeniden sorulmasından başka bir şey değildir.

Kıyamete değin kapsama alanlarını hiç azaltmayacak şeytanın ve ona tetikçilik yapacak hevanın görmezden gelinmemesi gereken bir gerçeklik olduğunu yeniden düşünmek gerekir.

Kıyamete kadar Allah'ın verdiği izinle hayatı etkilemeye çalışan bir varlığın(şeytan ve dostlarının) hayatınızda etkisini azaltacak tedbirler yerine küfrederek; varlığından şikâyetçi olmakla hiçbir şeyin düzeltilmesi söz konusu değildir.

Hastalığı doktora şikâyet edip nasıl tavsiye edilenleri yerine getirmeden hastalıktan kurtulmak söz konusu olmazsa; şeytandan şikâyetçi olmakla da şeytandan kurtulmak söz konusu değildir.

Şeytandan ve etkisinden, saptırmasından bahsedip alınması gereken tedbirleri almadan sadece yaratanın sizin yerinize şeytanı yok etmesini beklemekle; yaratanın şeytana verdiği izni iptal etmesini beklersiniz ki, bu yaratanın sözünden dönmesi anlamını taşır. Hâlbuki asla bunu yaratandan bekleme hakkınız olamaz.

Yapılması gereken; şikâyet etmek yerine tavsiye edilenleri uygulayarak, hastalığın sizi etkisi altına alma riskini azaltmaktan öte bir şey olamaz.

Hastalığın merkezi belli olduğu halde merkezden uzak durmayan, etraftaki tüm salyaların bulaştırdıklarından nasibini alarak; kendince yapacağı konuşmalarla hastalığa savaş açtığını konuşanların savaşı kazandıkları hiç görülmemiştir.

Hastalıkların kapsama alanına girdikleri halde ortaya çıkan hastalık belirtilerinden ve yapılan uyarılardan kendisine bir yol bulmayı beceremeyenlerin; sonrasında hastalığı şikâyet ederek hastalıktan korunmaları imkânsızdır.

Korunmayı bilmedikleri hastalıklardan tedavi edilmek için hastaya yapılan tavsiyelerden nasibini alamayanlar; hastalıklarla boğuşmaktan ve hastalıklarını başkalarına bulaştırmaktan kendilerini kurtaramazlar.

Hastalıklar; kimseden izin almadan nasıl bedenlere ve toplumlara giriyorlarsa hannes (sinsi) olan şeytanında pek çok yolla hayatınıza girmek için sizden izin alacağını hayal etmeniz saflıktan öte bir şey olmayacaktır.

Yaratandan izinli olan hastalığın, sizin tarafınızdan apaçık hastalık bulaştıracağı ifade edildiği halde ciddiye alınmaması; yapılacakların ancak sizin iradenizin kullanımıyla gerçekleşecek bir eylem oluşunu gözetlemenizi gerektirmektedir.

Hastalıkla mücadele için aklınızı kullanmak, tavsiyelere uymak ve teyakkuz halinde her an yeni saldırıların da bulunacağı bilinciyle hayatı yaşamak gerekir.

“ (Şeytana gelince,) o birçoğunuzu saptırmıştır; neden aklınızı kullanmıyorsunuz?"(Yasin 36/62)

  YORUM YAP / YORUM OKU
RAMAZAN TAMER DİĞER YAZILARI
Yazarlar Foto Galeri Video Galeri Günün Haberleri

ANASAYFA | GÜNÜN HABERLERİ | KÜNYE | REKLAM | RSS
Hurhaber.com'da yayınlanan her türlü yazı ve haber kaynak belirtilmeden kullanılamaz. Sayfalarımızda kaynak belirtilerek yayınlanan haberler ilgili kaynağa aittir ve bu haberlerin kopyalanması durumunda, tüm sorumluluk kopyalayan kişi / kuruma ait olacaktır. Başka kaynak veya gazeteden alıntı yazarlar ve site yazarlarına ait yazılardan dolayı Hür Haber sorumlu tutulamaz.




Oyun Yaşam 3.Sayfa Astroloji Sağlık Medya Analiz Kadın Ramazan Kültür Sanat Ajans Dizi Sinema English Siyaset Gündem Spor Dünya Özel Haber Teknoloji Sosyal Medya Ekonomi Eğitim Seyahat Magazin