Hür Haber - Türkiye Haberleri

Hür Haber - Türkiye Haberleri

Hür Haber sitesinde son haberler , Türkiye ve dünyadan son dakika haberleri, siyaset, magazin ve spor dünyasından analiz ve özel gazete metinlerine ulaşabilirsiniz

SON DAKİKA
Sol Ok
Sağ Ok
Menü
Ara
Facebook Twitter
Hür Haber - Türkiye Haberleri ANASAYFAGÜNDEMSPORDÜNYAÖZEL HABERTEKNOLOJİSOSYAL MEDYAEKONOMİEĞİTİMOYUNMAGAZİN

Ali Alver

Şam’ın Şekeri, İran’ın Şahı, Suudilerin Pilavı

Emperyalizm 'den söz edecek olursak, aklımıza ABD, Rusya ve İngiltere gibi sömürgeci ülkelerin gelmesi gayet normal ama konu Ortadoğu'ya gelince bu Emperyalistlerin birer holding ve bu holdinglerin bünyesinde canhıraşla çalışan iki şirket gelir biri İran diğeri ise Suudi Arabistan'dır. Her ne kadar biri Sünnilerin liderliğine diğeri ise Şiilerin liderliğine soyunsa da bağlı bulundukları holdinglerin emriyle Ortadoğu halklarına kan kusturmaya devam etmektedirler.

Gerekirse şeytanla bile iş birliği içerisine girmeye hazır olan Emperyalistler, Ortadoğu'da direktif verdikleri Suudi Arabistan ve İran'ın halkları dinsel, mezhepsel ve milliyetçilik adına laboratuvar faresi gibi denek yapıp kullandıklarını 2. Dünya savaşından sonra daha net görmekteyiz. 

Afganistan- Rusya savaşı ve oluşan türevleri (El Kaide) Suudi vatandaşı ve ABD'de saygın bir iş adamı olan, Usame bin Laden'in daha sonra Dünyanın en azılı Teröristi ilan edilmesi oyun kurucuların gerçekte ayrı öznelde bir olduklarını daha net görmekteyiz.

İlginçtir ki 2. Dünya savaşından sonra hiçbir Hristiyan ya da Yahudi ülke bir birleriyle savaşmamışlardır. Oyun sadece Ortadoğu üzerinde işlenmektedir. 11 Eylül saldırı sonrası ABD'nin Irak'a özgürlük müdahalesi, Saddam'ın devrilmesi ve sonrası oluşan Şii ve Sünni kavgaları ve Suriye yansıması oyun planlayıcılarının nasıl bir Ortadoğu istediklerini gözler önüne sermektedir.

Sünni-Şii ayrışması ve bunun içine milliyetçiliğin katılması (Baas Rejimi) Arap aşiretlerinin desteklenmesi sadece halkları kendi çıkarları için bir oyalama taktiğinden başka hiç bir şey değildir.

Ortadoğu da siyaset her zaman kaygan zemin üzerinden yapılıyor. Bir günde yeni örgütler kurulur, ardından iç ayaklanmalar çıkar, bombalar patlar insanlar ölür. Petrol fiyatları ve dolar yükselir, yeni küçük devletçikler kurulur. Arka plandaki oyun kurucular belli ve rollerini başarıyla oynayan iki ülke ise İran ve Suudi Arabistan'dır.

İslam dünyasının krallığına göz diken Suudi Arabistan ve bölgesel en büyük güç olmak isteyen sözde rakip özde aynı çıkarlara hizmet eden İran'ın uluslararası toplum gözünde bir biriyle çatışan iki rakip olarak görünmesinin tek sebebi, makyajladıkları söz de mezhep çatışmasıdır.G-8 Ülkelerinin Ortadoğu da ki taşeronları ve sadık emir eri olan bu iki ülke, kendi bünyelerinde ki taşeronları olan DAİŞ, El Kaide, Hizbullah ve bunların yüzlerce türevlerine para, silah, lojistik destek vermekten çekinmez ve bunu da açıkça beyan ederler.

