ABD vatandaşı Heather Martin Durkaya,yaptığı açıklamada, bir Amerikalı ve Hristiyan olarak doğduğunu, evlendikten sonra inanç arayışını İslamiyette sona erdirdiğini ve İslam dinini seçtiğini söyledi.
Türkiye ile bağlantısının eşiyle başladığını ifade eden Durkaya, ''Eşimle Amerika'da üniversitedeyken tanıştık. Türkiye'de yaşamayı denemeden evlenmeyi düşünemeyeceğimden ötürü burada bir süre vakit geçirerek yaşayıp yaşayamayacağıma karar verdim'' dedi.
Türkiye'de yaşamaktan hiç korkmadığını, inandığı şeylere ters düşmediği sürece çoğu kültüre ayak uydurabileceğini dile getiren Durkaya, her zaman farklı kültürleri öğrenmeyi sevdiğini ve öğrenmenin, kültürün içinde yaşamakla mümkün olduğunu ifade etti.
-KENDİNİ TÜRK HİSSEDİŞİ-
Durkaya, Amerika'da bazı çevrelerin, Türkiye'yi ilkel bir ülke sandığını ve yine bazılarının Türkiye'de, ''Cumhuriyetin altında gizlenmiş bir halifelik yönetiminin'' olduğunu düşündüklerini belirterek, şöyle devam etti:
''Amerika yaşayan bazı kesimler Türkiye'deki kadınların, İran'daki gibi çarşaf giymeye zorlandıklarını, yine kadın haklarının olmadığını, eğer boşanırsa çocuklarını Amerika'ya geri getiremeyeceğini düşünüyorlar. Diğer bir kesim Amerikalı da buradaki haberleri yakından takip edip, Türkiye'nin büyüyen ekonomisinden ve uzun süredir Avrupa Birliğine girme uğraşısından haberdarlar. Bütün dünyada olduğu gibi Amerika'da da ortak konu olan İslam, Amerikalılar'a Türkiye'nin dünyadaki yerini hatırlatıyor. Ben Türkiye'de yaşayan ve kendini Türk hisseden bir vatandaş olarak, Türkiye'nin birçok ülkeden gelişmiş, modern ve birçok farklı etnikten insanın bir arada rahatça yaşadığı bir ülke olarak görüyorum.''
-''İSLAMİYETİ ÜNİVERSİTEDE TANIDIM''-
Durkaya, İslamiyetle ilk kez üniversitede aldığı dersler aracılığı ile tanıştığını ve yine sonradan Müslüman olan üniversitedeki hocasının derslerde işlediği konuların kendisini çok etkilediğini belirtti.
Aynı yıl Ramazan ayında oruç tutmayı denediğini söyleyen Durkaya, duaları derinlemesine anlamaya çalıştığını ve kampüsteki farklı bölgelerden gelen Müslümanlar ile konuşmaya başladığını anlattı.
Durkaya, İslamın daha derin ve anlamlı bir yol olduğunu anlamasının çok uzun sürmediğini kaydederek, İslam'ın cevapladığı soruların, diğer dinler tarafından cevapsız kaldığını söyledi.
''Batının tüketim kültürü ve küresel anlamda sömürücü yapısı beni bunaltıyordu. Bir amacı ve anlamı olan kutsi ve saf bir yaşayış beni çağırıyordu'' diyen Durkaya, bu çağrıya cevap verdiğini ve kendinden daha üstün bir güce teslim olduğunu dile getirdi.
-''TÜRKİYE BENİM EVİM OLDU''-
Ailesinin, eşi ile tanışana kadar bazı endişeler taşıdığını, tanıştıktan sonra rahatladıklarını anlatan Durkaya, sözlerine şöyle devam etti:
''Müslüman olmam konusunda hiç kimse şaşırmadı. Çoğunluktan hep farklı düşündüm ve hiç takipçi olmadım. Herkes Amerika'da yaşamaya can atarken ben Türkiye'de yaşamayı tercih ettim. Bu durumu soranlara 'Türk rüyası' yaşadığımı söylüyorum. Buradaki çoğu kişi onların ülkesinde kendini rahat hisseden bir yabancıyı görmekten mutlu oluyor. Bana Türkiye'nin her zaman yabancılar için bir sığınak olduğunu söylüyorlar. Aslında benim de sığınağım. Türkiye benim evim oldu. Henüz vatandaş olmamama rağmen kendimi bazen Ankara'daki memur ya da Rize'deki çay üreticisi bir Türk gibi hissediyorum.''
-''BURADA HİÇ YABANCILIK ÇEKMEDİM''-
Amerikan vatandaşı Leonard Durso da Türkiye'yi ilk kez Amerika'daki üniversitelerde, eğitim alan Türk öğrenciler sayesinde tanıdığını, öğrencilerinden birinin kendisine Türkiye'de çalışmasını önerdiğini, bunun üzerine 2007 yılında Türkiye'ye ilk ziyaretini gerçekleştirdiğini söyledi.
İstanbul'u görür görmez büyülenip aşık olduğunu söyleyen Durso, ''Türk insanlarının sıcaklığını, misafirperverliğini, güçlü aile bağlarını çok sevdim. Burada hiç yabancılık çekmedim, kendimi evindeymiş gibi huzurlu ve mutlu hissettim. Burada yaşayan diğer yabancılara da aynı şekilde çok sıcak davranıldığını gördüm'' diye konuştu.
Dünyanın birçok ülkesini ziyaret ettiğini, ancak kendisini oralara ait olarak hissetmediğini dile getiren Durso, şöyle devam etti:
''Türkiye'de kendimi buraya aitmişim gibi hissettim. Burada yaşayabileceğimi anlayınca okul arayışlarına giriştim. Ülkemin Bush dönemindeki politik tutumlarıyla ilgili olarak Amerika'da yaşamaktan yorulduğumu hissettim. Şimdiki Obama hükümetinin de özellikle göçmenlere karşı uyguladığı tavırdan ötürü hayalleri boşa çıkardığını düşünüyorum. Bence Amerikan rüyası artık sadece New York ile sınırlı. Bu nedenle de insanlara ben Amerikalı değilim New Yorkluyum diyorum.''