Günün haberleri   |   Giriş sayfam yap   |   Favorilere ekle   |   Künye   |   İletişim   |   Sitene haber ekle  Üye Ol    Şifremi Unuttum
 
 17 Mayıs 2012 Perşembe
DOLAR
1,7880
EURO
2,3110
IMKB
58,520
ALTIN
91,0353
Hava Durumu
ISTANBUL 
25 / 18
 
 
 
 
Amaç davaları itibarsızlaştırmak
Amaç davaları itibarsızlaştırmak
 
'Her Taşın Altında The Cemaat mi Var?' kitabını okuruyla buluşturan Ilıcak konuştu...
 
29 Ocak 2012 - 18:13

'Her Taşın Altında The Cemaat mi Var?' kitabıyla 'cemaat/siyaset/Ergenekon'u yazan Nazlı Ilıcak, cemaatin eğitimli dindar insanlar yetiştirmeyi hedeflediğini söylüyor: Cemaatin adının Ergenekon davasını itibarsızlaştırmak için paravan olduğunu düşünüyorum.

'Her taşın altında cemaatin olup olmadığı' son yılların en çok konuşulan meselesi.
Cemaatin bürokraside, poliste, yargıda kadrolaştığı iddiaları var ama hiçbiri delillendirilemiyor. Ben de kitapta geçmişten bu yana benzer iddiaların bulunduğunu incelemeler sonunda ortaya koyuyorum. İlk 'poliste cemaatçi örgütlenme iddiası' 1992'de Polis Akademisi'nden atılan bir çocuğun şikâyetiyle ortaya çıkıyor. Bunun üzerine, bir inceleme ve takipsizlik kararı var. Konu sonra tekrar gündeme geliyor. 1998'de Talat Şalk gene takipsizlik kararı veriyor. 1999'da Aydınlık dergisi 'poliste Fethullahçı örgütlenme' iddiasını gündeme getiriyor ve o dönemde dergide yayımlanan listede Hanefi Avcı da dördüncü. Yeniden bir soruşturma ve inceleme başlatılıyor. Başka olaylarda birleştirilerek Nuh Mete Yüksel bir dava daha açıyor. Beraat kararı çıkıyor, Yargıtay onuyor. Demek ki, bu iddialar birçok kere incelenmiş ve beraat etmiş. Sonra birdenbire yeniden 2008'de 'Fethullahçı örgütlenme' iddiasıyla karşılaşıyoruz. Niye 2008? Ergenekon soruşturmaları ve büyük tutuklamalar başlıyor ve en önemlisi örgütün ismi Ergenekonolarak konuluyor. Ergenekon ismi konulur konulmaz bu sefer Aydınlık'ta 57 kişilik bir liste yayımlanıyor ve birinci sırasında Ramazan Akyürek ve birçok polisin ismi var. Bu defa onlar hedef gösterilmeye başlanıyor. Ergenekon'dan kim tutuklansa, "Bu cemaatin işi" lafı zikrediliyor. Dolayısıyla her dönemde böyle iddialarla karşı karşıyayız. İlk liste çok araştırıldı, önce 100 kişi için bir soruşturma açılmıştı, sonra bir ara 5287'ye kadar çıktı polisteki Fethullahçı listesi. Öyle bir örgüt bulunamadı zaten.

Nazlı Ilıcak, Radikal gazetesinden Ayça Örer''e, yeni çıkan kitabıyla ilgili açıklamalarda bulundu.. İşte o röportaj:

ERGENEKON DAVASINI İTİBARSIZLAŞTIRMAK İÇİN..
Bu iddiaların paravan olarak mı kullanıldığını düşünüyorsunuz?
Bunun Ergenekon davasını itibarsızlaştırmak için yapıldığını düşünüyorum. "Her şey cemaat tarafından yapılıyor" gibi bir hava yaratılıyor. Buna karşı bu kitabı yazdım. Burada Hanefi Avcı'nın, Nedim Şener'in iddiaları yer alıyor. Bu iddiaların çoğu mesnetsiz. Bakıyorsunuz Nedim Şener'in kitabında Başbakanlık Teftiş Kurulu'nun raporuna dayanarak Ali Fuat Yılmazer'in kusurlu olduğu iddiası var. Ancak Mülkiye müfettişleri de inceleme yaptı ve hiçbir sorumluluğunu görmediler Ali Fuat Yılmazer'in. Buna mukabil hem Ankarahem Trabzon Emniyeti'nin ihmalini tespit ettiler. İstanbul'un özellikle hiçbir araştırma yapmadığı, Osman Hayal'in ev tespitini yapmadığı, cinayetten sonra eski tarihli bir rapor düzenleyerek bunu yapmış gibi gösterdiği, Osman Hayal veYasin Hayal'in telefonlarını incelemeye almadığı ama almış gibi rapor düzenlediği sonra ortaya çıktı. Şimdi ben de soruyorum, Ali Fuat Yılmazer ve Zekeriya Öz'e sırfErgenekon'la ilgili operasyonları yürüttükleri için Fethullahçı suçlaması yapılıyor. Niye hedef alıyorsunuz onu? Dink ailesinin şikâyet dilekçesinde ismi bile geçmiyor veyahut AİHM'ye giden davada sorumlu bulunmuyor. Benim tek hedefim o kitaptaki yanlışlar değil ama bir bölümde onun da yanlışlarını ortaya koydum. Bu isimler görevden alındı. Belki görevde olsalar, bu soruşturmalardaki eksiklikleri gidereceklerdi.

