27 Kasım 2014 Perşembe | Günün Haberleri | Giriş Sayfa Yap | Künye | Reklam
New York borsası rekorla kapandı
Putin'in Türkiye ziyareti öncesi Rusya'da önemli görüşme
HDP'den İmralı öncesi iki önemli görüşme
42 havalimanında o hizmet kaldırıldı ! Aralarında Sabiha Gökçen de var
Haluk Koç 'Ben diktatör olacağım'
Tuğçe Albayrak'ın babası: 'Bizim için şehittir'
Çiçek'ten Kılıçdaroğlu'na: Yalan söylüyor
Deniz Baykal'dan Erdoğan'a eleştiri
Feyyaz Uçar: TFF'ye hakkımı helal etmiyorum
Hürhaber Logo
SİYASET     SPOR     DÜNYA     MEDYA     EKONOMİ     OYUN     SOSYAL MEDYA     MAGAZİN     SAĞLIK     TEKNOLOJİ     SEÇİM     TÜMÜ

İnönü'nün Hitlere yazdığı o mektup

Hitler ile İnönü'nün 1941 Mart'ındaki mektuplaşmasından ayrıntılar.




Radikal yazarı Altan Öymen, İsmet İnönü ile Hitler'in mektuplarını yayımladı. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın İnönü'ye karşı bir karalama kampanyası başlattığını savunan Öymen, Hitler'in İnönü'ye yazdığı mektupta verdiği gözdağına, İnönü'nün de nazik kelimelerle, fakat kesin bir şekilde, Türkiye"nin kendini savunmaya kararlı olduğunu belirttiğini ve aynı ifadeyle de İnönü'nün de gözdağı verdiğini yazdı:

Hitler ile İnönü'nün 1941 Mart'ındaki mektuplaşması

Almanya"yı 1933"ten 1945"e kadar yöneten ve dünyayı İkinci Dünya Savaşı"na sürükleyen Adolf Hitler ve o savaşa girmemeyi başaran 1938-1950 arasındaki Türkiye Cumhurbaşkanı İsmet İnönü.

