Günün haberleri   |   Giriş sayfam yap   |   Favorilere ekle   |   Künye   |   İletişim   |   Sitene haber ekle  Üye Ol    Şifremi Unuttum
 
 07 Eylül 2010 Salı
DOLAR
1,4980
EURO
1,9300
IMKB
61,000
ALTIN
60,0555
Hava Durumu
ISTANBUL 
25 / 18
 
 
 
 
Hoşça vakit geçirmek isteyenler gelsin
Hoşça vakit geçirmek isteyenler gelsin
 
Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası"nın 4"üncü konuk şefi olan Cem Yılmaz, Salı günü tüm hünerlerini gösterecek.
 
7 Eylül 2010 - 15:05

Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı"ndaki konserde snop bir seyirci istemediğini belirten Yılmaz, şefliği en çok “görkemli bir eğlence vadettiği için” kabul etmiş. Vatan gazetesinden Banu Duran'a konuşan Yılmaz, orkestrayı yönetirken yanlış bir el hareketi yapsa bile, bestekarlar arayamayacağı için müsterih olduğunu belirtti...

Duran'ın, bugünkü (7 Şubat 2010) Vatan gazetesinde yer alan haberi şöyle:

Klasik müzik dinler misiniz? Çiçeği burnunda şef Cem Yılmaz

Doğruyu söylemek gerekirse, öyle yoğun bir klasik müzik dinleyicisi değilim. “Kim kimdir”i tarihleriyle biraz biliyorum ama çok popüler olanların dışında, şu bestecinin karakteri şudur, şu bestecinin karakteri budur diye tanıma kabiliyetim yok. Ama birinin adı anıldığı zaman, konseri varmış İstanbul"a geliyormuş dendiği zaman hayatta olup olmadığını anlayabiliyorum (gülüşmeler).


En çok hangi besteciyi seviyorsunuz diye sorsam mı acaba...

Milos Forman"ın filminin etkisiyle Mozart. Müzikal bir dinleyici olmaktan ziyade o filmden Mozart"ın hayatıyla ilgili öğrendiklerimin etkisi var. Kendisinin 25"inci senfonisinin bu programda olmasını da ben istedim. Çok coşkulu ve duygusal bir eser. İçinde bana yakın duygular var.


Hiç klasik müzik konserine gittiniz mi?

Yok, hiç gitmedim.


E o halde sizden önceki konuk şefleri de izlemediniz...

TV haberlerinden takip ettim. Bunu samimi söylüyorum ki, Bülent Eczacıbaşı ve Rahmi Koç"un orkestrayı yönetme hadiselerine özellikle dikkat ettim ve çok özendim. “Bu ne kadar güzel bir fikir” diye düşündüm. Ben de şeflik yapmak çok istedim ama bunu bir yerde dillendirmedim. İşin eğlence boyutundan ziyade o mesleğin dışında birisinin bunu yapmaktan zevk alıp almadığıyla ilgilendim. Dışarıdan biri olarak bir orkestrayla karşı karşıya kalmak zevkli, heyecanlı olur diye düşünmüştüm açıkçası...


İş başa gelince nasılmış, heyecanlı mıymış gerçekten?

Kesinlikle, çok pozitif hislerim. Aslında ben çok da ilgisiz değilim konuya. İlk sorunun cevabı olarak, klasik müzik dinlemem diyorum ama neticede bir enstrüman çalan insanın duygusunu anlayabiliyorum. Uyum meselesiyle ilgileniyorum. O nedenle o kısmın bana daha heyecan vereceğini düşünüyordum, öyle de oldu. Yeni kişilerle ve enstrümanlarla tanıştım.


“Karışık müzik” dinleyicisiyim


Peki siz hangi tür müzik dinliyorsunuz?

Tırnak içinde “karışık” diye tabir edilen bir müzik dinleyicisiyim. Rock müzik ya da elektronik müzik dinleyicisiyim diyemem. Bu konularda özel bir zevkim olduğunu söyleyemem doğrusu.


Sizden beklenti çok yüksek değil mi bu konserde?

