Hür Haber - Türkiye Haberleri

Hür Haber - Türkiye Haberleri

Hür Haber sitesinde son haberler , Türkiye ve dünyadan son dakika haberleri, siyaset, magazin ve spor dünyasından analiz ve özel gazete metinlerine ulaşabilirsiniz

SON DAKİKA
Sol Ok
Sağ Ok
Menü
Ara
Facebook Twitter
Hür Haber - Türkiye Haberleri ANASAYFAGÜNDEMSPORDÜNYAÖZEL HABERTEKNOLOJİSOSYAL MEDYAEKONOMİEĞİTİMOYUNMAGAZİN
Altan'dan Genelkurmay'a sert yanıt!

Altan'dan Genelkurmay'a sert yanıt!

Genelkurmay Başkanlığı'nın Dağlıca açıklamasını değerlendiren Taraf yazarı Ahmet Altan, oldukça sert bir yazı kaleme aldı

Genelkurmay Başkanlığı'nın Dağlıca haberleriyle ilgili açıklamasını değerlendiren Taraf yazarı Ahmet Altan, oldukça sert bir yazı kaleme aldı. Altan'ın yazısı aynı zamanda Genelkurmay açıklamasına yanıt verir mahiyette:
- Adalet cesaret isterÂ…

Hrant Dink"in ölüm yıldönümünde eşi Rakel Dink"in acılı sesini duydum.
Eşini öldürten o karanlık ilişkilerin hesabının sorulmamasından yakınırken, “adalet cesaret ister” diyordu.

Doğru söylüyordu.

Ve hepimizi utandıracak bir gerçeği açıklıyordu:
Hala adalet için cesarete ihtiyaç vardı bu ülkede.
Eğer “adalet için cesarete ihtiyaç duyuluyorsa” orada devlet gerektiği gibi işlemiyor demektir.
Devlet, cesarete gerek duymadan adalete ulaşılmasını sağlayacak bir örgüttür çünkü.

Ama burada devlet yok, adalet yok, cesaret de yok.
Adaletsiz, cesaretsiz, örgütsüz bir bulamacın içinde sanki her şey olması gerektiği gibiymiş gibi davranarak yuvarlanıp gidiyoruz.
Siyasi iktidarımız ise kendini başka bir ülkenin iktidarı sanıyormuş intibaı veriyor.

Buradaki hiçbir hukuksal sorun onu ilgilendirmiyor.
Türban hariç tabii.
Bizim siyasi iktidarımız “türbandan sorumlu” sadeceÂ…
Gerisi onun alanına girmiyor.

Birileri vuruluyormuş, suikastler, saldırılar oluyormuş, suçlular yakalanmıyormuş, yakalananlar serbest bırakılıyormuşÂ…
Bunlar bizim iktidarımızı hiçbir şekilde ilgisini çekmiyor.
İktidardaki kardeşlerimiz biraz “ürkek” tabiatlı çünkü; duymak, görmek, söylemek, onların bünyesine pek uygun düşmüyor.
Tabii siyasi iktidar böylesine ürkek ve suskun olunca başkaları konuşuyor.
Genelkurmay Başkanlığı kalkıp bir açıklama yapıyor.
Açıklama, Dağlıca ile ilgili.

Tabii buna pek “açıklama” denmez, bir şey açıklamıyor çünkü, daha ziyade korkutma ve tehdit üzerine bir metin.
Şöyle diyor örneğin:

“Ordu karşıtlığını siyasi ve ekonomik rant aracı yapan bazı çevreler, Türk Silahlı Kuvvetlerine seviyesiz bir şekilde saldırmak için, bu olayı saptırarak kendi amaçları doğrultusunda kullanmaktadırlar.”
Dağlıca baskını üzerine giden gazete biziz.
Dürüst birkaç yazardan başka kimse bu olayı sorgulamadı, hele siyasilerden ses bile çıkmadı, ödleri patladı onların.

Şimdi bunu yazan paşalara sormak istiyorum:
Biz, “Dağlıca baskınında neler oldu” diye sorarken bundan kendimize nasıl “siyasi ve ekonomik rant” sağlıyoruz?
Külliyen yalan bu.
Yazarken bunun yalan olduğunu bilmiyorlar mı, biliyorlar. Niye böyle bir şey yazıyorlar peki?
Bir ülkenin Genelkurmay"ına yakışır mı bu?