Şii nüfusu İslam dünyasının yüzde onunu oluşturuyor. İran, Lübnan ve Yemene kadar uzanan geniş bir coğrafya ya kadar yayılıyor. İran, Irak savaşı, Yemen iç ayaklanması, Lübnan iç savaşı, İsrail-Hizbullah savaşları, Suriye'de ki iç savaş,bu iki ülke destekli fay hattı sarsıntılılarından oluşuyor. Bu fay hattının sarsıntıları ise sürekli savaşın dinamizmini her geçen gün daha da güncelliyor.

Her ne kadar en büyük düşmanın ABD ve İsrail olduğunu vurgulayıp, Ortadoğu halklarını oyalamaya devam etseler de Ortadoğu ya en büyük zulmü yine bu iki ülke yapmaya devam ediyor. Filistin kırk yıldır bu taşeronlar sayesinde kan paleti içerisinde yüzmeye devam ediyor. Filistin sorunu, Dünya kamuoyunu meşgul etmeye devam etmesi bu iki ülkenin halklara karşı işlediği cinayeti örtbas etmesinden başka hiçbir şey değildir.

Kutsal toprakların Suudilerin nüfus alanında olması, Suudilerin emperyalizmle olan kirli işbirliğini ve parasıyla Ortadoğu'yu kan gölüne çevirmek istemesi, bu ülkeyi asla kutsamaz. Kirli ve ikiyüzlü politikalarını medeniyetler ve mezhepler savaşı gibi süslü kelimelerle örtmeye devam ediyorlar. Dünya siyasal tarihinde toplumları kanalize etmek için sürekli ‘‘DİN'' kavramı kullanılır. Milliyetçilik gibi sihirli bir sözcük ise, toplumları her olguda tetikler. Bunun da adı kutsal dava olur

Bu şizofreni devlet aklının ilk işi kendi ırklarından olmayan halkları yok etmeye başlarlar. Sürgün ve asimilasyon politikaları ise genel geçerliliğini her zaman korumaya devam eder. Ölümler ve toplu kıyımlar en üst safhaya ulaşır. Bunun en bariz örneği ise Halepçe, Suriye iç savaşında ki mezhepsel ve ırksal soykırımlardır.

İran'da Azeri, Ermeni, Yemen'de Husi ve Araplar, Suriyede Şiiler ve Araplar, Lübnan'da yine Şiiler ve Arapların bir biriyle olan çatışması, savaş adresini hep aynı kapıya çıkarıyor. Ortadoğu da hiçbir zaman Feodalizmin etkisinden kurtulamayan halk, ya biat edecek ya da onların emir ve emirliklerine girerek savaşçı olacak. Halklara başka hiçbir çıkar yolu bıraktırmayan binlerce yıllık bu gelenek, Suriye örneğinde olduğu gibi ya vatanında kalacak ve ölecek ya da göç ederek ölecek bu adres başka hiçbir kapıya çıkmıyor.

Defacto ilişkiler

Suudi destekli, Iraklı Sünni aşiretler Şiilere karşı, DEAŞ'ı destekliyor. Tek kaygıları oluşabilecek ülkede bir Şii hegemonyasının oluşması. Mukteda El Sadr'a bağlı olan mehdi ordusunuİran destekliyor. Desteklenen bu gruplara her türlü silah ve para yardımı yapılıyor. Rusya bölge de emperyalist işbirlikçisi siyam ikizi olan ABD'ye karşı, İran ile birlikte el altından Şiileri,  ABD ve İngiltere ise Osmanlı'dan sonra kukla olan Suudi Arabistan'ı desteklemeye devam ediyor. Bu iki kukla devlet kendi arasında sürekli şiddeti tırmandırmaya devam edip uluslararası kamuoyuna olayı salt bir mezhep çatışması olarak lanse ettirmeye devam ediyor.

Yemen iç savaşında 350'ye yakın kişi yaşamını yitirirken, Nisan 2014'te ise Irak'ta Şii ayaklanmasında 62 kişi yaşamını yitirdi. Cuma namazında Camililere atılan bombaları sayarsak binlerce kişinin neden ve kimler için yaşamlarını yitirdiklerini de görebiliriz. 2015 Kasım ayında Azerilerin İran'da ayaklanması, çıkabilecek Azeri ve Ermeni savaşında İran Rusya'sı ile ABD'nin tekrar güç savaşı şeklinde olacaktır. Asıl amaç ise Hazar denizi hattında ki enerji koridorları savaşıdır. Halkların çatışması ve yok olması onlar için Petrol ve Enerjiden daha önemli değildir.

