Hür Haber - Türkiye Haberleri

Hür Haber - Türkiye Haberleri

Hür Haber sitesinde son haberler , Türkiye ve dünyadan son dakika haberleri, siyaset, magazin ve spor dünyasından analiz ve özel gazete metinlerine ulaşabilirsiniz

SON DAKİKA
Sol Ok
Sağ Ok
Menü
Ara
Facebook Twitter
Hür Haber - Türkiye Haberleri ANASAYFAGÜNDEMSPORDÜNYAÖZEL HABERTEKNOLOJİSOSYAL MEDYAEKONOMİEĞİTİMOYUNMAGAZİN

Ozan Ceyhun

Hotel Europe

Daha bir hafta önce Macaristan'da Referandum yapıldı ve neredeyse katılanların tamamı “Avrupa Birliği'nin sığınmacı planlarına: HAYIR” dediler. Bir kaç yüz sığınmacı gelecek diye kıyameti kopardılar.

Geçtiğimiz hafta merkezi Köln'deki bir güzide sivil toplum kuruluşumuz UETD (Avrupa Türk Demokratlar Birliği) bir İngiliz parlamenter heyetini Türkiye'de konuk etti. 750 bin nüfusu olan Şanlı Urfa kentimizde 650 bin sığınmacı ağarlandığını öğrenen heyet üyeleri utandılar. Çünkü İngiltere'ye gelen Suriyeli sığınmacı sayısı iki bin civarında.

Hollanda, Belçika, İsveç ya da Danimarka gibi ülkelerde de bir kaç yüz sığınmacı geliyor diye kıyameti koparan aşırı sağcı ve ırkçı partiler seçimlerde bu nedenle oylarını arttırmaktalar.

82 milyonluk Almanya'da 78 milyonluk Türkiye'nin ağırladığının dörtte biri kadar sığınmacı geldiği için son iki yıldır yapılan her seçimde ırkçı sloganlar ile “sığınmacılara karşı propaganda” yapan AfD (Almanya için Alternatif) partisi bırakın yüzde beş barajını aşmayı artık oy oranını yüzde onun üzerine çıkararak üçüncü parti olma yarışı veriyor. Almanya'nın aslında neredeyse hiç yabancı olmayan Doğu Almanya tarafında sığımacı olsun ya da olmasın “yabancı görünümlü” olmak ırkçı gruplar tarafında saldırıya uğramak için yeterli oluyor. Son olarak bir Liberyalı ailenin evinde saldırıya uğradığı Almanya'da ırkçıların yoğun olarak saldırdığı hedefler arasında camiler bulunmakta. 2015 yılına kıyasla ırkçı saldırılar 2016'da iki misli artmış durumda. Üstelik ırkçılar artık korkmuyor. 3 Ekim 2016 günü Almanya Cumhurbaşkanı Gauck'u ve Şansölye Merkel'i sadece “yuhlamak” ile yetinmemeleri de bunu kanıtladı.

İngiltere'de Ukip ve lideri Nigel Farage, Hollanda'da Geert Wilders, Almanya'da AfD ve lideri Frauke Petry, Fransa'da Front National ve lideri Marine Le Pen ve de tüm diğer AB üyesi ülkelerin benzer ırkçı partileri ve de liderleri girdikleri her seçimde iktidara biraz daha yaklaşmaktalar.

Buna karşın bir zamanların vizyon sahibi ve Avrupa konusunda “ufku olan” liderlerini yitirmiş bulunan merkez partileri, yani hristiyan demokratlar ve sosyal demokratlar artık karizmatik “Mitterand'ların, Blair'lerin ya da Schröder'lerin” olmadığı bir AB'de vizyonu ve karizması olmayan parti başkanları ile seçmenlere “umut” olamamaktalar.