Aslında benim bir komedyen olarak bu meseleye dahil olmamla ilgili genel fikir şu; “Acaba ne fırlamalıklar yapacak gene?” Ama benim şahsen ilgilendiğim konu, bu işi hiç yapmamış bir adamın çalışıp, uyum sağlamasıyla ilgili bir şey sahnelemiş olmak. Orkestrayı yönetmek denilen meselenin, o performans sırasında sopayı sallamak olmadığını da göstermiş olacağız insanlara. Benim orada bulunduğum an, zevkini çıkarma anı, işin kendisi değil. Onu vurgulamak lazım.

Hayalimdi, hemen kabul ettim


Size “Konuk şef olur musun?” teklifi geldiğinde, “Neden ben” dediniz mi?

Yoo... Hayalini kurmuştum bunun, hemen kabul ettim. Tahmin ediyorum ki, eğlenceli olması için beni seçmişlerdir. Çok sevindim, çünkü gerçekten bunu hayal ediyordum. Çevremde çeşitli meslekteki arkadaşlarıma sohbet arasında, “Siz orkestra yönetmek ister miydiniz?” diye sordum, bir kişi de “Hayır” demedi. İşi küçültmek istemiyorum ama size çok görkemli bir eğlence vadediyor bu iş. O kısmı beni birinci olarak ilgilendiren şey. Diğer kısmı, vakfın çalışması. O da işin güzel ve bizim dışımızda da varlığını sürdüren kısmı zaten.


Gürer A: Cem"in yetenekli olduğunu tahmin ediyorduk, gerçekten de öyleymiş. İyi ki şef olmamış benim ekmeğimle oynardı.


En havalı şef siz misiniz? Malum sizden önceki şefler üzerine para verip orkestrayı yönetti ama sizi seyretmek için biz üzerine para veriyoruz.


O espri bana yakıştı, yani bir espri olarak o iş öyle. Onlar da eğer bu işi yapmak istemese öyle bir mesai ayırmazlardı... Bende iş, seyirlik bir şey de olacak. Benim orkestrayı yönetmemden ziyade yönetememem de bir mesele. Bizim çok da snop bir seyircinin karşısına çıkacağımızı düşünmüyorum. Öyle bile olsa onu kolaylıkla kırabilirim. İşin ciddi bölümüne zaten yılda belki 250 gün ayırıyor arkadaşlarım, e bir günü de şöyle neşeli geçirsinler canım. Çünkü iş çok ciddi. Ama snobe etmenin manası yok, özellikle de o geceyi. Şeften daha şef bir seyirciye hitap etmeyeceğimiz kesin. Biraz hoşça vakit geçirmek isteyenler gelsin. Benim orkestrayı yönetiyor gibi görünmem, herkes orkestrayı yönetemez anlamına da gelecektir ki, bu iyi bir şey.


Yönetmiyor ama yönetiyor gibi mi yapıyorsunuz, anlamadım?

Tam olarak öyle değil. Yönettikten sonra da söyleyebilirim ki, ben orkestrayı yönetemem ama görünmek meselesinde bir hile yok. “Yönetiyor görünüyor ama aslında...” falan da değil... Mesleğin kendisini diyorum yani, bir günde o mesleğin bütününü taklit edemezsiniz, o gerçekliğe vurgu yapmak istiyorum.


Gürer A: Amerika"da bir ankette insanlara, “Ne olmak istersiniz?” diye soruyorlar. İnsanların yüzde 60"ı orkestra şefi olmak istediğini söylüyor. Demek ki insanlarda bir orkestrayı yönetme isteği var. Türkiye"de de sorulsa, belli bir kültür düzeyinin üzerindeki insanlar da eminim isteyecektir. Herhalde Cem de isterdi.


Cem: Elbette hocam. İnsanın müzik dinlerken kulağıyla yaptığı şey de o.

15 yıldır bir şey öğrenmemiştim


Sonuçta profesyonel bir orkestrayı yöneteceksiniz. Siz yanlış bir el hareketi yapsanız bile onlar doğruyu çalar mı?