HİTLER'İN İNÖNÜ'YE MEKTUBU

İNÖNÜ'NÜN HİTLER'E MEKTUBU

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan öncülüğünü yaptı. İnönü"ye karşı bir karalama kampanyası başlatıldı.
Hangi İnönü"ye?.. Bundan 37 yıl önce vefat eden İsmet İnönü"ye... Halk arasındaki adıyla İsmet Paşa"ya...
Bu kampanyanın konuları yeni değil... İlk defa 1950"li yıllarda başlamıştı. Ben o günlerde gazeteciydim. O kampanyayı çok iyi hatırlıyorum. Son kitabımda ("Öfkeli Yıllar"da) anlatmıştım. Burada da bir özet yapayım:
İsmet Paşa, malûm, Kurtuluş Savaşı"nda İnönü muharebesinin komutanı, savaştan sonra Lozan Antlaşması"nın başdelegesi gibi görevlerinden sonra, Atatürk"ün Cumhurbaşkanlığı"nda 13 yıl başbakanlık, 1938"de Atatürk"ün ölümünden sonra 12 yıl Cumhurbaşkanlığı yapmış bir devlet adamı. 1925"ten itibaren (1930"daki Serbest Fırka denemesi hariç) 20 yıl boyunca tek parti rejimi altında bulunan Türkiye"yi 1945"ten itibaren demokratik rejime geçirmenin öncüsü o...
1950 seçimi sonucunda da, seçimi kaybeden CHP"nin genel başkanı olarak, yeni Cumhurbaşkanı Celal Bayar"ı tebrik edip, muhalefet görevini üstlenmiş... CHP"nin o seçimde Demokrat Parti"nin yüzde 53 oranındaki oyuna karşı aldığı oy yüzde 40"a yakın. Ama o zaman da -bugünkü gibi- "birinci parti" lehine işleyen seçim sisteminin (il bazındaki çoğunluk sistemi), sonucu olarak, Meclis"teki milletvekili sayısında çok geri kalmış. Demokrat Parti"nin 408 milletvekili var. (Meclis"teki oranı yüzde 83.7), CHP"nin milletvekili sayısı ise 69 (oranı 14)...
Demokrasinin ilk yıllarını yaşayan Türk siyaseti, bu tablo içinde daha çalkantılı haline gelmiş...
İktidarın, Meclis"te temsil oranının aldığı oy oranından çok daha yüksek olmasından doğan özgüven içinde, bazı siyasetçileri "rövanşist" duygulara kapılmış...
O "anti-İnönü" kampanya başlamış...
Kampanyanın stratejisini anılarımda şöyle yazmışım:
“CHP yöneticilerine hücum edilecek... Partinin yirmi yedi yıllık icraatı kötülenecek...
Tabii, bunun sorumluluğu Atatürk"e değil, İnönü"ye yüklenecek... CHP"nin iktidar yılları, "Atatürk dönemi-İnönü dönemi" diye ikiye ayrılacak. Atatürk dönemiyle ilgili eleştiri konuları için Atatürk değil, dönemin başbakanı İnönü hedef alınacak.
Ama "başbakanlık" konusunda dikkatli davranılacak. Çünkü, Atatürk döneminde bir de Celal Bayar"ın bir yıllık başbakanlığı var. Ve o bir yıl, Bayar"ın en büyük övünç kaynağı... O süre, eleştiri dışında tutulacak.
Atatürk"ten sonraki dönemde ise başbakanların önemi yok. Baş sorumlu, Cumhurbaşkanı İnönü. Ona yüklenilmeye devam edilecek...
Üstelik bu eskisine göre çok daha kolay... İnönü cumhurbaşkanıyken ona hakaret etmenin cezası vardı. Ona yönelik hücumlarda genel ifadeler kullanılıyordu. İnönü"nün ismi geçirilmiyordu. "Şunlar yapıldı, bunlar yapıldı" gibi "pasif cümle"ler kullanılıyordu... Ki, o yüzden dava açılırsa, hakim karşısında "Ben sayın cumhurbaşkanını kastetmedim, yönetimdeki zihniyeti kastettim" denilebilsin...
Şimdi artık ne İnönü"nün cumhurbaşkanlığı vardı, ne de ondan söz ederken dikkatli olma zorunluluğu... DP"nin sertlik yanlısı militanları, İnönü hakkında muhalefetteyken akıllarından geçirip de yapamadıkları her suçlamayı yapabilirlerdi.”
O suçlamalar arasında neler yoktu ki:
