Hür Haber - Türkiye Haberleri

Hür Haber - Türkiye Haberleri

Hür Haber sitesinde son haberler , Türkiye ve dünyadan son dakika haberleri, siyaset, magazin ve spor dünyasından analiz ve özel gazete metinlerine ulaşabilirsiniz

SON DAKİKA
Sol Ok
Sağ Ok
Menü
Ara
Facebook Twitter
Hür Haber - Türkiye Haberleri ANASAYFAGÜNDEMSPORDÜNYAÖZEL HABERTEKNOLOJİSOSYAL MEDYAEKONOMİEĞİTİMOYUNMAGAZİN

Ozan Ceyhun

Avrupa’da sadece ırkçı partiler ırkçılık yapmıyor!

Avrupa Birliği dendiğinde aklımıza ilk gelen “Kopenhag Kriterleri” olurdu eskiden.

Avrupa Birliği dünya genelinde örnek bir yapıydı. İnsan haklarının ve ırkçılığa karşı mücadelenin kalesiydi.

İnanç ve fikir özgürlüğüne yönelik ilke ve kriterleri bir çok başka ülkenin umuduydu.

Peki ne oldu bu Avrupa Birliği'ne?

Geçmişte ırkçılığa karşı mücadele ederken en çok güvendiğimiz AB bugün ırkçılığın zirve yaptığı bir birliğe dönüştü.

Son olarak geçtiğimiz Pazar Günü Macaristan'da gerçekleştirilen referandum eskiden ancak ırkçı beyazlar tarafından yönetilen Güney Afrika Cumhuriyeti ya da Rodezya gibi ülkelerde gündeme gelebilirdi. Eski Güney Afrika Cumhuriyeti ya da Rodezya'da ırkçı beyazlar “ülkemizde daha fazla siyah istemiyoruz” diye bir referandum yapsa o zamanlarda AB kıyameti koparırdı. AB'de insan hakları ve ırkçılığa karşı mücadelede aktif olan stk'lar eylemler yapar böylesine bir “ırkçı referandumu” protesto ederledi.

Şimdi ise Macaristan'da açık bir şekilde dile getirilmese de “müslümanları istemiyoruz” hedefine yönelik bir referandum yapıldı ve AB genelinde eskiden olduğu gibi “kıyamet” kopmadı! Oysa geçmişte sadece “ırkçı bir politikacı olan Haider” Avusturya'da seçim kazandığında tüm AB genelinde büyük protestolar gündeme gelmişti. Şimdi ise büyük bir sessizlik var.

AB'nin 160 bin sığınmacıyı üye ülkeler arasında belirli kotalarla dağıtma planında, sadece bin 294 sığınmacı kabul etmesi gereken Macaristan'da "Avrupa Birliği'nin, Macar vatandaşı olmayan kişileri, Ulusal Meclisin onayı olmadan Macaristan'a yerleştirmesine karar vermesini kabul ediyor musunuz?" sorusunun yöneltildiği referandum sadece ırkçı bir referandum değil aynı zamanda tüm AB değerlerini ve kurallarını da ayaklar altına alan bir uygulama.

Geçmişte Stalin Rusya'sına baş kaldıran Macaristan bu referandum ile Stalin politikalarına özenmişe benziyor.

Maalesef AB'de tek Macaristan değil ırkçılık adına “alarm çanlarının çaldığı” ülke.

Almanya'da aynı Macaristan'da olduğu gibi “müslüman sığınmacılara” karşı ırkçı slogan ve söylevlerle girdikleri her seçimden başarıyla çıkan ırkçılar gelecek yıl yapılacak olan federal seçimlerde de büyük bir başarı sağlama yolunda ilerlemekteler. Fransa'nın ünlü ırkçıları gelecek yıl yapılacak seçimlerde alacakları beklenen seçim sonucuyla şimdiden tüm demokratları ürkütmekteler. Avusturya'da son olarak Cumhurbaşkanlığı seçiminde “müslüman sığınmacılara” karşı slogan ve söylevleri ile yetinmeyip belinde taşıdığı tabancayla da kendinden söz ettiren ırkçı adaya verilen destek demokrasi adına oldukça vahim bir gelişme. Hollanda'da ırkçılar her seçimde daha fazla güçlenmekteler. İngiltere ya da Belçika'da durum farklı değil.

AB'de merkez partileri ve yeşil ya da radikal sol partiler gibi partiler “müslümanlara”, “Türklere” ya da son ayların yeni modası haline gelen “Türkiye'ye ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a” yönelik “düşmanca” söylev yarışı yaparken ırkçılar da ellerini ovuşturmaktalar. Çünkü her zaman orjinal olan caziptir ve “ırkçı” sloganları kopyalayanlar ya da benzeri içeriklerle ırkçılar ile aynı oylara talip olanlar hep kaybederler.