Bir iki kişi yanlışımı çaktırmayıp, yardımcı olmaya çalışır eminim. Yani 75 kişiysek eğer, beni seven 4 kişi “Yanlış çaldı ama hadi biz düzeltelim” dese, geri kalanı ne olacak? 75 kişi bu yani, hepsine güvenemeyiz (gülüşmeler). En azından şeyden müsterihim, bestekarlar arayamaz. Ayıp oluyor ya, öyle mi yazmıştık diyemezler (gülüşmeler).


Kaç saatlik ya da günlük bir çalışmayla 9 Şubat"ta sahneye çıkmış olacaksınız?

Ben uzun zamandır öğrenmeye açtım. Karikatürden beri yani 15 yıldan beri sıfırdan bir şey öğrenmemiştim. Onun için çok mutluyum. Bu olay beni rahatlattı çok, uzun zamandır kapalı olan bir kapı açılmış oldu.


Sosyal sorumluluk projelerinde sınırınız ne, mesela bir hayır işi için soyunun ya da bu orkestrayı çıplak yönetin denseydi?

Sosyal projelerde devamlı varım zaten. Uygunluğu, amacı elbette önemli. Ama her türlü sosyal yardım projesinde olmam tabii niye olayım? Mesela, “Birinin yurt dışında eğitim alması için orkestrayı çıplak yönetir misiniz” diye teklif gelse tabii ki de kabul etmem.


Bu provalar sırasında bayağı yorulduğunuzu gördüm. Kaç kilo verdiniz?

Tersine, yönetirken 2 kilo aldım.


Konser afişini sizin tasarladığınızı okudum gazetelerde. Doğru mu?

Yok, afişi ben tasarlamadım. Ben yalnızca poz verdim.


Bir kez daha şeflik yapar mısınız?

Her zaman yaparım, ne zaman isterlerse.


Son olarak Hocanız Gürer Aykal"la ilgili birkaç cümle rica edeyim...

10 bin Cem Yılmaz olacağına, 2 Gürer Hoca olsaydı, memleket için daha iyi olurdu.



Boynuna bir fular dolayıp yönetmenim dersin ama şeflik öyle değil


Yönetmenlikte bir şey bildiğinizi zannediyorsunuz. Şeflikte ise hiçbir şey bilmediğinizi görüyorsunuz. Film setinde kolaylıkla boynunuza bir fular dolayıp, ben bu setin yönetmeniyim dersiniz. O iş, kural kaygısı biraz daha geniş ve daha karikatür yanları olan bir şeydir. Ama orkestra şefliği öyle bir şey değil ki. Hiçbir şey bilmediğinizi anlayarak adapte olmaya çalışıyorsunuz, öbüründe de bildiğinizi zannederek istediğinizi yapıyorsunuz.



Cem kemanlara sheltoks sıkmayı düşünüyor


Cem Yılmaz"la önceden tanışıklığınız yoktu sanırım. Tanıştıktan sonra nasıl bir Cem Yılmaz portresiyle karşılaştınız?

Gürer A: Kişisel tanışıklık yoktu ama izliyordum, biliyordum. Tanıdığım zaman son derece ayakları yerde, son derece zeki ve yetenekli bir insan olduğunu 2 dakikada anladım.


Cem Bey gerçekten de orkestra şefi olabilir miydi sizce?

Tabii olurdu. Müziğe çok yeteneği var, eğitim alsaydı ve orkestra şefliğini seçseydi gerçekten olurdu.


Bir orkestra şefinde olması gereken en önemli özellik nedir?

Ne yaptığını bilmek, ayaklarının yere basması ve müziğe karşı kabiliyet.


Cem Bey"in en güldürdüğü an?

Korsakov"un Arının Uçuşu eseri çalınırken orkestra kemanlarına sheltoks sıkma düşüncesi. “Yapalım mı?” dedi. Ben de “Yap” dedim.


Eee yapacak mı konserde böyle bir şey Cem Bey?

Bilmem.


Orkestra şefi olmanın zorluğu ne; fiziksel yorgunluk mu, mesela kolunuz ağrıyor mu?


Bedensel yorgunluk hiçbir şey değil, en fazla beynin yorulması dert. Kolum da ağrımaz, çünkü müziği çiziyorsun, müziği tanımlıyorsun orada.


Ortalama ne kadar çalıştınız?