Oluşabilecek Ermeni ve Azeri savaşı Suriye ve Ortadoğu şekillenmesinin ana amacı Lozan'ı yeniden güncellemek olabilir!

Ortadoğu da Sünni ve Şii kavgası, Krallık ve Şahlar arasında oynanan satranç oyunudur. Irakta ki Maliki ve Haşim'i gibi kukla başkanlar buna bariz bir örnektir. Bu oyunu yöneten ABD ve Rusya ise Ortadoğu halklarının kanı üzerinden silahını satmaya, parasına para katmaya enerji ve ham madde ihtiyaçlarını binlerce kilometrelik uzağında ki topraklarda tedarik etmeye devam ediyor. Bu halkların kanları ise Suudi Krallık rejimi ve İran mollalık rejiminin eline bulaşmıştır. Suriye ve Irakta finanse ettikleri ve silah kuşandırdıkları sayıları 80 bine yakın olan eli kanlı silahlı çetelerini ve saldıkları paranoyak cezaevi mahkûmlarıyla, halkları yok ederek yeni haritalar inşa etme çabası içerisindedirler.

Palavracı Baharlar ve ikiyüzlü politikalar      

Arap baharında her ne kadar tüm Arap ülkeleri nasiplerinialdılarsa da Suudi Arabistan ve İran'ı bu bahar teğet geçti. 2011 verileri ve şuan yaşanan Suriye iç savaşı hariç 150 bine yakın kişi yaşamını yitirdi.  2013 Aralık ayında Lübnan'da Şiilere karşı Suudi Arabistan'ın 3 Miyar Dolarlık bağış yapması şu an yaşanan Suriye iç çatışmasının da ön planıydı.

Arap baharı bir tek, Filistin halkına mavi boncuk dağıtmadı. Asıl şeytanın İsrail olduğunu vurgulayan Hizbullah'ın Filistin için kılını dahi kıpırdatmadıkları ortadadır. Bu sadece İsrail'i korumak için bir hamledir. Şii bir Hizbullah Sünni bir Filistin halkını sevebilir mi? ABD destekli söz de Arapların Abisi olan Mısır ve Suudi Arabistan İsrail'i kınayabilir mi?

İran ve Suudi Arabistan kendi sonlarını hazırlamanın planı içerisindedirler. Ortadoğu da haritalar yeniden çizilirken Krallığa ve Şahlığa ihtiyaç kalmayacaktır.

ABD ve Rusya savaşa girmedikçe İran ve Suudi Arabistan'da asla savaşamayacaktır. Bu karşılıklı siyasi atraksiyonlar sadece Suriye konusunda kamuoyunu yeni bir yanıltama yöntemidir. Kimin idam edildiği ve öldüğü sebebin başlangıcı, paylaşılacak enerji ve topraklar ise bu olayın sonucudur.

  YORUM YAP / YORUM OKU
ALİ ALVER DİĞER YAZILARI
Yazarlar Foto Galeri Video Galeri Günün Haberleri

ANASAYFA | GÜNÜN HABERLERİ | KÜNYE | REKLAM | RSS
Hurhaber.com'da yayınlanan her türlü yazı ve haber kaynak belirtilmeden kullanılamaz. Sayfalarımızda kaynak belirtilerek yayınlanan haberler ilgili kaynağa aittir ve bu haberlerin kopyalanması durumunda, tüm sorumluluk kopyalayan kişi / kuruma ait olacaktır. Başka kaynak veya gazeteden alıntı yazarlar ve site yazarlarına ait yazılardan dolayı Hür Haber sorumlu tutulamaz.




Gündem Spor Dünya Özel Haber Teknoloji Sosyal Medya Ekonomi Eğitim Oyun Magazin Yaşam 3.Sayfa Astroloji Sağlık Medya Analiz Kadın Ramazan Kültür Sanat Ajans Dizi Sinema English