Hür Haber - Türkiye Haberleri

Hür Haber - Türkiye Haberleri

Hür Haber sitesinde son haberler , Türkiye ve dünyadan son dakika haberleri, siyaset, magazin ve spor dünyasından analiz ve özel gazete metinlerine ulaşabilirsiniz

SON DAKİKA
Sol Ok
Sağ Ok
Menü
Ara
Facebook Twitter
Hür Haber - Türkiye Haberleri ANASAYFAGÜNDEMSPORDÜNYAÖZEL HABERTEKNOLOJİSOSYAL MEDYAEKONOMİEĞİTİMOYUNMAGAZİN

Ozan Ceyhun

Avusturya Seçimi, AB için son “alarm” olmalı

Almanya'da AfD federal meclis grubu başkanı Alexander Gauland, Avusturya Seçim sonucuna çok sevinmiş. Bundestag'ta üçüncü büyük grup oluşturan aşırı sağcı partisinin Avusturya'da mecliste ikinci büyük grubu oluşturan aşırı sağcı FPÖ ile sıkı ilişkileri olduğunu açıklamış. Hiç şaşırmadık. Bir ay önce Almanya'da aynı başarıyı gösteren AfD'yi de ilk kutlayan Fransa'nın aşırı sağcılarının lideri Marine Le Pen olmuştu. Aşırı sağcıların AB genelinde çok iyi işleyen bir “network'leri” olduğunu biliyoruz. Demokrasiyi ve AB değerlerini savunmakla yükümlü partiler arasında “aşırı sağ tehlikeye karşı bir işbirliği” yok. Buna karşın AB'deki hatta Avrupa'daki tüm aşırı sağcı ve ırkçı partiler arasında sıkı bir işbirliği var. 