Zavallı Cem"le ben 3 aydır çalışıyoruz. Haftada 2 günden, 4"er saat çalıştık

Bu haber 190 defa okunmuştur. Yazdır   Önceki sayfa   Sayfa başına git  
  Toplam yorum 0   Onay bekleyen 0  


Yorumunuz editörlerimiz tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.
 
Yorum ekleyebilmek için üye olmanız gerekiyor.

Üye olmak için buraya tıklayın.

Bu haber henüz yorumlanmamış...

  Bu kategorideki diğer haberler


Paris'te "Fazıl Say Günleri"

AK Parti ve MHP'nin anlaştığı isim!

Timur Selçuk sevenleriyle buluşacak
»  Yeşilçam, Bollywood'a ortak oluyor
»  Nejat Uygur'dan mektup var
»  Rock'n Coke 2010 iptal edildi
»  Fazıl Say, İstanbul 2010'da yok
»  Yeni Başkan Bülent Eczacıbaşı
»  Adıyaman da Hitler'e kurban vermiş...
»  Yılmaz GüneyÂ’le 2 saat
»  104.3 milyon dolara 'yürüdü'
»  Tüm zamanların en kötü filmleri seçildi
»  '5 No'lu Cezaevi' Tütün Deposu'nda
»  Vadi Filistin'e ne zaman gidiyor?
»  Nazım'ın oğlundan Theodorakis'e dava
»  Oğlunun filminde rol aldı
»  Latife Tekin Çırağan'da
»  Sahnede sigaraya cezanın gerekçesi
»  Oscar adayları açıklandı
»  Türk işi "Sex and the City"
»  Carla'ya, San Remo izni yok
»  Ergenekon sanığına istismar davası
»  "Ben-Ten" çılgınlığı Türkiye'de
»  Avatar'ın Na'vileri Türk mü, Kürt mü?
 

 
  
Sizce mitinglerde en etkileyici lider kim?
Recep Tayyip Erdoğan
Kemal Kılıçdaroğlu
Devlet Bahçeli
Selahattin Demirtaş
 Sonuçları göster   
      Abidin ALKOYUN
      Siyaset
      Naif KARABATAK
      Siyaset
      Tuncay GÜVEN
      Siyaset
      Songül ÖZDAĞ AYDIN
      Siyaset
      Yasemin ARSLAN
      Siyaset
      Dr. Mustafa KARATAŞ
      Estetik
      Prof Dr Arif VERİMLİ
      Psikiyatri
      Muhammet ÇAKMAK
      Siyaset
      Necati ÖZDEMİR
      Siyaset
      Soner OLGUN
      Felsefe
  
  'İstanbul’un acilen afet yasasına ihtiyacı var'
Şebnem KARAEVLİ
Hürhaber'den Şebnem Karaevli, Ağaoğlu Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Ali Ağaoğlu ile inşaat, turizm ve enerji sektöründeki gelişmeleri değerlendirdi...

18.08.2010  5420 okunma
  Kayıp çocuklar için şok ihbar!
Emniyet Müdürlüğü'ne koşan gazeteciler, ihbarın asılsız olduğunu, ...
  Kayıp kız çocuğunun cesedi bulundu
Erzurum'un Tortum ilçesinde 4 gün önce kaybolan 12 yaşındaki kız ...
Koç 21 Mart - 20 Nisan
Ayın ilk yarısını karşıt burcunuz Terazi de geçiren Mars, yakınlarınızla ve partnerinizle ilişkinizde daha talepkar ...
 
04/09/2010 25/08/2010
17-20-22-31-34-48 5-13-15-25-32-10
 
RSS

Add to Google
Hurhaber.com'da yayınlanan her türlü yazı ve haber kaynak belirtilmeden kullanılamaz.  Sayfalarımızda kaynak belirtilerek yayınlanan haberler ilgili kaynağa aittir ve bu haberlerin kopyalanması durumunda, tüm sorumluluk kopyalayan kişi / kuruma ait olacaktır. Başka kaynak veya gazeteden alıntı yazarlar ve site yazarlarına ait yazılardan dolayı Hür Haber sorumlu tutulamaz. Tasarım & Programlama