“Olayda şüphe, önyargı ve kinle üretilmiş iddialar ön plana çıkarılmakta; Dağlıca"da aynı zamanda hain bir saldırının 12 vatan evladının kan ve canları pahasına püskürtülerek, bir fedakarlık örneği sergilendiği göz ardı ediliyor.”
Biz de tam bunu soruyoruz işte.
O 12 çocuk niye öldü?

Askeri açıdan gerekli bütün tedbirler alındığı halde mi öldü o çocuklar?
Genelkurmay “bütün tedbirler alındı” diyorsa, o tedbirleri açıklasın.
“Alınmadı” diyorsa tedbir almayanlar hakkında ne yapıldığını söylesin.
O baskından sonra sadece PKK"nın alıp götürdüğü “sekiz asker” tutuklandı.
Onlar mı gerçekten o baskından sorumlu olanlar?
PKK"nın daha bir hafta önceden katırlarla yığınak yaptığı, baskın günü telsizlerle konuştuğu bilindiği halde nasıl bir hazırlık yapıldı bu baskına karşı?
Niye bölük komutanları izindeydi?
Niye tabur komutanı yerinde değildi?
Niye, askerlerin iddialarına göre, PKK"nın geliş yönündeki üç mevzi boşaltılmıştı?
Niye hedef gösterir gibi sis ışıkları yakılmıştı?
Askerlikte baskına karşı bunlar mı yapılıyor?
Bunların sorumlusu hapisteki sekiz asker mi?

Açıklamada, ordunun “köklü bir özeleştiri geleneği” bulunduğu da söyleniyor.
Nedense ben ordunun yaptığı tek bir “özeleştiri” örneği bile hatırlayamadım.
Acaba Dağlıca ile ilgili bir özeleştiri de yapabilirler mi?
Bakın, biz çok basit ve çok net sorular soruyoruz.
Bir gazetenin “işi” budur.

Topluma ve parlamentoya karşı sorumlu olan Genelkurmay"dan da aynı basitlik ve netlikte cevaplar bekliyoruz.
O gece Dağlıca"da neler oldu?

Neden bütün suç esir düşen sekiz askerin üstüne yıkıldı?
Bu sorulara cevap vermeyen hiçbir açıklama gerçek açıklama değildir.
Bir de, açıklamada tehditkar ve korkutucu bir üslup var.
Paşalara şunu söylemek isterim, biz korkmak için çok ihtiyarız.
Bundan vazgeçsinler.
Yazarların ensesinden vurulduğu bir ülkede yaşadığımızın fevkalade farkındayız.

Ama yaşadığınız ülkede çocuklar haksız yere hapse atılıyorsaÂ…
Vurulan yazarları öldürtenler araştırılmıyorsaÂ…
Utanıyorsunuz.

Utanılacak işler yapılan bir ülkede sesini çıkarmadan yaşamak ise bazıları için ölmekten daha kötüdür.

Bilmem, anlatabiliyor muyumÂ…
  YORUM YAP / YORUM OKU
BU HABERİ OKUYANLAR BUNLARI DA OKUDU
Yazarlar Foto Galeri Video Galeri Günün Haberleri

ANASAYFA | GÜNÜN HABERLERİ | KÜNYE | REKLAM | RSS
Hurhaber.com'da yayınlanan her türlü yazı ve haber kaynak belirtilmeden kullanılamaz. Sayfalarımızda kaynak belirtilerek yayınlanan haberler ilgili kaynağa aittir ve bu haberlerin kopyalanması durumunda, tüm sorumluluk kopyalayan kişi / kuruma ait olacaktır. Başka kaynak veya gazeteden alıntı yazarlar ve site yazarlarına ait yazılardan dolayı Hür Haber sorumlu tutulamaz.




Gündem Spor Dünya Özel Haber Teknoloji Sosyal Medya Ekonomi Eğitim Oyun Magazin Yaşam 3.Sayfa Astroloji Sağlık Medya Analiz Kadın Ramazan Kültür Sanat Ajans Dizi Sinema English