AB değerlerine kesinlikle karşı olan ve en “pespaye” popülist sloganlarla “insan haklarını ayaklar altına alırcasına” mültecilere, müslümanlara ve de özellikle Türklere karşı düşmanlıkta hiç bir “sınır tanımayan” Avrupa'nın aşırı sağcı ve ırkçıları maalesef Avusturya'da da kazandılar. Seçimden birinci parti olarak çıkma başarısını gösteren ÖVP ve yeni liderleri Avusturya Dış İşleri Bakanı Sebastian Kurz seçim sonrası yaptığı açıklamada “Avusturya'nın aşırı sağa kayışından duyduğu endişeyi” dile getirirken hiç de inandırıcı değildi. Bu konuda kendisi de sorumluluk taşımakta. Popülist demeçleri ve sloganları ile her zaman olduğu gibi seçmenin “kopyacıyı” değil “orijinal” olanı seçmesinde oldukça etkili oldu. Kısacası aşırı sağcı FPÖ'nün başarısında Sayın Kurz'un da maalesef oldukça payı var.
Avrupa'da ÖVP ve SPÖ gibi merkez partileri aşırı sağa ve ırkçılığa karşı mücadelenin “popülist söylev ve sloganlarla” olmaması gerektiği gerçeğini öğrenemedikçe Avrupa kıtasında aşırı sağcı ve ırkçıların önlenemez yükselişi maalesef devam edecek.
Avusturya Seçimi ile aynı gün gerçekleşen ve Almanya genel seçimi sonrası önemli bir gelişme olarak beklenen Niedersachsen Eyalet Meclisi Seçimi sonucu bazı çevrelerce bir “teselli” gibi değelendiriliyor olsa da gerçek öyle değil. Her ne kadar Almanya genel seçiminde büyük bir hezimete uğrayan SPD eyalet düzeyinde başarılı olup % 4,3 oyunu arttırarak birinci parti olma başarısını gösterdiyse de bu seçimin de asıl galibi % 6,2 oy oranına ulaşarak en fazla oyunu arttıran parti konumunda olan aşırı sağcı AfD. Niedersachen Eyaleti'nin yapısının aşırı sağcı düşünceler için pek elverişli olmadığını da göz önünde tutacak olursak Yeşiller'in % 5 oranında büyük bir oy kaybına uğradıkları bu eyalette artık mecliste AfD'nin oturacak olması demokrasi açısından oldukça vahim.
Niedersachsen Eyaleti'nde artık bir büyük koalisyon mu yoksa üç partili bir koalisyon mu olur her halükarda 21 gün içinde bir koalisyon hükümeti kurulduğunda muhalefette oturan bir AfD olacak.
Ancak Avrupa ve AB'nin geleceği açısından Avusturya Seçimi sonucu zaten oldukça kötü bir gelişme olmasına rağmen asıl şimdi kurulacak koalisyon hükümeti belki de “tehlike çanlarının” çalması için bir başka neden olacağa benziyor. ÖVP Başkanı Sebastian Kurz eğer koalisyon hükümetini aşırı sağcı FPÖ ile kuracak olursa AB açısından yeni bir “Haider Dönemi” gündeme gelecek. Üstelik “yeni Haider'ler” eskisinden çok daha tecrübeli ve başarılı. Avusturya'da koalisyona girdikleri takdirde bakanları AB nezdinde yönetim masalarında oturacak ve AB'nin geleceğinin belirlenmesinde söz sahibi olacaklar.
Dileriz Sebastian Kurz, FPÖ'ye bu olanağı vermez ve bunun için SPÖ'de üzerine düşen sorumluluğa uygun davranarak bir ÖVP-SPÖ koalisyonunu mümkün kılar. Ancak eğer sadece onları hükümete almamakla yetinilirse bu onların dört yıl sonra daha güçlü bir şekilde seçimden çıkmalarını engellemeyecektir.
Şimdi en başta AB ülkelerinin merkez partileri olmak üzere AB'nin kendi değerlerini savunma konusunda daha kararlı olması ve doğru politikaları uygulaması gerekiyor. İlk olarak aşırı sağcıların ve ırkçıların “kopyalanaral engellenebileceği” hatasına son verilmesi şart.
Mülteci ve müslüman düşmanlığına karşı atılması gereken adımlar “aşırı sağcıların” talep ettikleri değil tam tersine AB değerleri doğrulturunsa adımlardır. Mülteci sayısını kısıtlayarak bu mülteci sorunu çözülmez. Müslümanlara yönelik ayrımcı yasalar çıkarılarak aşırı sağın bu konuda “oy avcılığı” engellenemez. Tam tersine daha da “ırkçı taleplerin” dile getirilmesine neden olur.
AB'nin artık lafta kalmayan ve her maddesi uygulanan bir Göç ve Mülteciler Politikasına, bir ortak Göç Kanunu'na ve de barış içinde eşit koşullarda toplumsal yaşamın organize edilmesini mümkün kılacak tüm AB ülkeleri için geçerli ortak uyum politikalarına ihtiyacı var.
Bu hafta AB Liderler Zirvesi belki yine bu konuda bir adım atamayacak. Ancak en başta AP olmak üzere tüm AB kurumları artık bu konuda “lafla yetinmeyip” icraatler sunmak zorundalar. Avusturya Seçimi “tehlike çanlarının” çalındığı son uyarı olur inşallah!

  YORUM YAP / YORUM OKU
OZAN CEYHUN DİĞER YAZILARI
Yazarlar Foto Galeri Video Galeri Günün Haberleri

ANASAYFA | GÜNÜN HABERLERİ | KÜNYE | REKLAM | RSS
Hurhaber.com'da yayınlanan her türlü yazı ve haber kaynak belirtilmeden kullanılamaz. Sayfalarımızda kaynak belirtilerek yayınlanan haberler ilgili kaynağa aittir ve bu haberlerin kopyalanması durumunda, tüm sorumluluk kopyalayan kişi / kuruma ait olacaktır. Başka kaynak veya gazeteden alıntı yazarlar ve site yazarlarına ait yazılardan dolayı Hür Haber sorumlu tutulamaz.




Gündem Spor Dünya Özel Haber Teknoloji Sosyal Medya Ekonomi Eğitim Oyun Magazin Yaşam 3.Sayfa Astroloji Sağlık Medya Analiz Kadın Ramazan Kültür Sanat Ajans Dizi Sinema English