KARA PROPAGANDA YAPAN BİR HABER AĞI VAR
Bu süreçleri karmaşık hale getiren davanın çok dallanıp budaklanması, tutuklamalar...
Haklısınız çok karışık. Ergenekon'la ilgili sekiz dava var, çünkü olay çok karmaşık. Sivil toplum örgütlerinde, medyada ve kamuda da ayağı var. Kara propaganda yapan bir haber ağları da var. Ben olayları da özetleyerek gitmeye çalıştım. Oda TVmeselesinde objektif kalarak, davanın gidişatını, Baykal ilişkisini bir şekilde anlatıyorum. Hanefi Avcı'nın kitabından bahsediyorum. Bir de Fethullah Gülen'le ilgili öteden beri öne atılan isnatlar ve hakkında açılan davada kullanılan sözleriyle ilgili onun kitabından alıntılarla aslında ne demek istedi meselesini de irdeliyorum. Nuh Mete Yüksel o dönemde bu sözleri ayıklayınca ortaya bambaşka bir sonuç çıkıyordu çünkü. Benim vardığım sonuç her taşın altında 'The Cemaat' yok. Oda TV önemli bir meseledir. Kesinkes yargılama gerektiğini düşünüyorum ama hepsi tutuklu yargılanmayabilir. Nedim Şener, Ahmet Şık dış kapının tokmağı. Onların tutuklanması bu davaya itibarsızlık kazandırdı. Yine de birkaç yanlış içinErgenekon davasını değersizleştirmem. Çok önemli, muvazzaf askerlerin yargılandığı bir dava bu. Türkiye bunu kökünden halletti diyemeyiz. Çok büyük bir öfke var ama bu davalar yüzünden bu öfke sinmiş durumda. Asker ve zihniyet yerinde duruyor.

CEMAAT OKULLARINDA YETİŞEN ÖĞRENCİLER BİR TEHDİT UNSURU DEĞİL
Bu kadar çok göz önünde ve tartışılır oluşunu neye bağlıyorsunuz?
Cemaatin asıl işi okullardır. Çünkü Fethullah Gülen altın bir nesil yetiştirmek istiyor. Bu altın nesil hem dindar hem bilgili olacak ve önemli yerlere gelecek. Ortada laikliği yıkmak amacı yok. Cemaat okullarında yetişen talebeler Türkiye nüfusuna vurduğunuzda yüzde 2 bile etmez. Dolayısıyla bir tehdit unsuru değil. Radikal bir İslam değil, hoşgörüye dayalı, dinler arası diyaloğa dayanan bir dindarlık hedefliyorlar. Herkes laikliği ele geçirmek istediğini sanıyor, böyle bir şeyi istese de yapamaz. Dindar insanlar ikinci sınıf görünmesin diye çalışıyorlar. Bu çabaya ben de çok hak veriyorum.


GÜÇLENDİLER DOĞRU AMA TEHLİKELİ DEĞİLLER
Cumhuriyetin yarattığı modelle de ilgili biraz bu algı... Ve bu algıyla yetişen başka bir nesil de var...
Din bir tehdit gibi görünmüş. İnsanlar dinden uzak kalmışlar ama muhafazakâr kitleler çocuklarını yetiştirmeye devam etmiş. Cemaati tehlike olarak görmüyorum ama etkisini arttırdığını kabul ediyorum. İktidarın oylarını da etkiliyorlar bu da doğru ama bu bir tehlike değil, çünkü cemaat tehlikeli değil.