İkinci Dünya Savaşı sırasında Avrupa"da savaşa giren girmeyen tüm ülkelerde uygulanan tüketim sınırlamaları şu şekilde sloganlaşmıştı:
“İnönü ekmeği vesikayla verdirdi”.
Atatürk"ün ölümünden sonra, Merkez Bankası"nın Atatürk döneminde oluşmuş mevzuatının kurallarına göre "Paralarda devlet reisinin resmi olur" kuralının uygulanması, şu şekilde yorumlanmıştı:
“İnönü, Atatürk"ün resmini paralardan çıkarttı. Kendi resmini koydurdu... Çünkü Atatürk"ü unutturmak istiyordu.”
İddialar insafsızdı. İnönü, Atatürk"ü unutturmak bir yana, ona -o zamanki deyimle- "ebedi istirahat yeri" olarak, Avrupa"nın en görkemli anıtını inşa ettiren kişiydi. Atatürk"ün "Gençliğe hitabesi"yle birlikte, kendisinin Atatürk"e "Vatan sana minnettardır" diye hitap eden beyannamesi tüm okullarda yanyana asılı olan bir dönemin cumhurbaşkanıydı.
1950"nin ilk yıllarında bunlar, o dönemi yaşayan insaflı gözlemciler tarafından anlatılıyordu. Ama bir kısım iktidar mensupları bunlarla birlikte aslı astarı olmayan birçok iddiayı sıralamaktan bıkmıyorlardı.
***
Evet, 1950"den sonraki yıllarda, İsmet Paşa"ya çok hücumlar yapıldı. İktidar kadroları arasında, onun adını tarih kitaplarından çıkaranlar, adını her yerden silenler oldu. Ona ceza verilmesini önerenler de oldu. Bazıları, cezaları açık artırmaya çıkarır gibi artırdılar. Bir siyasetçi, “Yurtdışına sürgüne gönderilmeli” dedi. Bir diğeri onu da az buldu, idam edilmesini istedi...
Ama bütün bunlar, demokrasiye ilk geçişimizdeki çalkantılar sırasındaki talihsizliklerdi.
Bunlar zamanla duruldu. Bir gün geldi, birbiriyle çok şiddetli tartışmalar içine giren siyasetçiler, birbirlerini anlamaya başladı. Gerçekler ortaya çıktı. Bütün o manasız karalamalar, suçlamalar ortadan kalktı...
***
İsmet Paşa"ya karşı, bugünkü karalamalara gelince... Bunların pek çoğunun hiçbir yeni tarafı yok... Hepsi 1950"lerin ilk yıllarında somut iddialar olarak da ortaya atılmış ve bizzat İsmet Paşa tarafından somut olarak cevaplandırılmıştır.
Ama biri var ki, bu 2010 yılının icadı olarak ortaya çıkıyor. İnönü"nün Hitler"e özenmesi, bıyığının bile benzemesi...
Buna ek olarak da bazı olaylar, şimdiye kadar işitmediğimiz bir şekilde yorumlanıyor.
Örnek, Hitler"in 1941 yılında İnönü"ye yazdığı bir mektubun İnönü Türkiyesi"nin Hitler Almanyası"na "müzahir" bir dış siyaset izlediği anlamına geldiği yolundaki yorumdur.
Bugün burada o mektup ile İnönü"nün o mektuba verdiği cevabın metinlerini yayınlıyorum. Bu metinler uzun yıllar gizli kalmıştı. Türk basınında 1967 yılında İkinci Dünya Savaşı"yla ilgili olarak, benim yaptığım bir araştırma sırasında ilk defa yayınlanmıştı.
Hikayesinin özeti şudur:
İkinci Dünya Savaşı"nın üçüncü yılı olan 1941 yılının mart ayında, Avrupa"nın Fransa dahil, Norveç dahil büyük kısmını işgali altına alan Hitler orduları Balkanlara da girer. Romanya"dan geçerek Bulgaristan"ın da izniyle güneye iner, Yunanistan"a doğru ilerler.
Türkiye açısından bakıldığında, hedefin Türkiye olması muhtemeldi. Zaten, savaş sonrasında Alman arşivlerindeki belgeler incelendiğinde şu görülecekti: Alman Genelkurmay"ı o sırada, Türkiye"yi de işgal ederek doğudaki ve Ortadoğu"daki diğer hedeflerine yönelmek için planlar hazırlamıştı.