“Yunanistan'ın ekonomik krizini” ya da “sığınmacı krizini” yönetmekte büyük zorluk çekmeleri AB kamuoyu tarafından “beceriksizlik” olarak damgalandığından “AB düşmanlığı” temeli üzerine kurulu ırkçı politikalara da alternatif sunmayı başaramamaktalar.
İşte böyle bir dönemde Türkiye'yi “Suriyelileştirmek amacıyla” gündeme gelen “15 Temmuz darbe girişimi” karşısında da aynı “beceriksizliği” sergiledi AB ülkelerinin yöneticileri. Türkiye'yi kana bulayarak bir iç savaş çıkarmak isteyen Fettullahçı terör örgütü FETÖ'nün emrindeki teröristlerin ellerindeki savaş uçakları, helikopterler ya da tanklar ile insanları katletmesi ve en başta TBMM olmak üzere devlet kurumlarını bombalaması karşısında bile korkmadan demokrasiye sahip çıkan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarını desteklemeyi “beceremediler”. Daha da kötüsü il önce “sustular”, sonra Türkiye insanının kahramanca direnişi ve demokrasiye sahip çıkışına “şüpheyle baktılar”.

Aslında bu durum “demokrasinin beşiği” AB ive en başta Willy Brandt gibi unutulmaz liderlerin yolunda gittiği iddiasında olan Avrupalı sosyal demokratlar ve de “dini değerlerden ödün vermedikleri” iddiasında olan hristiyan demokratlar adına tam bir “skandaldı”.
“16 Temmuz” günü demokrasiyi savunanlarla dayanışmak için gelmeleri gereken Türkiye'ye gelmeyi haftalar sonra başarabildiler. Haftalar sonra “geciktiklerini ve bunun bir hata olduğunu” itiraf edebildiler.

Türkiye'ye geldiklerinde Fettullahçı terör örgütü FETÖ'nün vahşetini ve “neler yaptığını” hayretler içinde gördüler ve dinlediler. Bombalanan TBMM'sini ve başka devlet kurumlarını ziyaret ettiler. Bombalar tarafında yıkılan yerleri incelediler. İnsanların Fettullahçı teröristler tarafından nasıl katledildiğini bizzat bu olayları yaşayanlardan dinlediler.

Yaptıkları açıklamalarda “yaşanan terörü şimdi iyi anlayabildiklerini ve Türkiye'nin ülkelerinden bakıldığı gibi olmadığını” dile getirdiler.
Hatta Türkiye'yi ziyaret eden nerdeyse tüm AB üyesi ülke temsilcileri Fettullahçı terör örgütüne karşı Türkiye ile “işbirliğinden” bahsettiler. Türkiye'nin NATO sınırlarını DAEŞ terör örgütünden temizlemesini ve Suriye'de DAEŞ'e karşı başarılı bir savaş vermesini takdir ettiklerini özellikle belirttiler. Çoğu bu açıklamalarını yaparken PKK'nın bir terör örgütü olduğunu ve bu terör örgütüne karşı mücadelesinde Türkiye'nin yanında olduklarını da söylemeyi unutmadılar.

Yalnız Türkiye insanının anlayamadığı bir durum var:

“Madem AB üyesi ülkelerin neredeyse hepsi Türkiye'yi kana bulmayı deneyen ve başaramayan Fettullahçı terör örgütüne karşı mücadelede ve hatta PKK terör örgütne karşı mücadelede de Türkiye'nin yanındalar o zaman Fettulahçı teröristlerin ve PKK'nın firari teröristlerinin AB ülkelerinde bulunmasına niye izin vermekteler?”

Türkiye'de sokaktaki vatandaş haklı olarak bu çelişkili durumu sorgulamakta!

Sığınmacıları ülkelerinde istemeyenler “Suriyelilerin ya da Iraklıların sığınmacı olmasına neden olan terör eylemlerinin faillerine” niye kucak açmaktalar?

Bir Rus savaş uçağını düşürerek Suriye İç Savaşını daha da körükleyen ve sığınmacı sayısının artmasına neden olan Fettullahçı terör örgütü mensupları AB ülkelerinde nerdeyse otellerin “kral dairelerinde” kalmaktalar.

Türkiye'de, Suriye'de ve Irak'ta kanlı terör eylemleri yaparak sığınmacı sayısının artmasına neden olan ve hatta “insan kaçakçılığını organize ederek” kaçak sığınmacıları AB ülkelerine getiren PKK terör örgütü mensubu teröristler AB ülkelerinde faaliyetlerini hiç rahatsız edilmeden sürdürebilmekteler.