İMAM HATİPLİLERİN ÜNİVERSİTEYE GİRMESİ LAİKLİĞİ YIKMAZ
Dindar ama eğitimli insan modeli, dindar olmayan kesimlerce tehdit kabul ediliyor ama... Mahalle tartışmaları bu tehditten kaynaklanıyor...
O endişeler iki kesimin birbirini tanımamasından kaynaklanıyor. Uzaktan bakınca her taşın altında cemaat çıkıyor gibi görünüyor, "Vay ülkeyi ele geçiriyorlar" hissi ortaya çıkıyor. Aynı korku Erdoğan hükümeti için de var. Çünkü Türkiye'de cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren dindara karşı bir korku vardır. Dindarla dinciyi karıştırıyorlar. "Bana benzemeyen insan iktidara geldi, aman Allah'ım devleti ele geçirdi, kadrolaşıyorlar." Kadrolaşıyor olabilir, olmaz demiyorum ama laikliği yıktığına dair ben pek fazla bir örnek göremiyorum. İmam hatiplilerin üniversiteye girmesi laikliği yıkmaz.

FETHULLAH GÜLEN VE SAİD-İ NURSİ POLİTİKAYA TAMAMEN KARŞIDIR
Şimdi tabana yayılan bir değişim kaygısı daha ön planda. Cemaatin politikayla arasına mesafe koyduğunu düşünüyor musunuz?
Fethullah Gülen ve Said-i Nursi politikaya tamamen karşıdır. Ergenekon davalarının sonuçlanmasını istiyorlar ama iktidarla birlikte anılan yolsuzluk iddiaları onları da çok rahatsız ediyor mesela. Yeni bir anayasa istiyorlar, kendilerini güvence altına alacak bir anayasa. Nasıl Kürtler kendilerini güvence altına almak istiyor, dindarlar da böyle bir talep içindeler. Fethullah Gülen pragmatist düşünüyor. "Biz daha çok eğitim kurumu açalım" diye bakıyor. Okullar lojistik merkezler gibi işliyor. O kadar büyük bir gruptan söz ediyoruz ki. Diyelim ki, ben şimdi Gülen'e sempatizansam, bir Fethullahçı değilim. Ama ben ülkeye yarar sağladığı, bu cemaatin sürmesi gerektiğini düşünüyorum.


CEMAAT DE AK PARTİ İÇİNDE İKTİDARDA MI?
Kanaat önderlerinin arzusu iktidardan uzak durmak olabilir ama dallanıp budaklanan cemaatte böyle bir arzu filizlenemez mi?
AK Parti'ye aday bile vermediler ama. Eskiden bütün cemaatler kendine göre hep aday gösterirdi. Öyle bir siyasi ilişki geliştirmediler. Fethullah Gülen cemaati iktidarda değil Ak Parti'yle. Ama o kadar büyük bir yapı ki, o yapı içinde insanların farklı düşünceleri olabilir.


ALEVİLERE BAKIŞI
Peki iki kesim birbirini yakından tanıyınca daha önceki önyargılar törpülenecek mi? Mesela mütedeyyin kesimin Alevilere, Ermenilere bakışı...
Muhafazakâr insanların Alevilere bakış açısı daha farklı olabilir. Onları kucaklarken, farklılıkları biraz gözden kaçırmak istiyorlar. Bilinçli bir ezmek amacı olduğunu düşünmüyorum. Siyasi iktidara gelip diğerlerini safdışı bırakmak gibi bir güçleri hiçbir zaman olmayacak. Onların da bir sınırı var. Bu kadar güçlenebilir, siyasi bir noktaya gelemez cemaat. Gülen'e bağlı bir harekettir bu, Gülen'den sonra bu kadar güçlü devam edemez. Bir tarikat değil bu, bu bir cemaat, giderek genişleyen, kolları olan bir yapı. Fethullah Gülen bir kişiye el vermeyeceğine göre, siyasi bir tehdit olarak sürmesi zaten mümkün değil. Bu hizmet devam edecek ama güç kaybedebilir

GÜLEN'İN TÜRKİYE'DE OLMASINI ÇOK ARZU EDERİM
Fethullah Gülen çok uzun zamandır yurtdışında. Dönme ihtimalini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Çok iyi olur. Ben ABD'ye gidemiyorum, gitsem görmek isterim. Türkiye'de olmasını çok arzu ederim ama o henüz olayların durulmadığını, kendisini gerekçe göstererek birtakım hareketlerin devam edebileceğini düşündüğü için buraya gelme lüzumunu belki de hissetmiyor

Yazdır   Önceki sayfa   Sayfa başına git  
  Toplam yorum 3   Onay bekleyen 0  


Yorumunuz editörlerimiz tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.
 