Türkiye bu ihtimale karşı Trakya"da çok yoğun savunma önlemleri almıştı. "Çakmak hattı", "Çatalca hattı" deyimleri, o dönemi yaşayanların hatırlarındadır. Eğer Alman orduları Bulgaristan"dan Türkiye"ye geçmeye teşebbüs ederlerse her türlü direniş hareketi gösterilecekti. Ayrıca Alman birlikleri Trakya"da başarılı olursa, İstanbul boşaltılacak, nüfusunun bir kısmı Anadolu içlerine gönderilecek ve İstanbul ordu tarafından sonuna kadar savunulacak.
İşte, Türkiye"nin bu planlamalar ve hazırlıklar içinde bulunduğu bir sırada Hitler"den İnönü"ye "3 Mart 1941" tarihli bir mektup geldi.
Hitler mektubu, özel treninde yazmış ve Ankara"ya özel kuryeyle göndermişti. “Ben sizin ülkenize saldırmayacağım” diye sözlü güvence veriyordu. Nazik bir üslup içinde, Bulgaristan"daki askerlerini Türk sınırına yaklaştırmayacağını bildiriyordu.
Fakat bunun yanında bir de gözdağı veriyordu. Şöyle:
Bu güvence, “Türk hükümeti bizi bu tutumumuzu değiştirmeye mecbur edecek önlemler almaya yönelmezse...” geçerli olacaktı...
Buna İnönü 12 Mart 1941 günü cevap verdi.
Cevap da, İnönü de nazik kelimelerle, fakat kesin bir şekilde, Türkiye"nin kendini savunmaya kararlı olduğunu belirtiyor, Hitler"in verdiği güvenceye teşekkür ediyor, aşağı yukarı aynı ifadeyle o da gözdağı veriyordu:
Türkiye"nin de, Alman birliklerine karşı tutumu "aynı şekilde" olacaktı. Ama tabii, o güvence de ancak “Alman hükümeti, Türk hükümetini, bu tutumunu değiştirmeye mecbur edecek önlemler almaya yönelmediği sürece...” geçerli olacaktı.
Bugün burada mektupların metinlerini aşağıdaki sütunlarda yayınlıyorum.
Milliyet"teki ilk yayınlanışı sırasında da belirtmiştim. Bunu inceleyen bir Alman araştırmacı (Lothar Krecker), Türk-Alman ilişkilerini inceleyen bir araştırmasında bu mektuplaşma için özetle şu yorumu yapmıştı:
“O sıralarda kudretinin zirvesinde olan Hitler, bu gibi sözlere nadiren muhatap olmuştu. Ondan sonra, Türkiye"yle ilişkilerinde daha dikkatli olma gereğini hissedecekti.”
Başka bir şey eklemeye gerek yok.
Bu mektuplaşmadan herhalde, İnönü Türkiye"sinin Hitler"e müzahir olduğu anlamı çıkmaz. Her türlü baskı karşısında başı dik bir bağımsız devlet olarak, kendini her saldırgana karşı korumaya hazır olduğu anlamı çıkar.
    DİĞER SİYASET HABERLERİ
  1     2     3     4     5     6     7     8     9     10  
Davutoğlu'nun yeni kabinesinin başarılı olacağına inanıyor musunuz?
DOLAR
2.22
EURO
2.76
BİST
63.54
ALTIN
84,93
Hava Durumu
ISTANBUL   10 / 5
İlginç Bilgiler Haberleri
Hür Soru Hür Cevap Haberleri
Acil kayıp aranıyor Haberleri
Sevimli Patiler Haberleri
HürYaşam Haberleri
Astroloji Haberleri
Yerel Haber Haberleri
English News Haberleri
Ramazan Haberleri
Siyaset Haberleri
Spor Haberleri
Dünya Haberleri
Medya Haberleri
Ekonomi Haberleri
Oyun Haberleri
Sosyal medya Haberleri
Magazin Haberleri
Avrupa Birliği Haberleri
Sağlık Haberleri
Belediyeler Haberleri
Anasayfa
Künye
İletişim
Reklam
Facebook
Twitter
Sitene Ekle

Hurhaber.com'da yayınlanan her türlü yazı ve haber kaynak belirtilmeden kullanılamaz. Sayfalarımızda kaynak belirtilerek yayınlanan haberler ilgili kaynağa aittir ve bu haberlerin kopyalanması durumunda, tüm sorumluluk kopyalayan kişi / kuruma ait olacaktır. Başka kaynak veya gazeteden alıntı yazarlar ve site yazarlarına ait yazılardan dolayı Hür Haber sorumlu tutulamaz.