Son aylarda Avrupa ülkelerinde medyada sadece müslümanlara ya da genel olarak Türklere yönelik olarak değil aynı zamanda Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a yönelik olarak yazılanlar ve söylenenler özünde ırkçı partilerin ekmeğine yağ sürmekte.

Almanya'da Köln kentinde Türkiye'de 15 Temmuz'da verilen demokrasi mücadelesine destek olmak amacıyla yapılan bir mitingte Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın video konferans aracılığıyla kısa bir mesaj vermesinin yasaklanmasını ırkçılar rüyalarında görse inanmazlardı. Ellerinde olanak olsa bu mesajın verilmesini yasaklatmak isteyen ırkçı gruplar böyle bir yasağın hayata geçtiğini gördüklerinde en fazla sevinenler oldular. Oysa Almanya'nın NATO mütttefiki Türkiye'nin Cumhurbaşkanının on beş, yirmi dakikalık bir video-konferans mesajının kime ne zararı olurdu? Ancak işte böyle yanlış uygulamalar özellikle “müslüman, Türk ve Türkiye düşmanı” ırkçıları cesaretlendirmekten başka bir işe yaramamakta.

AB ülkeleri parlamentolarında sözde insan hakları savunucusu olduklarını iddia eden “yeşiller” ya da “sol parti isimli” partilerin mensupları Türkiye'ye ve demokratik seçimle seçilmiş Cumhurbaşkanına yönelik öyle çirkin sataşmalar yapıyorlarki bu bulundukları ülke kamuoylarında ırkçıların “Türkiye düşmanı” slogan ve söylevlerini desteklercesine etki yapıyor.

“Müslümanların demokrasi düşmanı” olduğu çirkin propagandasını yapan Avrupalı ırkçılar bir “Yeşil milletvekili” çıkıp da “Türk askerleri sınırda Suriyeli sığınmacıları tarıyor” ya da sol parti mensubu bir politikacı “Türk ordusu Kürtleri bombalıyor” şeklinde yalan söylediklerinde amaçlarına daha kolay ulaşıyorlar. Yeşil, ya da sözde solcu politikacıların Türkiye hakkında ya da Cumhurbaşkanına yönelik olarak sarfettikleri her yalan ve çirkin iddia ırkçılar tarafından “müslüman düşmanlığında” bir “tasdik” olarak istismar ediliyor.

Artık öyle bir hale geldiki Avrupa'da yaşayan müslümanlar ve özellikle Türkler “ırkçılardan mı yoksa yeşil ya da sözde solcu politikacılardan mı daha fazla korksunlar” sorusuna cevap vermekte güçlük çekiyorlar.

Çünkü “Türkiye düşmanlığı” konusunda yeşil ya da sol partili politikacılar neredeyse ırkçı politikacılarla yarış eder haldeler.

Bu nedenle Avrupa'da yaşayan müslümanlar, ırkçı partilerin seçim başarıları dile getirildiğinde son yıllarda yeşil ve sol partilerin pratiğini düşünerek yutkunmak zorunda kalıyorlar.

Artık Avrupa'da “ırkçılık” söz konusu olduğunda sadece ırkçı grup ve partiler korkutmuyor müslümanları!

Haklı olarak soruyorlar “ne oldu Avrupa Birliği'ne?” diye.

Irkçılıkla mücadele etmesi gereken AB üyesi ülkelerin bazı hükümetleri uygulamaları ile sadece ve sadece ırkçıları cesaretlendirmekte.

Bu gidiş iyi bir gidiş değil. AB ülkelerinin demokrat politikacılarının bir öz eleştiri yapma ve bu duruma müdahale etme zamanı geldi de geçiyor. Sırf Türkiye'ye ya da Recep Tayyip Erdoğan'a karşı olmak uğruna ırkçılara malzeme olacak politikalar özünde en çok AB'nin kendisine zarar veriyor. AB'de ciddi bir ırkçılıkla mücadele sorunu var. Bu aynı zamanda ciddi bir demokrasi sorunu!

  YORUM YAP / YORUM OKU
OZAN CEYHUN DİĞER YAZILARI
Yazarlar Foto Galeri Video Galeri Günün Haberleri

ANASAYFA | GÜNÜN HABERLERİ | KÜNYE | REKLAM | RSS
Hurhaber.com'da yayınlanan her türlü yazı ve haber kaynak belirtilmeden kullanılamaz. Sayfalarımızda kaynak belirtilerek yayınlanan haberler ilgili kaynağa aittir ve bu haberlerin kopyalanması durumunda, tüm sorumluluk kopyalayan kişi / kuruma ait olacaktır. Başka kaynak veya gazeteden alıntı yazarlar ve site yazarlarına ait yazılardan dolayı Hür Haber sorumlu tutulamaz.




Gündem Spor Dünya Özel Haber Teknoloji Sosyal Medya Ekonomi Eğitim Oyun Magazin Yaşam 3.Sayfa Astroloji Sağlık Medya Analiz Kadın Ramazan Kültür Sanat Ajans Dizi Sinema English