Üye girişi yapmadınız. Misafir olarak yorum ekleyebilirsiniz.
Misafir
30 Ocak 2012 Pazartesi 03:15
yahudilerin talmutu gibi bu cemaatında kenditalmutu var bunlar için kendiyollarına yarıyan herşey mübah yeterki kendi görüşleri olsun ve hertaşın altına bunları sokan güç abd desteğidir nazlı
Katılıyorum  Katılmıyorum  
%100
Misafir
30 Ocak 2012 Pazartesi 03:10
grencartı amerika vatandaşlığını alırken hangi kitabın üstüne yemin etmiş acaba?
Katılıyorum  Katılmıyorum  
%100
Misafir
29 Ocak 2012 Pazar 20:38
nqazili ilicak hic deyilse bir defa dogru bir sey soylese sanirm devrim olur bir defaya mahsus kivirmadan konusa gun donusur belki
Katılıyorum  Katılmıyorum  
%100
  Bu kategorideki diğer haberler


Bu komplo çok canlar yakacak...

Siyasi isimlerin serbest çağrışımlarını yazdı

Erdoğan'dan Ahmet Altan'a dava
»  Yine yeniden 'ANDIMIZ' tartışması
»  Memnuniyetsizliğin tek nedenini açıkladı
»  Erdoğan ve Özal Arasındaki Fark...
»  Yalaka diyenlere inat Erdoğan'ı övdü!
»  PKK sorununda yolun sorunu göründü mü?
»  Hani soykırım be vicdansız
»  Özdil'den soykırım iddialarına İstiklal Marşlı cevap
»  Ulusalcı yazar isyanda: Yetti artık
»  En büyük porno kolleksiyonu TSK'da!
»  'Devlet üzerine düşeni yapmadı!'
»  Birand: Asıl siz 2015'i bekleyin
»  Yazıcoğlu suikastinde ezberleri bozacak iddia
»  Hem Hrantçı Hem Ergenekoncu olmak...
»  Yılmaz Özdil: Teslim ol İzmir..
»  'Hepimiz Ermeni değiliz kardeşim...'
»  Zaman yazarında hükümete: NAMUSUN
»  Özkök'ten Dink davasına farklı çıkış
»  Otoban yapan 'O' adama özendiler
»  Birand kayıtta olmadığı anları da yazdı
»  Mayıs'ta gerçekten çok şey olacak mı?
»  Yazarlar Hrant davasını yorumladı
 
Alper Görmüş'ten darbecilere mesaj var
Nokta'da yayınladığı darbe günlüklerinin çok daha geniş halini yayınladığı İmaj ve Hakikat kitabı piyasaya çıkan Alper Görmüş Hür Soru Hür Cevap'ta...

04.05.2012  1536 okunma
Anneler hiç bu kadar 'tatlı' hediye görmedi!
Bu hafta Queen's Mutfak Firması'nın kurucularından Aylin Tümer'i ziyaret ettik.

11.05.2012  3 yorum  840 okunma
      Servan ALTIKANAT
      Siyaset
      Mustafa Lütfi KIYICI
      Siyaset
      Hale Özgür KIYICI
      Siyaset
      Necef UĞURLU
      Yaşam
      Z.Füsun KÜMET
      Eğitim
      M. Fatih Gediman
      Siyaset
      Azra Nurten Cevizci
      Siyaset
Koç 21 Mart - 20 Nisan
KOÇ: Yöneticilerinizle, babanızla, eşinizle ilişkinizde hala dikkatli olmalı ve yıkıcı davranışlar yerine değişmeyi, ...
 
  
  Liseli iki kuzen 16 gündür kayıp
Okul gezisine katılacaklarını söyleyerek evden ayrılan amca çocuğu ...
  Kayıp aile toprağa gömülmüş
GAZİANTEP'te geçen 3 Mart'ta kaybolan 45 yaşındaki Emine Düzkaya, ...
Sizce Aziz Yıldırım suçlu mu?
 
RSS

Add to Google
Hurhaber.com'da yayınlanan her türlü yazı ve haber kaynak belirtilmeden kullanılamaz.  Sayfalarımızda kaynak belirtilerek yayınlanan haberler ilgili kaynağa aittir ve bu haberlerin kopyalanması durumunda, tüm sorumluluk kopyalayan kişi / kuruma ait olacaktır. Başka kaynak veya gazeteden alıntı yazarlar ve site yazarlarına ait yazılardan dolayı Hür Haber sorumlu tutulamaz. Tasarım & Programlama