İnterpol ya da Europol gibi mükemmel bilgi bankalarına sahip ve yararlı analizler yapan teşkilatlardan da çok iyi yararlanan AB üyesi ülkelerin istihbaratları ve polis teşkilatları Fettullahçı terör örgütü FETÖ ya da PKK terör örgütü hakkında eminim her türlü bilgiye sahipler. Avrupa Parlamentosu milletvekili olduğum yıllarda AB İç İşleri Bütçesi kapsamında bütçe raportörlüğü görevim nedeniyle Lahey'deki Europol merkezi ziyaretlerimde PKK terör örgütünün aynı zamanda Ortadoğu ve Avrupa arasında uyuşturucu ve insan kaçakçılığını organize eden bir “mafya” olduğunu brifinglerde yeterince dinlemiştim. Ne değişti? Hiç bir şey!

Sadece İsveç'te sığınma başvurusu yöntemini istismar ederek saklanan 130'un üzerinde Fettullahçı terör örgütü mensubu olduğunu medya aracılığıyla dünya kamuoyu da öğrendi. Üstelik AB'de FETÖ'nün lüks otel gibi kullandığı tek ülke İsveç değil!

Belçika, Hollanda ve Almanya Türkiye'yi kana bulayan ve darbe girişimleri başarısız olduktan sonra kaçan Fettullahçı teröristlerin en başta tercih ettiği ülkeler. Eli kanlı eski savcılar, bazı eski diplomatlar ya da memurlar şimdi yukarıda sözünü ettiğim ülkelerde çok lüks koşullarda terör örgütü emrinde faaliyetlerini sürdürmekteler. AB üyesi ülkelerin güvenlik teşkilatları hem teröristlere lüks yaşam koşullarını sağlayan paranın kaynağını hem de bu teröristlerin attığı her adımı çok iyi takip ediyorlardır.

AB üyesi bazı ülkelerin teröristler için bir “Hotel Europe” olması aslında tüm AB değerlerine aykırı! Terör bir “insanlık suçudur”. Bu insanlık suçunu işleyenler meslekleri ne olursa olsun sonuçta terörün emrinde iseler hukuk devletlerinin atması gereken adımlar vardır. Bu teröristler eğer “sığınma talep” ettikleri bahanesiyle Türkiye'ye iade edilmiyorlarsa o zaman işledikleri “insanlık suçu” nedeniyle bulundukları ülkelerde yargılanmalıdırlar. Onların AB üyesi ülkelerin sokaklarında serbest geziyor olması en başta 15 Temmuz 2016 günü Türkiye'de katlettikleri insanlara büyük bir saygısızlıktır!

Fettullahçı terör örgütü FETÖ'nün ve PKK terör örgütünün katlettiği tüm kurbanların aileleri ve yaraladıkları insanlar haklı olarak AB üyesi ülkelerden ve en başta Almanya, Belçika, İsveç ve Hollanda'dan “katillerin serbest dolaşımına karşı önlem alınmasını” beklemekteler.
Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına yönelik haksız “vize uygulamasını” kaldırmakta direnen ve Türkiye'nin vatandaşlarına “serbest dolaşımını” engelleyen AB'nin “teröristlerin serbest dolaşımı” karşısında kayıtsız kalıyor olması bu açıdan kabul edilemez bir durumdur.

  YORUM YAP / YORUM OKU
OZAN CEYHUN DİĞER YAZILARI
Yazarlar Foto Galeri Video Galeri Günün Haberleri

ANASAYFA | GÜNÜN HABERLERİ | KÜNYE | REKLAM | RSS
Hurhaber.com'da yayınlanan her türlü yazı ve haber kaynak belirtilmeden kullanılamaz. Sayfalarımızda kaynak belirtilerek yayınlanan haberler ilgili kaynağa aittir ve bu haberlerin kopyalanması durumunda, tüm sorumluluk kopyalayan kişi / kuruma ait olacaktır. Başka kaynak veya gazeteden alıntı yazarlar ve site yazarlarına ait yazılardan dolayı Hür Haber sorumlu tutulamaz.




Gündem Spor Dünya Özel Haber Teknoloji Sosyal Medya Ekonomi Eğitim Oyun Magazin Yaşam 3.Sayfa Astroloji Sağlık Medya Analiz Kadın Ramazan Kültür Sanat Ajans Dizi Sinema English